Linç kültürünü dönüştürmek
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Linç kültürünü dönüştürmek

14.07.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Aralarında Noam Chomsky, JK Rowling, Salman Rüşdi ve Margaret Atwood gibi yazar, akademisyen ve aktivistlerin de bulunduğu 150 kişi, kamuoyuna açık bir mektup yazdı. Harper’s Bazaar dergisinde 7 Temmuz’da yayımlanan üç paragraflık mektupta diyorlar ki: 

“Günümüzde ırkçı adaletsizlik ile hesaplaşmayı takdirle karşılıyoruz. Ancak bu aynı zamanda ideolojik mutabakat adına, serbest tartışma ve farklılıklara tolerans normlarımızı zayıflatan yeni bir dizi ahlaki tavır ve politik bağlılığı yoğunlaştırıyor. İlk gelişmeyi alkışlarken, ikincisine karşı sesimizi yükseltiyoruz. Liberalizm karşıtlığı (illiberalism) tüm dünyada güçleniyor ve demokrasiye karşı gerçek bir tehdidi temsil eden Trump gibi güçlü bir müttefiği var. 

Bilgi ve fikirlerin serbestçe paylaşımı, özgür toplumun can damarı, her gün daha çok kısıtlanıyor. Bunun radikal sağda olmasını beklerken, sansürcülük, kültürümüzde geniş ölçüde yayılıyor.” 

Söz ettikleri sansürcülük nedir? Karşıt görüşlere toleranssızlık, toplumda küçük düşürmenin popülerleşmesi, toplum dışına itme ve karışık politik meseleleri kör edici bir ahlaki kesinlikle çözme eğilimi. 

Editörlerin tartışmalı makaleler yüzünden kovulduğunu,

Kitapların özgün olmadığı gerekçesiyle geri çekildiğini,

Gazetecilerin belli konuları yazmaktan men edildiğini,

Profesörlerin derslerinde bazı edebiyat eserlerinden alıntı yaptıkları için 

soruşturulduğunu,

Araştırmacıların akademik incelemesi yapılmış bir çalışmayı yaydıkları için işlerini kaybettiğini ve..

Örgüt yöneticilerinin sadece beceriksizce hatalar nedeniyle görevden alındığını söylüyorlar. 

Geçimlerini yaptıkları işle sağlayan bu insanların ortak görüşten ayrıldıklarında başlarına gelen, çoğunlukla toplum dışına itilme oluyor.  

***

Mektupta altını çizdiğim cümle şu oldu: 

“Yazarlar olarak bize deneysellik, risk alma ve hatta hata yapmamız için olanak tanıyan bir kültüre ihtiyacımız var.” 

Oysa sosyal medyanın hayatımıza soktuğu yeni kültürün adı “cancel culture”. 

Buna Türkçe karşılık olarak “linç kültürü” öneriliyor. Ünlü ya da etkili kişilerin tepki ile karşılanan sözleri ve davranışları nedeniyle toplu olarak protesto edilmesi anlamına geliyor. 

Ben bu ifadenin geliştirilerek dönüştürülmesinden yanayım. 

***

Bir yandan da genç kuşağın, politikacılara karşı çıkma yöntemi olarak benimsediği bir araç haline geldi bu kültür. 

Trump, totaliterliğin yeni tanımı olan “cancel culture” için “aşırı sol faşizm” diyor. İlginç olansa, hem Trump’ın hem de entelektüellerin buna karşı seslerini yükseltmesi. 

Çok açık ki, dijital dünya, eski dünyanın güç dengelerini sarsıyor. Bu iyi bir şey. Artık hak yiyen politikacıyı, haddini aşan ünlüyü, öğrencileri taciz eden akademisyenleri koruyan sistemi tersine çevirmek için önemli bir aracımız var. Trump ve diğer politikacılar, kamu yöneticileri istedikleri kadar rahatsız olabilir. 

Fakat yazarların mektubuna dönersek şu soru önemli:  Linç kültürü, fikir birliğinin dışına çıkan her düşünce insanına karşı kullanıldığında yaratım gücünü sınırlıyorsa ne yapmalı? 

***

Burada çok ince bir çizgi söz konusu. 

Konunun iki yönü var: 

- Sosyal medyadaki linç

- Kırmızı çizgi nerede başlıyor? 

Linç kültürünü sevmiyorum ve bundan uzak durmaya çalışıyorum. Her insanın yanlış yapabileceğini, düşünce üreten etkili insanların toplumu bazı konularda sorgulamaya yöneltmek için provokatif davranabileceğini kabul ediyorum. 

Ancak bunun sınırı ne? Biri çocuk evliliğini savunduğunda ya da katliamlardan espri üretmeye çalıştığında, özgürlük ve deneysellik adına bunu anlayışla mı karşılayacağız? 

Elbette fikirler sakince tartışılmalı, hadsizliğe varmayan eleştiri de olmalı. Ama insana/hayvana şiddeti, tacizi ve tecavüzü olumlamak, ırkçılık ve cinsiyetçiliği teşvik etmek ve itibarsızlaştırma çabaları da kırmızı çizgi olmalı. 

Bunu baştan belirlemezsek, sosyal medya bir süre sonra troller dışında kimsenin varlığını sürdürmek istemeyeceği bir platform olacak. 

Önerim şu: 

Linç kültürünü dönüştürmek...

Fikir birliği dışında kalan ama kırmızı çizgiyi geçmeyen görüşleri eleştiri kültürü içinde değerlendirmek.

İktidar zehirlenmesinden, şiddetten, küfürden, yolsuzluktan, ahlaksızlıktan, iftiradan beslenenleri dışlamak.

Böylece verimli bir eleştiri kültürünü yerleştirmek!

Yazarın Son Yazıları

Bu düzen değişecek!

Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin haklarını almak için yılmadan direnişi, örgütlü mücadelenin ne kadar etkili olabileceğini gösterdi ama bununla da kalmadı; gerçek sendikalar ile sarı sendikaları bir kez daha ifşa etti.

Devamını Oku
01.05.2026
Patron bu kadar mı büyük devletten?!

Bu köşe, hakkı yenenin sesini duyurmak için var.

Devamını Oku
29.04.2026
Emeğin hakkı için 1 Mayıs’ta meydanlara!

Türkiye’de yaşayan herkesin 1 Mayıs ile ilgili iyi ve kötü anıları var.

Devamını Oku
26.04.2026
Vize soygunu!

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vize sorunu yine gündemde.

Devamını Oku
24.04.2026
Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Bir distopya değil gerçeğin ta kendisi...

Devamını Oku
22.04.2026
Emperyalizmin monarşi hayranlığı ve 23 Nisan!

Bir tür “müstemleke valisi” gibi ortalıkta dolaşan Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, zırvalamaya bu kez Antalya’da devam etti ve Ortadoğu’yu kastederek “Bunu söyleyerek yine eleştirileceğim çünkü antidemokratik ama bölgeyi incelerseniz, işe yarayan tek şeyin, güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edebilirsiniz. Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar... Bunun dışındaki her şey, demokrasi kisvesini giyen ülkeler başarısız olmuştur” dedi.

Devamını Oku
19.04.2026
Baş sorumlular, suçluları kutsayanlardır!

Kahramanmaraş’taki bir ortaokulda 14 yaşındaki bir öğrencinin silahlı saldırısında, bir öğretmen ve on öğrenci hayatını kaybetti, yirmi öğrenci yaralandı.

Devamını Oku
17.04.2026
Öcalan, Bahçeli’yi çok özel bir yere koymuş!

“Benim bildiğim tek şey var, silahlı mücadele devri kapandı, PKK bitti.”

Devamını Oku
15.04.2026
Önce Cumhuriyet!

Elimde değerli bir kitap var.

Devamını Oku
12.04.2026
İnsan-köpek dostluğuna dair en eski kanıtlar Türkiye’den...

Yazımın son kısmında yer verdiğim araştırma ve günümüzde yaşananlar trajik bir karşıtlık içeriyor.

Devamını Oku
10.04.2026
Müze (!)

Kavramlar o kadar altüst edildi ki bir terörist başından “barış elçisi” gibi söz ediliyor, gerçekte bir karşıdevrim tarikatı olan AKP’nin demokratik seçim yoluyla iktidarı bırakacağı umuluyor.

Devamını Oku
08.04.2026
MHP ile DEM’in uyumu!

CHP’nin ara seçim çağrısından sonra arka arkaya iki yanıt...

Devamını Oku
05.04.2026
Köylünün alın terinin üzerinde tepinmek!

Akbelen Ormanları’nın hızla kamulaştırılıp siyanürlü maden faaliyetleriyle yok edilmesine karşı çıkan köylüler, yalnızca anayasal haklarını kullandıkları için hedef alındı, tartaklandı, şiddet gördü ve sonunda İkizköy’de muhtar Nejla Işık’ın kızı Esra Işık tutuklandı!

Devamını Oku
03.04.2026
NATO’ya karşı çıkmak yurtseverliğin gereğidir!

Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları birinci ayını doldururken NATO’nun sosyal medya hesabından Anıtkabir fotoğrafıyla bir paylaşım yapıldı.

Devamını Oku
01.04.2026
Akla, ahlaka ve insan onuruna aykırı sendikacılık

İktidara yakın HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, hayalini açıklamış...

Devamını Oku
29.03.2026
Taht için halkını feda etmek!

Geçen hafta Berlin’in ünlü meydanlarından Alexanderplatz’da bir grubun eylem yaptığını görünce ne olduğunu anlamak için yanlarına gittim.

Devamını Oku
27.03.2026
Gazetecilik ve derin çürüme

Gerçekleri yazdıkları için tutuklanan gazeteciler arasına son olarak Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın da katılması, Türkiye’de düşünceyi ifade etme özgürlüğü ile halkın haber alma hakkının rafa kaldırıldığının yeni bir kanıtı oldu.

Devamını Oku
25.03.2026
Tenceredeki can

Bugün hakkında yazmak istediğim olay günlerdir medyada yer alıyor.

Devamını Oku
18.03.2026
Kiminle yan yana duruyorsunuz?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 12 Mart Perşembe günü TBMM’deki odasına giderek Bülent Arınç’ı ziyaret etti ve baş başa yetmiş beş dakika görüştü.

Devamını Oku
15.03.2026
Laiklik karşıtı eylemlerin odağı!

“Bugün Türk devleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir?

Devamını Oku
13.03.2026
Pentagon’un ‘Kutsal Savaşı’

Trump, ikinci kez ABD Başkanı seçildikten üç gün sonra bu köşede “Amerikan Mantıksızlık Çağı’nın zafer çanları çalıyor” uyarısında bulunmuştum.

Devamını Oku
11.03.2026
Fatma Nur Çelik’ler, kadınlar ve Türkiye

Aynı ismi taşıyan iki kadın, aynı gün, aynı kentte can verdi.

Devamını Oku
08.03.2026
Emperyalist kuşatma!

ABD ve İsrail öncülüğünde uluslararası hukuk hiçe sayılarak İran’a düzenlenen saldırıyla birlikte, emperyalizmin tüm bölge için çok büyük bir yıkım ve tehdit oluşturduğu bir kez daha görüldü.

Devamını Oku
04.03.2026
İkinci Cumhuriyet'e doğru çakılırken!

Terörist başı Öcalan, 27 Şubat’taki ilk çağrısının yıldönümünde yeni bir açıklama yaparak 1923’te kurulan Cumhuriyetin temeline indirilecek en büyük darbeyi duyurdu.

Devamını Oku
01.03.2026
İmralı’nın statü açığı!

“Ney?”

Devamını Oku
27.02.2026
Kitlesel çocuk istismarı!

Burası bir devlet okulunun ana sınıfı...

Devamını Oku
25.02.2026
Doğa ve hayvan hakları savunucularına acil çağrı!

