Özdemir İnce

Sakın Tengri’ye dokunma!

10 Ocak 2020 Cuma

29.12.2019 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Ozan Çepni kardeşimizin “Tarihöncesine başlıklı haberini  okudum: Yök olasıca YÖK “Gençlik Ruh Sağlığı” konulu bir çalıştay yapmış. Meğer Başyücelik hükümetinin “dindar civciv” çıkarmak çabalarına karşın kuluçkaya yatan tavuğun altındaki yumurtalardan değişik biderden (tohum) civcivler çıkıyormuş. Ne yapacağını şaşıran KÜMESYÖK’e, piliç sandığı gençler arasında yaygınlaşan eleştiri ve farklı yaklaşımların önünü kesmek için, din adamlarının devreye sokması önerilmiş. Bu çalıştaya, İçişleri Bakanlığı adına, her nedense, Bilgi Toplama Dairesi Başkanı Ömer Ulu da katılmış ve konuşmasında keramete çarpıcı önerilerde bulunmuş.


***


Ömer Ulu, gençlerin ruh sağlığına ilişkin dini içerikli sunumunda yöneticiler, aile, öğretmen, belediye, medya, güvenlik birimleri, ordu ve din adamlarının rolüne ilişkin öneri ve değerlendirmelerde bulunmuş. Önerici Ömer Ulu, gençlerin “gergin, kaba, hiçbir şeye saygı duymayan, birbirine güvenmeyen ve herkese kuşkuyla bakan, sadece maddiyatı önceleyen bir sosyolojik atmosfer içerisinde” olduğunu söylemiş.


***


Söylemiş de bu gençlerin büyük bir bölümü, CEHAPE’nin ceberut ve ezansız döneminde değil,  Başyüce’nin saltanat-ı İslamiyyesinde yumurtadan çıktı. Bu, 7-12 yaşları arasında çocuklar CEHAPE döneminde olduğu gibi her sabah Türküm, doğruyum, çalışkanım./ Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,/ yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir./ Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir./ Varlığım Türk varlığına armağan olsundiye yemin ettikleri için “gergin, kaba, hiçbir şeye saygı duymayan, birbirine güvenmeyen ve herkese kuşkuyla bakan, sadece maddiyatı önceleyen bir sosyolojik atmosfer içerisinde” değillerdi. Tam tersi! Ben o yemini ettim ve 84 yaşımda aslan gibiyim!

Başyücelik rejimi bu sağaltıcı andı, ırkçı (!) ve ayrımcı (!) olduğu yargısıyla yasakladı. Yerine, Arabi dilde, anlamını bilmedikleri dualar öğretti. Çocuklar şallakmallak oldu, duayı unuttukları için altlarına işedi.


***


Ulu Bey, “ateizm, deizm, Tengricilik” düşüncesinin “kötü alışkanlık” olduğunu vurgulamış ve din adamlarının “ruh doktoru” olmasını önermiş. Kötü alışkanlıklardan uzak, sağlıklı bir hayatın inşa edilmesinde din adamlarının çok önemli bir rolü olduğunu belirten Ulu Bey “manevi açıdan” boşluğa düşen gençleri bekleyen en önemli tehlikenin ateizm, deizm, pagancılık, Tengricilik, uyuşturucu vb. kötü alışkanlıklardır” olduğunu vurgulamış. Din adamlarının kendilerini sorgulayarak “Allah’ı yeniden ruhlarında hissedecekleri şekilde öğrenmeleri” gerektiğini belirten Ulu Bey, “Din adamları esasen insan ruhunun doktoru olmak durumundadır” önerisinde bulunmuş. (Bademcik ameliyatı da yaparlar artık!) Ulu Bey’in sunumundaki, “Bizler 600 yıl gibi uzun bir süre dünyaya hükmetmiş, yukarıdaki değerleri, geniş bir coğrafyaya yaymayı başarmış asil bir atanın torunlarıyız. Dolaysıyla aslında biz kaybettiğimiz şeyi arıyoruz” ifadeleriyle  de dikkat çekmiş.


***


Ömer Ulu Bey’in sözünü ettiği “din adamları” eğer rahipler, papazlar, hahamlar, Budistler ise, bunlar matematik, felsefe, tarih, sosyoloji, psikoloji, matematik, din bilim, dilbilim okudukları için aralarında “ruh doktoru” çıkması mümkün. Müslüman din adamları ancak müteahhitlik, iş takipçiliği, muskacılık, üfürükçülük ve siyaset yapabilirler.

Ve bunlar, Sünni Müslüman, Müslüman Kardeşçi (İhvan ül Müsliminci), materyalist ve para putuna tapan bir iktidarın koruyucu kanatları altına şımarırlar ve racon keserler. Maymuncuk gibi kullandıkları İslamın bin yıl önce iflas etmiş olduğunun farkında bile değildirler. Sabahtan akşama Allah, peygamber ve dini ayaklarının altına alırlar, paspas ve merdiven yaparlar. Çocukları bunların tasallutundan korumak için iğdiş edilmelerinden başka çare kalmamıştır.


***


Ey hükümet! Senin Sünni Müslümanların kadar öteki Müslümanlar, Müslüman olmayanlar, (uyuşturucu ve kötü alışkanlıklara müptela sandığın) ateistler, deistler, paganlar, Tengriciler de anayasa ve yasaların koruması ve güvencesi altındadır. 

Kimse senin Allah’ına, Tanrı’na dokunmuyor, sen de şu hayatın kaynağı Tengri’ye sakın dokunma! Vatan tektir, vatanın devletinin bayrağı da tektir ama din de Tanrı da tek değildir!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları