Olaylar Ve Görüşler

Karadeniz'in Yeşiline Kıymayın Efendiler... - Şükrü KARAMAN

26 Haziran 2020 Cuma

Yeşilin korunması, yaşanabilir doğal alanların yok olmaması,  insanların ve hayvanların özgürce sağlıklı ortamda yaşamlarını sürdürebilmesi adına her yıl düzenlenen etkinlikler, ne yazık ki giderek anlamını yitiriyor. Doğayı yeterince koruduğumuzu, sahip çıktığımızı söylemek pek olası değil. 

Koronalı günlerde insan tahribatından kurtulan doğanın canlanarak yeşerdiğini, kirlilikten sıyrılan denizin özgün mavisine, hayvanların özgürlüğe kavuştuğuna tanık olduk.

TABLO DAHA DA KÖTÜLEŞİYOR

Dünya ile birlikte Türkiye’de de doğa cinayeti her geçen gün artıyor.  Mantar gibi her yere kondurulan termik santrallar, vahşi çöp depoları, gözbebeğimiz gibi korumamız gereken dağlar, ovalar ve yeşil alanlarda gerçekleştirilen siyanürle altın arama çalışmaları, yaylaların kentler gibi betonlara esir düşmesi, akarsu ve dereleri kurutan HES’ler, solumaktan korktuğumuz kirli hava, zehirlenen içme suyu doğayı katlediyor. Zararını en çok insan ve tarım görüyor.

Çevrecilerin çeşitli etkinliklerine karşın doğa tahribatı olabildiğince sürüyor. Ülkemizde yeşil cinayetinde belirgin artış var. Bacalarından zehir yayılan termik santralların mevcudu yetmezmiş gibi yenilerinin yapımı gündemde. Oysa, zehir saçan kömürlü santrallar yerine potansiyeli bol olan temiz ve ucuz güneş ile rüzgârdan, yani temiz ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretebilir Türkiye. Yeni fark edildi güneş ve rüzgar enerjisinin değeri.

TEPKİLERE RAĞMEN

Kaz Dağları’nda, Çanakkale’de, Fatsa ve Ünye’nin görkemli doğasında siyanürle altın arama çalışmaları gerçekleştiriliyor. Bir bölümünün faaliyeti yargı kararı ile durduruldu, bir bölümü de bölge insanının tepkilerine karşın faaliyetine devam ediyor.

Fatsa ve Ünye’nin sınırında, Yukarıbahçeler Mahallesi’nde ısrarla süren siyanürlü altın arama çalışmalarından ötürü fındık bahçeleri kurudu, yeşil bitki örtüsü kahverengine dönüştü. Suyu ve toprağı zehirleyen çalışma alanları genişliyor. Geçimini fındık ve tarımdan kazanan üretici çaresizce katliamı izliyor. En kaliteli fındığın yetiştiği Yukarıbahçeler, çölü andıran görünüme büründü siyanürden ötürü.

Samsun’un Havza ve Kavak ilçelerindeki Şahin Dağı’nda da yabancı şirket tarafından siyanürle altın arama çalışmalarına yakında başlanacak. Kanadalı şirketin ruhsat işlemini tamamladığı belirtiliyor. Her iki ilçenin içme suyu ihtiyacını karşılayan Şahin Dağı da yakın gelecekte zehirlenecek, yeşili tükenecek.

KİŞİSEL ÇIKAR UĞRUNA

Türkiye’nin en bereketli Çarşamba Ovası’na sözüm ona çevreye zarar vermeyen biyokütle enerji santralı konduruluyor. Karadeniz’in yanı sıra ülkenin sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan ova, birilerinin kâr hırsı yüzünden bitirilecek.

Yargı kararlarına rağmen, zararsız olduğu ileri sürülen santral faaliyete geçerse yazık olur korunması gereken, her karış toprağından sebze ve meyve fışkıran Çarşamba Ovası’na. O santralla birlikte üretici de mağdur olacak, aşı ve ekmeği küçülecek, belki de yok olacak.

Giresun’un Çavuşlu beldesi ile Ordu’nun Çaybaşı ve Ünye ilçelerinin böğründeki adı “Katık Atık Bertaraf Sistemi” olan, ancak vahşi depolama alanından öte özelliği olmayan çöplüklerden yayılan kötü kokudan halk soluyamaz hale geldi, dereler ve içme suları kirlendi.  

BU BÖYLE GİTMEZ, GİTMEMELİ DE

Samsun’dan Sarp’a dek uzanan kıyı şeridinde devasa ve çirkin uzun binalar insanı ürkütüyor. Ülkenin her yerinde olduğu gibi Karadeniz kentleri ve yaylaları da beton yığınına döndü. Bir zamanlar yeşili ile övünülen yaylalardan, bölgeden eser yok şimdi. Ordu’da deniz kıyısına inşa edilen göğü delen Belde Evleri”nin yıkılması iyi oldu, halk rahat nefes aldı. Darısı diğer çirkinlerin başına.

Bu böyle gitmez. Artık birileri buna dur demeli. Katliam sürerse halkın soluklanacağı yeşil alan kalmayacak. Karadeniz’in yeşiline daha fazla kıymayın.

ŞÜKRÜ KARAMAN
GAZETECİ, YAZAR


Yazarın Son Yazıları