‘Toprak Dede’ bize neler öğretti?

‘Toprak Dede’ bize neler öğretti?

23.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Her ölüm ağırdır, arkada kalanlar için zordur. 

Ölüm, aynı zamanda aramızdan ayrılanın bu dünyadaki yolculuğuna sığdırdıklarının sonudur. Bazı insanlar, arkalarında hem isimlerini, hem çabalarını hem de hedeflerini simge haline getirerek yüzlerce yıl hatırlanacak izler bırakırlar. Nev’i şahsına münhasır değerli büyüğümüz Hayrettin Karaca da bu tanımlamaya uyan isimlerden biriydi ve aramızdan ayrıldı. Amerika’dan henüz dönmediğim için cenazesini kaçırıyor olmam beni gerçekten çok üzdü. Anısı önünde saygı ile eğiliyorum. 

Hayrettin Karaca’nın adı, “Toprak Dede” lakabı ile adeta birleşmişti. TEMA Vakfı’nın kurucusu, ömrünün yarısı geçtikten sonra neredeyse tüm enerjisini erozyona karşı toprağı korumaya, ona sahip çıkmaya verdi. 1992 yılında Nihat Gökyiğit ile beraber kurduğu TEMA Vakfı, Türkiye’de inanılmaz projelere imza attı ve yalnız ulusal değil, birçok uluslararası ödülünde vakfa ve onun sönmez meşalesi Hayrettin Karaca’ya yönelmesini sağladı. Karaca, böylece gençlik ideallerine dönebilme şansı yakaladı. Babasının istekleriyle aile şirketini geliştirmeye ve en başarılı kurumlardan biri haline getirmeye girişmişti ve gençliğinin rüyası olan edebiyat ve doğa ile uğraşmayı bir kenara bırakmıştı. Şimdi ise doğayı savunmak için yazdığı kitaplardan yola çıkarak, hem edebiyat, hem doğayı harmanlayıp kendi hayatına tekrar katmış oluyordu! Ömrünün son yıllarında kitap imza gününde tanıştığı Muazzez İlmiye Çığ ile olan büyük aşkı da bu ortamın kıvılcımından başlıyor! Hatta artık Hayrettin Bey deyince, belki günümüz gençlerinin aklına, önce bu unutulmaz “zamanlar üstü” ikilinin ilişkisi geliyor da olabilir!

Beraber görüntü vermekten büyük keyif alan “ruhen genç sevgililer”, ayrıca “Giderayak” adını verdikleri TV programlarından yola çıkarak Türkiye’nin tüm sorunlarına çare üretmeye kalkışıyorlar! Lütfen görmediyseniz YouTube’a girin: Muazzez Hanım ve Hayrettin Bey, çılgın ihtiyarlar pankartı ile parlamentonun önünde, uğruna şehit düşen gençlerimizi hatırlatarak vatan toprağına sahip çıkıyorlar! Bundan daha tatlı, daha heyecanlı ya da daha saygı uyandıran bir görüntü olabilir mi?

Aşklarının magazinsel yanları da yok değildi! Muazzez Hanım’ın kocaman taşlı bir nişan veya “söz” yüzüğü istemesi, Hayrettin Bey’in bunu, ancak 2040 yılında emekli maaşı ile ödeyebileceğini hesaplaması, Muazzez Hanım’ı, kendisini Belçika’dan her gün arayan sevgilisinden kıskanması ve aralarında bitmek bilmeyen el ele tutuşmalar ve en tatlı kikirdemeler de hep konu edildi. Hayrettin Bey, Sümerleri daha derinden keşfederken, Muazzez Hanım da ağzından toprağı düşürmez oldu!

Hayrettin Bey yalnız Muazzez Hanım’a değil, ülkesine, Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma duygusuna da âşıktı. Bu ülkeye çok şey borçlu olduğunu hissedip bunu geri ödemek için çeşitli projelerin içine girmişti. Roma İmparatorluğu’nun bile gücünü kaybetmesinin arkasında, toprak verimsizliğini engelleyemediği gerçeğinin olduğunu, koca ordunun bu yüzden ikmal göremediğini, beslenemediğini ısrarla anlatmıştı. Toprağın verimliliğini kaybetmesinin, ülkenin yaşıyor sanılırken ölmüş olması gibi olduğuna inanan Hayrettin Bey, kitleleri ayağa kaldırmak ve sorumluluklarını paylaşmak için zamana sığabilecek her şeyi yaptı.

