Arif Kızılyalın

John Berger gibi bakmak!

20 Aralık 2021 Pazartesi

Hippolyte Taine, 1800’lü yıllara damgasını vuran ünlü bir düşünür. Edebiyat eleştirisine bilimsel açıdan yaklaşmayı sever. Olayların; çevre, toplum ve yaşanan an çerçevesinde geliştiğine dikkat çeker. Üçlemenin merkezi ise çevredir ona göre!

Bir başka düşünür John Berger ise topluma farklı açılardan bakmayı önerir. Üstelik Berger, Hippolyte Taine’e göre de Avrupa’nın doğusunu daha iyi özümseyen bir edebiyatçıdır. Ünlü ressamımız Şeker Ahmet Paşa’nın “Ormandaki Oduncu” adlı tablosu üzerine kaleme aldığı yazı ile sanki bizim coğrafyaya bir şeyler anlatmak ister.

Makalesinde tabloyu yorumlarken ormandaki oduncuya ve ormana merkezden bakılabileceğini işaret ederken aynı zamanda ağaçların üzerinde uçan bir kuşun bakış açısına da dikkat çeker.

Şimdi diyeceksiniz ki Türkiye’de tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden biri yaşanırken edebiyat eleştirisi üzerine anımsatmaların zamanı mıdır?

Evet, zamanıdır. Çünkü edebiyat, sanat çoğu şeyin anahtarıdır! 

Sıcak gündeme dönersek!

Kabul edersiniz ki Türkiye olarak kör uçuş yapıyoruz ekonomi ve günlük yaşamda.

Ortalık yangın yeri. Açız diyen milyonların sayısı her geçen gün artıyor.

Buna karşın hafta içinde kabul edilen 4 bin küsur liralık asgari ücret de toplumun önemli bir kesiminde “Bayram” havası yarattı. Ne gariptir ki bir kısım ekonomistin dışında kimse “asgari kandırmacanın” farkında değil.

O yüzden John Berger’in çoklu bakışına dikkat çeken makalesini anımsamakla kalmayıp sonuna kadar da okumalı ve o açılardan günümüz Türkiyesi’ne bakmalıyız!

Aynı anda sadece bugünü değil, yakın geçmişi de mercek altına almalıyız.

Örneğin Türkiye’nin bundan önce yaşadığı 2001 ekonomik krizine dönüp o günlerdeki gelişmeleri hatırlamalıyız:

“Türkiye, inanılmaz bir finansal krizin eşiğine geldi. Peşi sıra yapılan açıklamalar sonrası borsa ilk gün yüzde 14.6, üç günde yüzde 29.3 değer kaybetti. Repo faizleri yüzde 760’a, ardından da yüzde 7 bin 500’e tırmandı. Merkez Bankası’ndan 7.6 milyar dolarlık döviz çıkışı oldu. Türkiye yüzde 5.7 küçülürken, enflasyon oranı yüzde 88’i aştı.

Kriz öncesi, dönemin parasıyla 623 bin lira (şimdiki parayla 0.6 kuruş) olan dolar, 1 milyon 225 bin liraya (1.2 lira) tırmandı. Kredi kartlarında aylık faizler yüzde 60’lara kadar çıktı.

2000 yılında yüzde 6.5 olan işsizlik oranı, 2001’de yüzde 8.5’e, 2002’de yüzde 10.3’e yükseldi. Kredi derecelendirme kuruluşu Standart and Poor’s, Türkiye’nin kredi notunu düşürdü..”

Evet, ne kadar tanıdık tümceler, ne kadar bildik veriler değil mi?

Görüldüğü gibi Türkiye, 20 yıl önceki ekonomik krize dönmüş hatta dönmekle kalmayıp bu krizin mislisini yaşar hale gelmiş!

İşin kötüsü toplumun çok büyük bir bölümü cayır cayır yanmakta olan ülkeyi, henüz tutuşmayan tarafından izlemekle yetiniyor.

Oysa, John Berger’in gösterdiği gibi şöyle bir gökyüzüne çıksak, Türkiye’yi kuşbakışı izlesek, gördüğümüz tüm doğruları (ve hatta yanlışları) cesurca paylaşsak, belki kurtuluş için gereken adımı atarız.

İyi de bu gerçekleri kamuoyuna kim yansıtacak? Twitter’ı, Facebook’u bir yana bırakacak olursak, yukarıdaki gerçeklerin 2021’deki şeklini Türkiye’ye aktaracak üç, bilemediniz dört yayın organından biridir şu an elinizde tuttuğunuz gazete.

Çünkü, 3 TL verdiğiniz Cumhuriyet, her gün size, John Berger’in makalesi gibi yol gösterici olmaktadır; yazarları, muhabirleri, editörleri, çizerleri ve emekçileriyle...

Cumhuriyet’in bugünkü sayısı bile Türkiye için ne denli vazgeçilmez olduğumuzun kanıtıdır! Hangi gazete verebilmiş acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜSİAD’a gözdağını birinci sayfasından? Bırakın manşeti, biri, iç sayfalarda görebilmişler mi acaba, “Ey TÜSİAD” çıkışını Saray’ın!

DEĞİŞİMİN EŞİĞİ

Bu arada merak edenlere bir dipnot: Türkiye’deki 2001 ekonomik krizi sonrası neler değişmiş diye de bir araştırma yaptık.

Ve yine Cumhuriyet’e baktık; 2002 Kasım seçimleri sonrası gazeteleri karıştırdık:

“Halkı, başta ekonomik ve sosyal olmak üzere birçok alanda derinden etkileyen bu gelişmeler, vatandaşların seçim tercihlerine de yansıdı. 3 Kasım 2002’de yapılan genel seçimlerde AK Parti tek başına iktidara geldi. Krizin yaşandığı dönemde koalisyonda bulunan DSP, MHP ve ANAP ise Meclis dışında kaldı.”

Evet, Türkiye büyük değişimin eşiğinde. Ama bugün, ama yarın yukarıdaki kronolojik sıralama, aynen yinelenecek; emin olun!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

'Pembe gazete' 10 Ocak 2022
Bir manşetin anatomisi! 27 Aralık 2021
John Berger gibi bakmak! 20 Aralık 2021