AKP Artvin Milletvekili Faruk Çelik, bunca sorun arasında yememiş içmemiş, atmaca avındaki bir zulmü önleyen yasal düzenlemeyi değiştirmek için bir yasa teklifinin peşine düşmüş!

Devamını Oku
22.02.2026
Medreseleşmeye karşı sesler yükselmek zorunda!

Milli Eğitim Bakanlığı, Yusuf Tekin imzasıyla tüm illere gönderilen “Ramazan Ayı Etkinlikleri” yazısıyla bir ramazan programı başlattı.

Devamını Oku
20.02.2026
Emperyalizmin aparatı, taktik için ‘sosyalist’!

Eski HDP’li vekil Sebahat Tuncel, T24’ten Cansu Çamlıbel’e açıklamalar yaparken “Kürtlerin emperyalistlerle ittifakı taktiktir” demiş.

Devamını Oku
18.02.2026
‘Şahsım Devleti’nde Yeni Osmanlıcı ‘şehzade’!

Yılmaz Özdil’in Sözcü TV’de AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve torunları adına konuşurken kullandığı ifadeler, tahmin edilebileceği gibi büyük bir tartışma başlattı.

Devamını Oku
15.02.2026
Namus ve şeref üzerine ant içmek!

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma, toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”

Devamını Oku
13.02.2026
İlkesiz siyaset 5

Dün sokakta yürürken yanıma CHP’li olduğunu belirten bir kadın geldi.

Devamını Oku
11.02.2026
Chomsky’nin gerçek yüzüyle hayal kırıklığı yaşayanlar!

ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarını yayımlamasıyla milyonlarca belge göz önüne serildi.

Devamını Oku
08.02.2026
‘100 yıllık anomali’!

DEM Partili Pervin Buldan’ın 2022’de Türkiye Cumhuriyeti’ni “yüz yıllık bir yıkım süreci” olarak nitelediğini ve sonrasında TBMM başkanvekili olarak seçildiğini biliyoruz.

Devamını Oku
06.02.2026
Yazıyor, yazıyor; TKP’nin meydan okuduğunu yazıyor!

Yazımın başlığındaki ifade, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) geçen pazar günü Ankara’da düzenlediği toplantı boyunca kullanılan “gazeteci çocuk” sembolüne bir atıf.

Devamını Oku
04.02.2026
İmralı’da konuşulan ‘darbe’!

AKP, MHP VE DEM’li üç milletvekilinin 24 Kasım 2025’te İmralı’da terörist başı Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmenin kamuoyuna açıklanan 16 sayfalık özet tutanağı, orada “darbeden” söz edildiğini ortaya koydu!

Devamını Oku
01.02.2026
Sesi çok yüksek çıkan ulusalcı azınlık (!)

Sırasıyla yazalım. O basın toplantısında ne oldu? “Ulusalcı bir azınlık” denen, CHP’nin tabanında yer alan Atatürkçüler herhalde ama onlar hiç de azınlık değiller.

Devamını Oku
30.01.2026
İyi izlemeler, iyi uykular!

Çetelerin cirit attığı, uyuşturucu sarmalının her yeri sardığı, sokaklarda çocukların birbirini öldürdüğü, her çeşit dolandırıcılığın tavan yaptığı, aile içi şiddetin her gün can aldığı, kimsenin yaşam güvencesinin kalmadığı, hukukun yerle bir edildiği bir ülkedir artık Türkiye.

Devamını Oku
28.01.2026
Kalpaksız Kuvayı Milliyeciye saygıyla!

Uğur Mumcu, gazetecilik mesleğinde ve siyasi tarihimizde öyle kalıcı bir iz bıraktı ki Cumhuriyet gazetesinde “Gözlem” adlı köşesindeki yazıları, kitapları ve konuşmaları, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, Türkiye’yi ve dünyayı anlamak için karanlıkta bir fener gibi!

Devamını Oku
25.01.2026
Suriye’de yaşananlar ve maskesi düşenler

Amerika’nın Suriye’de PKK bağlantılı SDG’yi kullanıp atmasından sonra isyan edenler ve öfke patlaması yaşayanlar var.

Devamını Oku
23.01.2026