Uçan araba... İşsiz gençlik... Değerler...

09 Temmuz 2021 Cuma

“Bir biyolog olarak Burger King’de işe alındım. Söyleyeceklerim bu kadar...”

Bir genç kızın sosyal medyadaki paylaşımı bu. İşe alınış biyolog olarak değil tabii, kasiyer olarak. 

Tek mi? Tabii değil. İşsiz üniversiteli mezunlar ordusu içinde, “ne olursa yaparım”a indirgenmiş beklentiler arasında binlercesinden, on binlercesinden sadece biri. Şanslılardan mı? 

Tezgâhtar olabilmek için iş başvurusu yapan “hukuk mezunu, tıp mezunu, vs...” ordusu içinde şanslılardan sayılabilir... En azından işsiz değil... 

Her yere övünülerek açılan üniversitelerden mezun olduklarında kendi branşında çalışamayacak, iş bulamayacak gençler ordusu yetiştirmek herhalde bu ülkeye özgü.  

Diplomayı cezalandırıp cehaleti baş tacı eden zihniyet de onun izdüşümü...

Sonuç: İyi eğitilmiş insan kaynağı nüfusuna oranla son derece yetersiz, olanı da elinde tutamayıp yurtdışına kaçıran, dünya bilim üretimine katkısı sınırlı, Ar-Ge alışkanlığı zayıf bir ülke...

Hal böyle olunca gençlerin dünya ölçeğinde eğitim almaları; seçtikleri meslekleri iş yaşamında devam ettirebilmeleri, uzmanlaşmaları, liyakate dayalı bir sistem içinde yükselebilmeleri de büyük çoğunluk için hayalden öteye geçemiyor. 

Çember dar. Bu yüzden iyi üniversiteler çok önemli. Bu yüzden 125 günden beri Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri yağmur, kar, güneş demeden rektörlük binası karşısında direniyorlar. Uluslararası arenada belli bir seviyeye yükselmiş olan üniversitelerinin kalitesini düşürmemek, Türkiye’deki onlarca üniversite çöplüğünden biri haline getirmemek için...

Bu ülkenin nitelikli bilgisayar mühendislerinin, genetik mühendislerinin önemli bir kısmı gitti. Geleceklerini doğup yetiştikleri topraklarda göremedikleri için. Şimdi akın akın bu ülkenin doktorları gidiyor. Uzun mesai saatleri, horlanma, hasta yakınları tarafından darp.. 

Neden çeksinler ki? 

Dünya ise yetişmiş beyinleri kapmaya hazır. Bilim ve teknoloji inanılmaz bir hızla ve iç içe geçerek ilerliyor. Geleceğin iş dünyasında yer alabilmek için sahip olunması gereken becerileri tespit etti. Bilişsel ve dijital beceriler kadar yaratıcılık, hızlı ve doğru karar verebilme, zaman yönetimi,  işbirliğine yatkınlık, disiplinler arası yetkinlik ve daha bir sürü beceri.. 

McKinsey Global Institute iş dünyası tarafından yakından takip edilmesi gereken teknolojideki en iyi 10 trendi belirledi. Bu trendler:

- Süreçlerin otomasyonunda ve sanallaştırmada yeni seviyeye geçiş,

- Bağlantının (connectivity) geleceği (5G ve IoT),

- Dağıtılmış bilgi teknolojisi altyapısı (Bulut ve edge bilgisayar teknolojileri),

- Yeni nesil bilgi işleme teknolojileri (Kuantum bilgisayarlar ve nöroformik çipler),

- Uygulamalı yapay zekâ (Doğal dil uygulamaları ve konuşma teknolojileri), 

- Programlamanın geleceği (Software 2.0),

- Güvenlik mimarisi (Yüksek güvenlikli blockchain teknolojisi),

- Biyo-devrim (Biyomakineler, biyobilgisayarlar),

- Yeni nesil malzemeler (Nanomateryaller, grafenler, molibdenler),

- Temiz teknolojilerin geleceği (Nükleer füzyon, karbon nötr enerji).

Hazır mıyız geleceğe? Neyle? Kimle? Hangi kadrolarla? Yarının adamı nasıl şekillenecek? Hangi değerlerle? 

Ama hayal satmada şampiyon bir hükümete sahibiz. Bir ay kadar önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Aydın, uçan arabalar konusunda yüksekten uçmuş “Uçan araçlara geldiğimizde artık dünya liderliğine oynayacak bir Türkiye göreceksiniz. Bunun çalışmalarını yapıyoruz” demişti. Önceki gün de aynı sazı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank eline aldı: “Türkiye kendine inanmış, ufku Samanyolu Galaksisi kadar geniş, çalışkan gençleriyle uçan arabalarda da dünya liderliğine oynayacak” diyerek... 

Bu ülke ya hayal tacirlerinin, rantın, peşkeşin, din sömürüsünün, tarikat güdümlü siyasetin esiri olmayı sürdürecek ya da kendi geleceğini kendi ellerine alacak, değerlerini yeniden saptayacak...        

YARININ ADAMI OLMAK 

Ahmet Yavuz’un Başkomutan adlı kitabını okuyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri kariyerini izleyerek Türk milletinin varoluş mücadelesini anlatıyor. Ama bunun da ötesinde liderlik özelliklerinin, değerlerinin nasıl şekillendiğini, kafasındaki geleceği nasıl adım adım inşa ettiğini irdeliyor. “Yarının adamı” olmak ile ilgili küçük bir pasaj: 

“Osmanlı yönetimindeki çürümüşlük yöre halkı tarafından olağan kabul ediliyordu. Zira halkın kendi uygulamaları daha da çürümüştü. Mustafa Kemal’in sınıf arkadaşı Müfit (Özdeş) ile, yaşanan bir olay üzerine diyalogları, gelecekteki yaşam çizgisi üzerine ipucu mahiyetindedir. Ordunun subaylarının çoğunluğu için, devletin içinde bulunduğu durumun da bir yansıması olarak, haraç almak olağan hale gelmiştir. Benzer bir faaliyet sonucu Müfit’e de pay verilmek istenir. O da konuyu Mustafa Kemal’e aktarır. Arkadaşına sorar: 

- Müfit, sen bugünün adamı mı olmak istiyorsun, yoksa yarının mı?

- Elbette yarının adamı olmak isterim

- Elbette almazsın, ben de almadım ve almam...”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Halkın gerçekleri... 10 Eylül 2021