İnsanlığı geleceğe bilim taşır... Asla unutmayalım

09 Ekim 2020 Cuma

İnsanlığı geleceğe bilim taşır... Savaşlar değil, kutuplaşmalar ve öfke üzerinden yürütülen siyaset de değil; ekonomik çıkarları ve hırsları her şeyin üzerine çıkaran, başkalarının kaybını kendi kazancına dönüştürmeye odaklı sistemler hiç değil... 

Bilim, insanlığın ortak dili, ortak değeridir... İnsanın kendini, dünyayı, yaşadığı evreni, toplumu anlama çabası bilimi şekillendirir.. Geleceğe yeni kapıların açılması demektir. Yaşanan her yeni gelişme bir sonraki gelişmenin anahtarı olmuştur. Newton’un yerçekimi kuramı, Faraday’ın elektromanyetizma alanında, Bernoulli’nin hidrodinamik basınç alanındaki çığır açıcı keşifleri, Einstein’ın özel görelilik teorisi olmasa insanlık bugünkü noktasında olur muydu? İnsanın genetik haritasının çıkarılmasından, Ay’da Mars’ta yerleşme çabalarına, yapay zekâ, robotik teknolojilerine, kuvantuma kadar bugünü ve yakın geleceğe yön verecek olan yine bilim, bilimsel araştırmalar...

Bilimin kodlarında “uzun soluklu araştırma yapmak, sabırlı olmak ve asla pes etmemek” vardır. Bitip tükenmeyen sonsuz araştırmalar, deneyler döngüsü içinde yol alır bilim insanı. 

Bilimin kodlarında büyük rekabet kadar güçlü bir işbirliği de vardır...

Nobel’e kadın damgası

2020 Nobel bilim ödülleri açıklandı bu hafta. Ve sürpriz şekilde 3 bilim kadını ödüle layık görüldü. Gen biçimlendirme teknolojisindeki çalışmaları ile ABD’li biyokimyacı Jennifer Doudna ile Fransız mikrobiyolog Emmanuelle Charpentier Nobel Kimya Ödülü’nü alırken, evrenin en büyük gizemlerinden biri olan kara delik üzerine yaptığı çalışmalar ile ABD’li Andrea Ghez diğer 2 erkek meslektaşı ile Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. 

Nobel bilim ödülleri erkek egemen bir alan. Bugüne kadar 622 bilim insanı ödül kazandı ve aralarından sadece 22’si kadındı. Bu yılın özelliği, kimyada ilk kez 2 kadının birlikte ödül kazanmış olması. Ghez ise Nobel tarihinde fizik ödülü kazanan dördüncü bilim kadını oldu.

Zaten ödüle layık görülen 3 bilim kadınının ilk yaptıkları açıklamalarda “genç bilim kadınlarına, eğitim çağındaki genç kızlara ilham olmasını diliyoruz” vurgusu vardı. Charpentier ve Doudna, CRISPR/Cas9 genetik makasını 2012 yılında keşfettiler. Canlıların yaşam kodlarının son derece kısa sürede yeniden yazılmasının önünü açan bu teknik, biyolojide büyük bir devrimsel dönemi başlattı. 

Her biri kendi ülkelerinde araştırmalar yaparken bir konferansa katılmak için geldikleri Porto Rico’da bir kafede tanıştılar. Kentin eski mahallelerinde birlikte dolaştılar, sohbet ettiler, birbirlerine çalışmalarını anlattılar. Kurdukları dostluk bilimsel rekabeti birden işbirliğine dönüştürdü ve onlara Nobel yolunu açtı.

Rekabet dedik... CRISPR gen makası üzerine çalışan tabii başkaları da vardı. 2012 yılında bu konuda 126 makale yayımlandı. 2017 yılına gelindiğinde bu sayı 2 bin 155 olmuştu. 

Hızlı, pratik, uygun fiyatlı ve kullanım esnekliği açısından belki de şu ana kadar sahip olduğumuz en efektif genom düzenleme aracı olan CRISPR-Cas sisteminin patent hakları üzerine savaş ise hâlâ sürüyor.  

?UC Berkeley’de çalışmalarını yürüten Jennifer Doudna ve ekibi Mayıs 2012’de, CRISPR-Cas sisteminin patent başvurusunu yaptı. Broad Enstitüsü’nde araştırmalarını sürdüren Feng Zhang ve ekibi de patent girişimlerini Aralık 2012’de başlattı. Doudna ve ekibi patent başvurusunu daha önce yapmasına rağmen, Zhang ve ekibi Nisan 2014’te patenti aldı. Bu karardan sonra Berkeley’deki araştırma grubu, Broad Enstitüsü’nün patentine itirazda bulundu. Konu henüz çözümlenebilmiş değil ama bu arada dünyanın birçok yerindeki araştırma merkezleri, patent tartışmalarına aldırmaksızın CRISPR teknolojisini geliştirmeye ve farklı hastalıklarda denemeye devam etti. Özelilkle Çin, CRISPR’nin kanser tedavisinde kullanımına dair klinik çalışmaları ilk başlatan ülke oldu. 

Genetik makas çok güçlü Düzenleme şart

Tabii şunu da unutmayalım. Genetik makas tüm faydalarının yanı sıra kötüye de kullanılabilir. Özellikle de genetiği değiştirilmiş embriyolar oluşturmak için kullanılması en büyük tehlike..

Kesin olan bir şey var: Bu genetik makaslar hepimizi etkiliyor. Bir yandan tarımdan sağlığa yeni ufuklar açılırken bir yandan da yeni etik sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Bilimi reddeden siyaset, bilimi kötü amaçlarla kullanan siyaset daima vardı ve var olmayı sürdürecek. Önemli olan kötü ile mücadele edebilmek... 


Yazarın Son Yazıları