Köşe Yazısı

A+ A-
Öztin Akgüç

İhracat çekişli büyüme yanılgısı

7 Ağustos 2019 Çarşamba

Dış ve onların yerli ses yayarlarının ayartılarından kurtulmadıkça, eko­nomimizin sürekli kendini besle­yen büyüme sürecine girme, sorunlarını çözme olanağı yoktur. Alınan sonuçlar, yaşanan sorunlar dünya ölçeğinde görece gerileyiş bu kesin yargının kanıtıdır.
Ekonomi tarihimiz incelendiğinde ekono­mimizin enflasyonsuz, sınırlı dış destekle büyüme sürecine girdiği iki dönem, 1933-38 Birinci Sanayi Planı; 1963-1970 Birinci ve İkinci Kalkınma Planı dönemleri olduğu görülür. Birinci Sanayi Planı’nda ithal edi­len ürünlerden hammaddesi Türkiye’de sağlananların üretilmesi, sanayinin ülkeye dengeli ve birbirini destekleyecek şekilde dağılımı amaçlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Türkiye, Birinci Sanayi Planı ile kalkınma sürecine girmiş; ancak savaş yılları sürecin hızlanmasını engellemiştir.
Türkiye’nin düzenli, sürekli yıllık orta­lama yüzde 7.0’ye yakın büyüme hızına ulaştığı dönem, I ve II’nci BYKP’nin uy­gulandığı 1963-70 yıllarıdır. Bu dönemde KİT yatırımlarıyla ara malı üretimine, ithal ikamesine ağırlık verilmiştir.
1970’li yılların ikinci yarısında, petrol fiyatlarının aşırı yükselişi, dünyada maliyet enflasyonunun hızlanması ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nın misillemesi olarak emperyal güçlerce uygulanan ambargolar etkisiyle de ülkede enflasyonist baskı artmış, ithalat güçlükleri başlamış, vurgunsal amaçlı stok oluşturma sorunu daha da ağırlaştırmıştır.
Soruna çözüm amacıyla 28 Ocak 1980 Kararları alınmıştır. Kararlar ile KİT yatı­rımları ağırlıklı ithal ikamesi amaçlı IV’üncü BYKP yok sayılmış, özelleştirme, yabancı sermayenin özendirilmesi, ihracat teşviki ile büyüme, devletin küçülmesi, iç ve dış borçlanma ile finansman, finans sektörü­nün liberalleşmesi, kambiyo kontrollerinin kaldırılması, TL’nin konvertibilitesi, para politikası ile enflasyonu kontrol, işçi ücret­lerinin baskılanması hedeflenmiş; 12 Eylül 1980 hükümet darbesi ile de program uygulamaya konulmuştur.
Türkiye, dış ayartıların da etkisi ile ithal ikamesi yerine ihracat teşvikli, ihracat çe­kişli büyüme modeline yönelerek, ihraç edebileceği stratejik ürünü, dış pazarlarda etkinliği olmadan ihracat çekişli büyüme serüvenine girmiştir. Serüvenin başarısızlık­la sonuçlanacağını öngörmek için ekono­miye giriş bilgisinin yeterli olmasına karşın, iç ve dış ayartılarla yanılgı sürdürülmüştür.
• Türkiye’nin ihraç edebileceği stratejik, dış piyasalarda üstünlüğü olduğu ürünleri olmadığı gibi, geçen bunca sürede de üretimi sağlanamamıştır.
İleri teknoloji ürünlerinin ihracat içeri­sinde payı yüzde 3’ü aşamamıştır.
Otomotiv, beyaz eşya gibi dayanıklı; dokuma sanayii ürünleri, ağırlıklı dayanık­sız tüketim mallarının ihracat içindeki payı büyük ölçüde değiştirilememiştir. Bu tür tüketim mallarının dış satımının artması için fiyat ve gelir esnekliklerinin yüksek olması gerekir.
Talebin fiyat esnekliği salt 1’den bü­yükse talep, fiyat indiriminden daha hızlı artacağından, fiyat indirimi ile gelir artışı sağlanır. İlaç ürünlerine karşı talebin gelir esnekliğinin olması halinde ihracat geliri­nin artması dış piyasalarda gelir artışı ko­şuluna bağlıdır. Dış pazarlarda durgunluk ihracat artış hızını sınırlar.
Sanayinin montaj ağırlıklı olması nedeniyle, nihai ürünlerden enerji dahil ithal girdilerinin payının yüksekliği, ihracat artışı için ithalatı da gerektirdiğinden dış dengenin sağlanması zorlaşmaktadır.
Dış pazarlar güvenilir de değildir. Ekonomik ve politik nedenlerle ambargo­lar uygulanmakta, ithal yasakları konul­makta, örtülü korumacılık yapılarak itha­lattan alınan vergiler artırılmakta, ekono­mik yaptırım olarak ithalat kısıtlanmakta, “standartlara uygun olmama” gerekçesiy­le iadeler veya reklamasyon, nefaset farkı olarak fiyat indirimleri yapılmakta, bu gibi dış pazarlarda kontrol dışı birçok etmen ihracatı sınırlamaktadır.
İhracat gelir hesabında; teslim şeklinde, ödeme usullerine göre fiyatların farklılık göstermesi, teşviklerden, vergi iadesin­den yararlanmak için fiyat eyletimlerinin yapılması hayali ihracat, dahilde yapılan bazı teslimlerin ihracat sayılması re-export, serbest bölge ihracat gibi sorunlar nedeniyle tutarlılık sağlanamamasına kar­şın; yıllık ihracatımız 180 milyar Amerikan Doları’nı aşamamış, tek bir yıl dahi ticaret dengesine ulaşılamamış, 1980 yılında 15 milyar Amerikan Doları dolayında olan dış borcumuz sürekli açık nedeniyle 500 milyar Amerikan Doları’na yaklaşmış; Türkiye, kendini besleyen düzenli büyüme sürecine girememiştir.

Tümü Öztin Akgüç - Son yazıları

Para politikasında ısrar 18 Eylül 2019 Çar
Kısırdöngüyü kırmak 11 Eylül 2019 Çar
Ülkenin gerileyiş süreci 4 Eylül 2019 Çar