Hangi Adalet?

Hangi Adalet?

18.12.2014 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kuddusi Okkır...
Ergenekon’un kasası olduğu iddia edilmişti; hapiste hastalandı, doğru dürüst tedavisi yapılamadı, yoksul olarak vefat etti.
MİT Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu...
Odatv davasından dolayı Silivri’de hapisteyken bir gece aniden yaşamını yitirdi.
Yarbay Ali Tatar...
İkinci kez tutuklanması için evine gelindiğinde, bu durumu hazmedemediği için intihar etti.
Albay Murat Özenalp...
Mamak’ta, kumpas olduğu ortaya çıkan Balyoz davasından hükümlü yatarken beyin kanamasından vefat etti.
İlhan Selçuk...
Ergenekon’dan dolayı, 83 yaşında gözaltına alındı, uykusuz bırakılıp sorgulandı, tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra kalp krizi geçirdi, açık kalp ameliyatından bir süre sonra da aramızdan ayrıldı.
Prof. Dr. Türkan Saylan...
Zaten kanser hastasıydı, soruşturmalar ve baskılar hastalığına eklendi, acılar içinde vefat etti.
Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay...
Ergenekon soruşturmasında adı geçiyordu, intihar etti.
Kıdemli Yüzbaşı Olgun Ural...
Ergenekon iddianamesinde adı geçiyordu, Ali Tatar’la ilişkilendirilmişti, intihar etti.
Emekli Albay Belgütay Varımlı...
Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarını deşifre eden subay olduğu iddia edilmişti, intihar etti.

***

Bu liste sadece kamuoyuna yansıyan ölümler...
Ayrıca, ölüme yakın veya ölümden beter acılar yaşayanlar da var Silivri sürecinde...
Hepsini anlatmak için ciltlerce kitap yazmak gerekir!
Haksızlık ve hukuksuzluk sonucu hayatını kaybedenler, en verimli yıllarını hapiste geçirenler için adalet nasıl tecelli edecek?
Bu haksızlık ve hukuksuzlukların savcısı olduğunu övünerek söyleyen politikacılar mı adaleti sağlayacaklar?

***

Silivri davalarının kumpas olduğunu bizzat AKP’li yöneticiler söylüyor...
Bütün haksızlıkların ve hukuksuzlukların, adaletsizliklerin arkasında “Paralel Devlet” dedikleri Fethullah Gülen Cemaati’nin olduğunu öne sürüyorlar.
Peki, bu haksız, hukuksuz, adaletsiz davaları sahiplenen, Cemaat’e her istediğini veren, Özel Yetkili Mahkemeleri kuran, yasaları “gizli tanık” gibi garipliklerle dolduran, yargıyı kendi istediği gibi düzenlemek için referandumlar yapan iktidar hangi partinin, hangi liderin iktidarıydı?
İnsanlar hapiste yaşamlarını yitirir, aileler darmadağın olur, Türkiye’deki adalet duygusu tümüyle yok edilirken, iktidarda kim vardı, bütün bunlara hangi siyasal güç, kim, kimler destek verdi?

Yazarın Son Yazıları

Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026
Hanımlar beyler, kıymayın bu Cumhuriyete!

Hanımlar Beyler...

Devamını Oku
14.06.2026