Bilmem kaçıncı yargı paketi

Bilmem kaçıncı yargı paketi

27.06.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Gerçek ve tüzelkişilerin her türlü temel hak ve özgürlüklerinin pervasızca ihlal edildiği sırada ilan edilen “İnsan Hakları Eylem Planı” bağlamında, toplumla alay eder gibi gündeme getirilen bilmem kaçıncı yargı paketi, Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş.

“Şahsım Devleti”nde, yargı mekanizmasının tümüyle iktidara bağımlı hale getirildiği bir yapıda, hangi kuralı getirirseniz getirin, hiçbirinin işe yaramayacağı ve adalet sisteminin tek bir kişinin duygu, düşünce, birikim, kültür ve ideolojisinden kaynaklanan tutum ve davranışlarına göre işleyeceği açıktır. 

Dolayısıyla bilmem kaçıncı “Yargı reformu” adıyla Meclis’e getirilen öneri, içteki ve dıştaki kamuoyunun gözünü boyamaktan başka bir işe yaramayacaktır!

Üstelik, bir bölümü zaten uygulanması gereken genel hukuk ilkelerinden oluşan hükümleri “reform” adıyla sıralayan tasarı, bugün bile çok eleştirilen bazı konularda durumu daha da vahim hale getirmektedir.

***

Örneğin getirilen öneriye göre eşe karşı işlenen “kasten öldürme”, “kasten yaralama” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarında kabul edilen cezayı artırıcı nedenler, sadece boşanmış eşi de kapsayacak.

Ayrıca katalog suçlarda somut delillerin aranması zorunluluğu getiriliyor.

Bu her iki hüküm de çok tartışmalı:

İlk olarak kadına karşı işlenen suçlarda “eş” ve “eski eş” kavramlarının vurgulanması, çeşitli ilişkiler çerçevesinde birlikte yaşayan herkesi kapsamadığı için sert eleştirilere konu oldu.

Örneğin, CHP’li Turan Aydoğan, İstanbul Sözleşmesi’nde “mevcut eşe veya birlikte yaşanan bireye karşı aile fertlerinden biri, mağdurla ikamet eden kişi veya yetkisini suiistimal eden biri tarafından işlenmesi halinde” şeklinde bir hüküm bulunduğunu anımsattı ve şöyle dedi:

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğimiz iddiasıyla bu kadar insanı korumasız bıraktınız. Eski eşle düzenlemeyle beraber de topluma reform yapıyoruz diyorsunuz. Niye bu tablonun tamamı yok bunun içerisinde?” 

İkinci olarak cinsel istismar, kasten öldürme, işkence gibi “katalog suçlar” için “somut delil” şartı aranması da büyük tartışma yarattı.

“Kadın ya da çocuk tecavüze uğrarken olayı videoya mı çeksin” diyen kadın örgütleri temsilcileri, “somut delil istendiği takdirde kadın ya da çocuğa yönelik cinsel suçlardan tutuklama imkânsız hale gelecek” uyarısında bulundular.

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Nazan Moroğlu, özellikle çocukların cinsel istismarında makul şüphe yerine somut delil, görüntü ve ses kaydı aranması halinde bu uygulamanın, istismar edenin korunması anlamına geleceğini söyledi.

Moroğlu, “Yargı reformunun odağına insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün konmaması, kadına yönelik şiddet ve çocuğun cinsel istismarı suçlarının görmezden gelinmesine, suçluların aklanmasına yol açacaktır.

Anayasanın 41. maddesini bir kez daha hatırlatmak isterim. Her tür istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri almak devletin görevidir.

Suçluyu değil, mağdur çocuğu korumak gerekir” dedi. 

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) sözcülerinden Avukat Hülya Gülbahar da şunları söyledi:

“Katalog suçlar içinde kaçakçılık, insan ticareti, cinayet, aynı zamanda çocuk cinsel istismarı, tecavüz ve cinsel saldırı suçları da var.

Bu kanun değişikliği ile artık kadın ya da çocuklara yönelik cinsel suçlardan herhangi bir tutuklama yapılması imkânsız hale gelecek.

Tutuklamada görüntü, ses kaydı vb. somut delil kriteri aramak aynı şekilde mahkûmiyet açısından da somut delil olmadığı takdirde mahkûmiyet verilmemesi sonucunu doğuracaktır.

İşin acı tarafı tam da bunun tartışıldığı günlerde Meclis Adalet ve Şiddet Komisyonu’nda cezaevinde olan cinsel istismar faillerinin affı tartışılıyor.

Bu iki düzenleme yapıldığı takdirde cinsel suçlardan cezaevinde kimse kalmayacak ve bundan sonra kimse cezaevine girmeyecek anlamına geliyor.

Bu, ülke çapında cinsel suçları serbest bırakmak olarak yorumlanacak ve ne yazık ki bütün failleri cezalandırırken bütün kadınları ve çocukları savunmasız bırakacak bir düzenleme olacak.”

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kurucusu avukat Canan Arın da şunları söyledi:

“Daha geçen gün 12 yaşındaki bir çocuğa herkesin gözü önünde saldıran adamı bıraktılar.

Tecavüz denen olay dört duvar arasında cereyan eder, hiçbir erkek bir kadına tecavüz ederken sahneye çıkıp ‘Ey ahali gel beni seyret, ben kadına tecavüz ediyorum’ demez. Onun tanığını bulmak hemen hemen mümkün değildir.

Erkekleri tecavüz suçundan kurtarmak, korumak, tecavüzü teşvik etmek için yapıyorlar bunu. Kadın cinayetlerinin, şiddetin arttığı dönemde bu madde korkunç.

Umarım bir gün hukukun uygulandığı kadınların insan haklarına saygı duyulduğu bir ülkeye, hükümete kavuşuruz.” 

***

Türkiye’de Atatürk’ün özgürleştirdiği kadını baskı altına alma ve ikinci sınıf vatandaş haline getirme çabası mutlaka hüsranla sonuçlanacaktır!

Yazarın Son Yazıları

Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025
İddianame, Atatürk, Haberal ve umut!

Bugünlerde, tam 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ertesi günü açıklanan...

Devamını Oku
13.11.2025
Atatürk: İki yalan dört düşman

Dün Atatürk’ü andık; bu vesileyle, bugün, Atatürk konusundaki çok önemli iki yalana ve dört düşmana değinmek istiyorum.

Devamını Oku
11.11.2025
İkinci Silivri trajedisinde anayasa ihlalleri

“Birinci Silivri Trajedisi Dönemi”, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığından ayrılma zamanı olan Haziran 2007 tarihinde başladı.

Devamını Oku
09.11.2025