AKP genel başkanı Türkiye’yi yönetemez
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

AKP genel başkanı Türkiye’yi yönetemez

06.05.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye ittifakı için ne düşünüyorsun?
Nereye gitsem aynı soru gelip beni buluyor. Ben ise soruyla yanıt veriyorum: Son 17 yılda muhalefete bulaşmamış bir şairin şiirini ezbere biliyor musun? “Bu düzenin adamıdır” dediğin bir edebiyatçının romanını hatırlıyor musun? Çocuğunu “bu dönemin ürünü” bir üniversiteye göndermeyi istiyor musun?
Çok bina yıkıldı, çok bina dikildi. Devlet ve nizamı “yeni baştan” oldu. Ama AKP iktidarı medeniyet dediğimiz tasavvurda bir arpa boyu yol alamadı.
Referandum sinyalini vermişti. Ancak 31 Mart kesinleştirdi: Erdoğan artık Türkiye’yi yönetemiyor.
Çoğunluk” kavramına takılıyoruz. Hep “yüzde” diye başlıyoruz. Niceliği konuşurken niteliği ıskalıyoruz.

Türkiye’nin ‘Nisan Tezleri’
Rusya’da 1917 yılında Şubat Devrimi’yle Çarlığın yıkıldığı aklımızda. Bizim takvimle kasım ayına denk gelen Ekim Devrimi’ni de anımsıyoruz. Arada olanları ise pek bilmiyoruz. “Nisan Tezleri” denen ve Lenin’in eski kuşakları ikna etmeye çalıştığı eseri hatırlamıyoruz. Bütün metinde Moskova ve Petersburg’da iktidar olmanın bütün Rusya’da iktidar olmak anlamına geldiğini anlatır. Zira gelecek toplumun çekirdeğini oluşturacak sosyal sınıf bu iki şehirde gelişmiştir. Lenin’e göre gerisini konuşmak “yapmacık bir çoğunluk” tartışmasıdır.
Peki, bizdeki “Nisan Tezleri”?
YSK bugün ne karar verirse versin eminiz. 1 Nisan sabahı AKP, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya’yı kaybetti.
İstanbul’un nüfusu resmiyette 15 milyon. Ankara’nın 5 buçuk, İzmir’in 4.3, Antalya 2.4, Adana 2.2 milyon. Nüfusun en az yüzde 36’sı sadece bu 5 şehirde yaşıyor.
Milli gelirin (GSYH) yüzde 31.2’si İstanbul, yüzde 9’u Ankara, yüzde 6.1’i İzmir, yüzde 3’ü Antalya’da, yüzde 2’si Adana’da üretiliyor. Yani ülke ekonomisinin yüzde 50’sinden fazlası sadece bu 5 şehirde.
İnsani gelişmişlik endeksinde en öndeki 10 ilçeden 8’i bu şehirlerde. Anadolu’daki diğer ikisini de AKP kaybetti.
Örgütlü emekçi sınıfı da, orta sınıf refleksleri de, geleneksel sermaye grubu da bu 5 merkezde ya da çevresinde.
Türkiye’de 201 üniversite var. 58’i İstanbul’da. 21’i Ankara’da. 9’u İzmir’de. 5’i Antalya, 2’si Adana’da. Dünyada ilk 500 arasına giren ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi gibi okullar bu kentlerde. En çok öğrenci, en fazla akademisyen, bilimsel makale ya da kütüphane buralarda.
Günlük gazetelerin çoğunluğu bu kentlerde okunuyor. Kitaplar bu şehirlerde yazılıyor, bu şehirlerde satılıyor. En çok kitap okuyanlar arasına giren Eskişehir ya da Tunceli’de de AKP kaybetti. Edebiyat dergilerini, konserleri ya da tiyatroları sıralayın. Sonuç değişmiyor.
Resmi rakamlara göre Türkiye’de faal olan 116 bin 756 dernek var. Çoğunluğu burada. Siyasi partileri, vakıfları ya da sendikaları katın. AKP, sivil toplumun en örgütlü olduğu merkezleri de kaybetti.
Sağlık Bakanlığı’nın son raporuna bakın. Türkiye’deki 1518 hastaneden 238 tanesi İstanbul’da. Bir yılda yapılan 4 milyon 931 bin 299 ameliyattan 449 bin 222’si Ankara’da. Kanser olan Anadolu’daki bir yurttaş tedavi için çoğunlukla bu kentlere geliyor. Çocuğu üniversite sınavında yüksek puan aldığında bu şehirleri seçtiği gibi. İş aradığında önce buradaki ilanları taraması tesadüf mü?

Türkiye’nin geleceğini kaybetti
Uzatmayayım...
Bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya. Yarın diğerleri.
31 Mart seçimleri AKP’nin kendi geleneksel tabanındaki kaynamayı göstermekle kalmadı. Türkiye’de kurumları birer birer işlevsizleştirerek iktidarı Saray’a sıkıştıran sistemin Türkiye’nin geleceğinden de koptuğunu ortaya koydu.
Millet yalnızca kol ve bacak değildir. Kafadır, yürektir. Söz ya da sayı değildir. Edebiyattır, ekonomidir, matematiktir. Cumhuriyete karşı açtıkları savaşta kullandıkları “ah şu elitler” tezleri gözlerini kör etmediyse görüyor olmalılar. Nüfus gençleştikçe, okumuşluk arttıkça ya da geliştikçe, yurttaşlar AKP’ye sırtını dönüyor.
Şu parti kazanıyor” demek iyimser olur. Zira en temel duygu: Türkiye, ilerledikçe, Erdoğan tarafından yönetilmek istemiyor. Seçimlerini de buna göre yapıyor.
Tarih sanki yokuş aşağı giden bir bisiklet, Erdoğan pedalı geri çevirmeye çalışıyor. Trenden ineceği durağı kaçırmış, o vagonların içinde aksi yönde koşarak yakalamaya uğraşıyor. Ülkenin biriktirdikleri başka, o başka yöne gidiyor.
Ülkede hep birlikte aynı masada oturalım istemez miyiz?
Elbette ki...
Ama her ramazan ayında yayımlanan kola reklamındaki sofrada bize satılmaya çalışılanı görüyoruz. Süslü sözlerin altındaki niyeti çözümlüyoruz.
Ülkenin yarısının seçimlerini zillet- aşağılık diye anan bir zihniyet milletle barışabilir mi? Daha iki gün önce ülkenin en büyük camisini açarken belediye başkanını bile çağırmayanlar “herkes için” bir düzen kurabilir mi? AKP Genel Başkanlığı’nı bırakamayan bir Cumhurbaşkanı bütün ülkeyi yönetebilir mi?
Türkiye ittifakı” bu haliyle, ülkenin birikiminden kopmuş iktidarın yüzleşmek istemediği hastalığının ağrı kesicisi. Artık bu şekilde yönetilmek istemeyen halkın ise uyku hapı.
Yutacak mıyız?

Yazarın Son Yazıları

Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025