Anadolu ihtilâli fikri - Yüksel Işık
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Anadolu ihtilâli fikri - Yüksel Işık

28.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tarihi günün bir gün öncesidir; Çankaya’dadırlar. Sofra kurulur; herkes toplanır etrafına… Henüz başlanmıştır ki Mustafa Kemal söze girer; “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz”.

Herkes elindekini bırakır; kâğıda, kaleme sarılır. Söylenecekler söylenir; görevler bölüşülür ve herkes üstlendiği görevi yapmak üzere işinin başına gider. Bir tek İsmet İnönü kalır Mustafa Kemal’in yanında. İkisinin hazırlığının ne kadar sürdüğünü bilmiyoruz; büyük olasılıkla sabahlamışlardır. Ertesi gün, Meclis’te, başkanlığını İzmir milletvekili Yunus Nadi’nin, kâtipliğini Dersim milletvekili Feridun Fikri’nin yaptığı Anayasa Komisyonu’nun teklifi okunur. Özetle şöyledir o teklif:

“Egemenliğin kayıtsız koşulsuz millete ait olması ve yönetim biçiminin milleti bizzat ve bilfiil yönetme esasına dayanıyor olması zaten Cumhuriyet demektir. Saltanata son verilmiş ve böylece Türkiye Devleti’nin Cumhuriyet ile yönetilmesi hakkında anayasadaki ilgili maddenin buna göre düzenlenmesi uygun görülmüştür.”

Hiç kuşkusuz olup bitenler, bir gecenin ürünü değildir. Mustafa Kemal’in zihnindeki kıvılcımın bir alaza dönüşmesinin uzun bir tarihsel geçmişi olduğu kesindir. Suriye’den İstanbul’a geldiğinde, boğazı işgal etmiş İngiliz gemilerini gördüğünde, aklına ilk gelen “payitaht”ın zavallılığıdır. O zavallılığa olan tepkisini, “Geldikleri gibi giderler” şeklinde vermesi de bundandır.

“Tek kişi”nin yönettiği ve kimin kapalı kapılar ardında hangi devletin elçileriyle iş tuttuğunun bilinmediği bir sürecin sonucunda işgal edilen Anadolu’nun çıkışının Cumhuriyet ile olacağına ilk günden karar verdiği açıktır. Bunun belirgin kanıtlarından birinin de Sivas Kongresi’nden dönüşte Alevi ve Bektaşilerin desteğini almak için uğradığı Hacı Bektaş’ta Cumhuriyet sözcüğünü dillendirmesidir.

“Anadolu ihtilalinin bildirisi”ni okuduğu Amasya’da da katılımcı bir modelle direnişi örgütlemek üzere toplanan Erzurum ve Sivas kongrelerinde de benimsediği en temel ilke, “egemenliğin kayıtsız koşulsuz milletin” olduğu gerçeğidir.

Demem şu ki kuruluştan önce başlayan kurtuluş sürecinin özü, Cumhuriyet fikrine dayanır. Cumhuriyet, 29 Ekim 1923’de resmileştirilmiş olsa da Samsun’a ayak basıldığı gün, bu yolun varacağı yerin Cumhuriyet olacağı her adımda kendini hissettirir. O histir, “Anadolu ihtilalinin bildirisi” ile ayağa kalkan Ankaralıların payitahtın gönderdiği valiyi kente sokmayıp kendi valilerini seçmelerinin nedeni. O histir, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını Ankara girişinde Seymen Alayı ile karşılamalarının nedeni. Gelenektir; Seymen Alayı, ancak yeni bir devlet kurulduğunda dizilir çünkü.

Kurtuluş mücadelesine önderlik edenlerin, yeni bir devleti kurmaya ve bu devletin şeklinin cumhuriyet olacağına karar verdiklerini biliyoruz. Kurdular da...

BİR GÜVEN İNŞASI...

102’nci yılını geride bıraktığımız Cumhuriyet, işte böyle bir sürecin sonucudur. Tarih, kutupyıldızı gibidir; isteyene yol gösterir. Tarihten alacağımız derslerdir, geleceğimizi aydınlatacak olan. Gereksinimimiz var mı? Var; çünkü 103. yıla zorlu bir süreçten geçerek giriyoruz. Bu ülkenin son çeyrek yüzyılı, Cumhuriyet fikrinden rahatsız bir siyasal yaklaşımla yönetiliyor. Ancak ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan Türkiye’nin artık yönetilemediği açıkça görülüyor.

Başlangıçta Cumhuriyetin birikimlerini satıp savarak döndürdüğü ekonomi, bugün açlık sınırının altında kalan milyonlarca insanın pazar atıkları arasında yiyecek aradığı bir işleyişe dönüşmüş durumdadır. İktidar ise bağımsız yayın kuruluşlarına el koymak, potansiyel adayları elemine etmek ve toplumsal muhalefeti boğmak için her yola başvuruyor.

Mızrak çuvala sığıyor mu? Hayır... Giderek ağırlaşan koşulları saptamak yetmez; asıl sorun, ülkenin içine düştüğü bu olumsuz koşulları değiştirmek için yapılabileceklere odaklanmaktır. Söz konusu odaklanma için gereksinimimiz, demokratik, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir iktidarı gerçekleştirebilmek için öncelikle muhalefetin bütün unsurlarıyla birlikte olabileceğimiz bir hat oluşturulmalıdır. Bu hattın yolu, örgütlü mücadeleden geçer.

Örgütlü mücadelenin ilk adımı, güven vermektir. 102 yıl sonra bugün yıpratılmak istenilen Cumhuriyetin kuruşunun öncesinde verilen kurtuluş mücadelesinin kaldıracı, halkın, kurtuluş savaşçılarına olan güvendir. Bugün de o güveni verecek örgütlü güçtür Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandıracak olan.

Yazar Yüksel Işık

İlgili Konular: #mustafa kemal atatürk

Yazarın Son Yazıları

Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026