‘Çador’u nasıl okumalı?
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

‘Çador’u nasıl okumalı?

28.11.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Murathan Mungan’ın yeni romanı 995 Km’yi okurken ister istemez Çador anlatısına döndüm. Yer yer distopik öğelerle bezeli bu anlatısındaki izlekleri çağrıştıran romanına konu edindiği dönem, yansıttığı gerçeklik; Mungan’ın anlatıcılığında tersi-yüzü diyebileceğimiz ikilemi göstermesi açısından bağlantı kurmayı kaçınılmaz kılıyor.

Çador, Murathan Mungan’ın 2004’te yayımlanan bir anlatısı. Düşülen kayıtta 2001-2003 tarihleri arasında yazılmış.

Örtünmenin, dolayısıyla “türban”ın Türkiye’nin gündeminde olduğu bir süreçte yazılan metni “tür” okuması olarak değil de konu/izlek/düşünsel bağlamında okumanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Siyasal İslamın yaşanan süreçte “Kürt sorunu”nun yanı başında gündemleştirilmesi ise manidar bir durumdur. Edebiyatın ise böylesi zamanlara, içinden geçilen karanlığa uzak durması düşünülemez!

Kırılgan bir anlatıcı olan Mungan’ın yazdığı her metinde “çoğaltmacı” olan yanı burada da kendini gösteriyor.

Yeni yayımlanan romanı 995 Km ile yan yana okuduğunuzda, hatta 2008’de yayımlanan Kadından Kentler’deki metinlerini hatırladığınızda Mungan’ın giderek anlatı yolculuğunu izlek ve konu olarak ülke gündemiyle eşleyerek ilerlettiğini gözleriz.

Bu anlamda Çador, ne bir öykü ne de bir roman. Yani türsel bağlamın dışında bir “aykırı” metin.1 Anlatıcının/yazarın ülkenin ve Doğu toplumların(a)ın yaşadığı, hatta dayatıldığı bir “mesele”yi gösterici/uyarıcı, hatta eleştirel bir bağlamda ele alıp anlatması açısından Mungan anlatıcılığında kilit taşı niteliğinde.

Neden mi?

Uyaran, gösteren, hatırlatan; ötesi gelecekte nelerin o karanlık günlerden sonra yaşanabileceğini sezdiren bir bakış üzerine kurması anlatıyı protest metne dönüştürüyor.

Mungan, melez bir anlatıcı. Doğu-Batı anlatı formlarını buluşturduğu gibi, Batı felsefesinin akılcı yanını, Doğu’nun mistizmini anlatılarında buluşturuyor. 

Bir metni bilerek/anlayarak, yer yer de gözetleyerek kurmak bilgisini yeni bir gerçeklik algısıyla donatırken ele aldığı konu/izlek ve yansıttığı insanlık durumunu mekânsal hakikatle buluşturarak neyi niçin söylediğini pekiştirir.

Çador, örtünme konusunda bir manifest metin olarak da okunabilir. Anlatıda “hikâye”si dile getirilen Akthar’ın başından geçenler/tanıklıkları tümüyle bu gerçekliğinin yansıtılmasında bir araçtır. Onun sürgünlüğü, dönüşü, hayal kırıklıkları, arayışı, yüzleştikleri... Ve görüp ettiklerine dair düşünceleri. Ki bunlar anlatıcının “örtünme”ye bakışının keskin söylemlerini içerir.

Bu bağlamda, Mungan’ın bu anlatısında nice sonra yayımladığı 995 Km’nin bir ön/eşik metni diye de okuyabiliriz Çador’u. İşlenen siyasal cinayeti var eden iklimin nasıl hazırlandığının ilk işaretlerini bu ön anlatıda vermişti yazar.

Yeni romanı 995 Km’ye gelince2 seçtiği konu, işlenen siyasal bir cinayet üzerinden bu eylemi gerçekleştiren kişinin sürükleniş öyküsü, bağlı olduğu “cemaat” ve “derin devlet”in 1990’larda Güneydoğu’da “Kürt sorunu” bahane edilerek var ettiği iklim tümüyle romanın dokusunda yer alıyor.

Mungan, anlatılan hikâyeyi pekiştirmek için, konuyu tersi-yüzü yaparak, işin içine gazetecileri de yerleştiriyor. PKK’nin dağ hikâyesiyle Hizbullah’ın yerelde estirdiği hava romanın dokusunu oluşturur.

Yer yer “söylenti”ye dayanan bir bakışla ülkenin Doğu sorununun neleri içerdiğini de göstermeye çalışır. Konuyu geliştirmek, anlatılan hikâyeye alan açmak için romana eklemlenen kişiler siyasi cinayetin neden/niçin oluştuğunu değil, “bölgedeki mücadelenin, savaşın, zulmün, adaletsizliğin” neleri içerdiğini göstermeyi amaçlıyor. Bu anlamda yerel gazeteci Rojda’nın iz sürdüğü gerçekliklerin hiç de Batı’dan bakarak yazılıp anlatıldığı gibi olmadığını anlatması ise Mungan’ın ele aldığı meseleye yaklaşımının bir başka boyutu olarak karşımıza çıkar.

Çador’ın manifest yapısı, 995 Km’nin gazete haber yazımı, hatta yer yer röportaj tekniğini andıran kurgusu derlenen onca bilginin bir araya getirilişi romansal hakikatin kapılarını zorluyor bence!

İyi hikâye anlatıcısı Mungan’ın bu alanda kalarak yazması sanki daha doğru. Roman olarak karşımıza çıkan anlatısını yer yer gazeteci Stephen Kinzer’ın yazdıklarına yakın kılan bir bakış, söyleyişi içermesi sanırım bu kanımı doğrular nitelikte.

Rojda’nın dediğini burada anarsak: “Her hikâyeye hak ettiği bir alan bırakmak gerekiyor.” 

Murathan Mungan’ın Çador’da geliştirdiği söylemin, öne çıkardığı meselenin bölgesel gerçeklere dayanan bir hikâyede somutlaştırarak anlatılması bir “tespit” ötesine geçemiyor ne yazık ki!

Gene Rojda’nın şu sözleri ise romanda asılı bir tespit afişinin sloganı gibi kulağımızda çınlıyor:

Türkiye benim okuduğum, bildiğim tüm romanları aşıyor ama...


(1) Murathan Mungan, Çador, Metis yay., 2004, s.108.

(2) Murathan Mungan, 995 Km, 2023, Metis Yay., s. 255.

Yazarın Son Yazıları

Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024
Kapitalizmin çirkin yüzü

Kapitalizmin çirkin yüzü

Devamını Oku
10.09.2024
Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Devamını Oku
27.08.2024
Belleğin çağrısı

Belleğin çağrısı

Devamını Oku
13.08.2024
Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Devamını Oku
30.07.2024
Eski sözlerde, yeni bakışlar

Eski sözlerde, yeni bakışlar

Devamını Oku
16.07.2024
CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

Devamını Oku
02.07.2024