21. Yüzyıl İçin Planlama mı? Türkiye’de mi?..
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

21. Yüzyıl İçin Planlama mı? Türkiye’de mi?..

29.01.2014 02:25
Güncellenme:
Takip Et:

2 cümle:
21. yüzyılı bilim şekillendirecek.
Bugün Türkiye için en ciddi açık, öyle döviz açığı falan değil, insan kaynağındaki açık.
Biliyorum, Türkiye’nin yolsuzluklar, ekonomik istikrarsızlık ve siyasi dalaş ortamında her iki cümle de buharlaşacak. Gündem acımasız. Ama bugün ne kadar gerçek ise yarın da o kadar gerçek. Ve yarının taşlarını bugünden döşeyemezsek yine aynı girdabın içinde savrulup duracağız. Geçen hafta 2 gün boyunca beyin fırtınası yaptık, Prof. Dr. Bilsay Kuruç’un önayak olmasıyla başlayan ve Ankara Üniversitesi’nin desteğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen “21. Yüzyıl İçin Planlama Kurultayı”nda... Acaba içinde bulunduğumuz yüzyılda bizleri neler bekliyor? Toplumları ne şekillendirecek? Ülkeler buna hazır mı? Peki, ya Türkiye?
Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarının bir araya geldiği kurultaydaki tüm sunumlar “21. yüzyılı bilimin şekillendireceği” üzerineydi ve Türkiye için bir yol haritası niteliği taşıyordu. Zaten 20 yüzyıl, kuvantum, bilgi işleme ve biyomoleküler olmak üzere 3 büyük devrime sahne olmuştu. Bugün bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hıza, genetik, nanoteknoloji alanındaki gelişmeler de eklenince, gelecek de bir anlamda şekilleniyordu.
Akıllı giysiler, optik okumalar, dijital sistemler, sensörler, tıbbi cihazlar, karbon elyaf gibi teknolojik ürünler; hepsi şimdiden yaşamlarımızın içinde. Bunu kimler yaptı? Bilimin gücüne inananlar, üniversitelerinde, Ar-Ge merkezlerinde üretilen temel yetkinlikleri teknolojiye dönüştürüp kendi ürünlerinde kullananlar... Tıpkı sanayi toplumuna geçişte olduğu gibi burada da ana yönelim, belirleyici ülkelerde, zengin ülkelerde ortaya çıktı ve oradan dalga dalga dünyaya yayılmaya başladı. Bu aslında bir fırsattı. Çin, Güney Kore, Hindistan gibi zengin Kuzey’in dışındaki kimi ülkeler bilgi toplumu içinde yer almayı kendine hedef olarak benimsedi, kimi ülkeler ise süreci yönetmek yerine kendi akışına bıraktılar. Sonuçta aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkeler, bilgi toplumlarının ürettikleri teknoloji ve ürünleri satın alıyor...
İş geliyor, geleceği planlamaya dayanıyor. Teknolojiyi satın almak, cari açığı altından kalkılamayacak boyutlara getirmek, işin bir boyutu. Ama bir diğeri daha var. Teknoloji hızla insan gücünün ve insan üretiminin yerini alıyor. Ve karşımıza sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı ilgilendiren bir soru daha çıkıyor? İnsan gücünün yerini kademeli olarak akıllı makinelerle doldurma artan yapısal işsizliğe mi yol açacak? Yoksa yeni işler yaratmanın ve bu işleri üstlenenleri yeterli ölçüde ücretlendirmenin yollarını mı bulacağız?

The Economist bile sordu
Bir de düşünmemiz gereken bir soru daha? Kapitalizmi sermayeden yana değil de emekten yana planlamak mümkün mü? İngiltere’de yayımlanan The Economist dergisi son sayısında, “Bugünün teknolojileri yarının işgücüne ne yapacak” diye sorup kapağına taşımış. Ana hatlarıyla özetleyeyim:
“Oxford Üniversitesi’nde yeni bir araştırmaya göre, önümüzdeki 20 yıl içinde günümüzdeki işlerin yüzde 47’si otomasyona geçecek. Bu, insanın yaptığı işlerin makine ve robotlar tarafından yapılması anlamına geliyor. Çarpıcı bir örnek: Popüler fotoğraf paylaşım sitesi Instagram 2012 yılında Facebook’a 1 milyar dolara satıldı. 30 milyon müşterisi ve sadece 13 çalışanı vardı. Birkaç ay önce iflasını isteyen bir dönemin fotoğraf devi Kodak’ta 145 bin kişi çalışıyordu.”
Liberal ekonominin sesi olarak da bilinen The Economist’e göre teknolojinin işgücünde yaratacağı değişimin sosyal etkileri çok büyük olacak. Ortalama ücretler sabit kalırken gelirler arası uçurum artacak... Artan eşitsizliğin yol açtığı öfke büyüyecek ama siyasetçiler buna bir çözüm getirmekte zorlanacak. 20. yüzyıla damgasını vuran unsurlardan biri de orta sınıfın yükselişi olmuştu. Göreceli olarak refahı ve beklentileri artan bir orta sınıf şimdi ciddi bir işsizlik sorunu ile karşı karşıya. 21. yüzyıl ise insanların sayılarla olmaktan çok, nitelikleri ile sahneye çıktıkları bir yıl olacak. Ve ne yazık ki ülkeler buna hiç hazır değil... Çözüm yollarından biri eğitim sistemlerinin bu doğrultuda yeniden yapılanması. Tabii tek başına bu da yeterli değil...
Gelelim gelişmiş ülkeler bile buna hazır değilken Türkiye’ye...
Bakıyoruz son birkaç yılda 1300 imam hatip ortaokulu açılmış. 8 yıllık eğitimde 64 bine düşen imam hatipli öğrenci sayısı 700 bine çıkmış. AKP iktidarı, 4+4+4 ile çocukları özellikle de kız çocuklarını örgün eğitimden uzaklaştırıyor, lisede evliliğin yolunu açıyor, çok çocuk doğurun söylemi ile yetinmiyor, parasal teşvikler veriyor. Eğitimin kalitesi ise tartışılmıyor bile.
Bilimden uzaklaşıyoruz. Üniversitelerin talep yok gerekçesiyle temel bilimler fakültelerini kapatması, teorik matematik ve fizik araştırmalarının yapıldığı Feza Gürsey Araştırma Merkezi’ni kapatması... Bir bakanın “ara eleman ülkesiyiz” konuşması... Hepsi bilgi toplumunun tam tersi bir zihniyetin dışavurumları...
Nüfusumuzun yarısı kadın. Ekonomiye entegre etmek yerine uzaklaştırıyor, evin içine hapsediyoruz.
Tüm bu gerçekler dururken geleceği nasıl planlayacağız?  

Yazarın Son Yazıları

‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025
Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Devamını Oku
18.04.2025
Tarife savaşının şifreleri

Tarife savaşının şifreleri

Devamını Oku
11.04.2025
Uyanış...

Uyanış...

Devamını Oku
04.04.2025
Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Devamını Oku
28.03.2025