Hepsinden önemlisi bütün bu uçuşan düşünceleri, TEMA Vakfı ile en çağdaş ve paylaşımcı yöntemlerle yaşama geçirdi.

“1 Milyon Fidan-Hatıra Ormanı” projesi, “Tem Otoyolu Bitkilendirme” projesi gibi dev çabalara girilmesini sağladı!

En zengin, en çeşitli bitki türleriyle donatılmış bir “arboretum” ile 14 bin türü bir araya getirdi. Toplumu toprak kaymasına ve çölleşmeye karşı uyarmakla kalmadı, hayatının her zerresinde bunu anlatmayı önceliği haline getirerek yaşadı. Hepsinden önemlisi, çocukları ciddiye aldı. Onların gözünün içine bakarak konuştu, onları heyecanlandırdı, onları sahiplendi. Çünkü bu ülkenin bir geleceği olacak ise bunu ancak onların başarabileceğini anlamıştı. Kimse kızmasın da herhalde çocuklarla olan diyaloğunu, ülkenin tüm politikacıları ile olan tartışmalarının önüne koyardı. Topluma ağaç, doğa, evren sevgisi aşılamak, orman ve suyu korumak ya da herkesin diline pelesenk olmuş iklim değişikliği tehlikesini durdurmak onun yaşamının vazgeçilmez hedefleriydi. Birleşmiş Milletler’den aldığı “Orman Kahramanı” ödülü ve ülke içinden ve dışından aldığı sayısız diğer ödülün yanı sıra, kendisine göre en büyük ödülü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktı. Bunu daha fazla açmak veya anlatmak istemiyorum. İnsanlar bunu ya hisseder ya hissetmez. Bu Los Angeles seyahatimde yaptığım konuşmalardan birinde buna benzer bir şey söylediğimi hatırladım: “Evet en önemli müzelere, sergilere, buluşmalara katılmak için, onların mantığına göre yanlış pasaporta sahibiz. Ama benim açımdan Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin pasaportuna sahip olmak, paha biçilmez ve vazgeçilmez bir gururdur”. 

Toprak Dede’yi, bu ülkenin güzel insanları unutmayacağı gibi, eminim onun adını önümüzdeki yüzyıllara da taşıyacaklar.

‘Impeachment’ tartışmaları ve biz

Size kesinlikle Trump ve Ukraynalı siyasetçiler arasında kimin haklı veya haksız olduğunu, Demokratlar ile Cumhuriyetçilerin nasıl ayrıldığını anlatmak istemiyorum. Beni ilgilendiren ana konu, bu tartışmaların Amerikan Senatosu’nda hangi sükûnette yapılabildiği, Başkan Trump’ın lehinde ve aleyhinde konuşan insanların birbirini nasıl uygarca dinlediği, herkesin nasıl not aldığı ve salondaki sessizliği nasıl koruduğu... Olaya tamamen farklı açılardan bakan insanlar sırayla ve sakin bir ses tonuyla Trump’ı suçluyor veya aklıyor. Ama kimse kimseye sataşmıyor, bağırmıyor, ayağa kalkıp kürsüye yürümüyor.

Tabii bunun daha öncesi de var. Başkanın aleyhinde konuşan veya yazan hiç kimseye çeşitli bürokratik veya siyasi baskılar yapılmıyor, Trump aleyhine olan insanlar coplanmıyor, dayak yemiyor, gazlanmıyor! Tarafların avukatlarına baskı yapılmıyor. Müvekkilini savunmaya giden avukat, kendisini hapishanede bulmuyor. Her iddia ortaya atılabiliyor, herkes özgürce konuşuyor. 

İşte beni en çok ilgilendiren konu bu! Bilmem anlatabildim mi? Nasıl kıskanıyorum biliyor musunuz?             

Yazarın Son Yazıları

Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025