Seydişehir Alüminyum'dan Cari Açığa... Bir Garip Öykü...
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Seydişehir Alüminyum'dan Cari Açığa... Bir Garip Öykü...

14.12.2011 05:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n\n\n

İç acıtıcı ve aynı zamanda tiksindirici bir öykü ETİ Seydişehir Alüminyumun özelleştirilmesinin ardından bugüne kadar yaşanan gelişmeler... Balık hafızalı toplumumuz çoktaaan unuttu. Ülkenin hızla değişen gündemi ve herkesin hukuksuzluklara artık aşina oluşunun da bu unutuşlarda payı var elbette. İtiraf etmeliyim ki bizim de hafta sonu yolumuz Seydişehire düşmemiş olsaydı, oradaki insanlarla konuşmasaydık ve döndükten sonra oturup araştırmasaydık 2005 yılından beri yaşanan hukuksuzlukların yolunun AİHMye kadar gittiğinin farkında olmayacaktık. TMMO Metalurji Mühendisleri Odası Başkanı Cemalettin Küçük ile konuştuğumuzda Evetdedi; Türkiyede hukuk kanalları tükenince davayı AİHMye (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) taşıdık. 2 ay önce dosyamızın kabul edildiği haberini aldık. Sanırım 1 yıl içinde karar belli olur. Bu arada Başbakan ve Özelleştirme Yüksek Kurulu hakkında da tazminat davası açtık...

\n

Peki ne oldu da bu noktaya gelindi? Dinleyin bakın...

\n

2005 yılında özelleştirmelerin en vahşice yaşandığı dönemde bir ara dillerden düşmeyen bir slogan vardı: Alüminyum alana baraj hediye.Seydişehir Alüminyum Tesislerinin özelleştirilmesiyle ilgili. Tesisi alana Oymapınar Barajı hediye anlamında. Ve sattılar o yıl Neyi mi?

\n

1- Seydişehir alüminyum tesislerinin ana fabrikasını.

\n

2- Oymapınar hidroelektrik santralını.

\n

3- Üretime esas olan boraks maden rezervini.

\n

4- Tesisin Antalyadaki mal varlıkları ve limanı.

\n

Bütün bu varlıkları CE-KA Grubu, 305 milyon dolar karşılığında satın aldı. Sahibi Başbakan Erdoğana yakın bir isim, hem de hemşerisi. Üstelik para kasaya bile girmiyor. Grubun Karadeniz Oto Yolu inşaatından alacağına mahsup ediliverdi. En az 3.5-4 milyar dolarlık varlığın 305 milyon gibi komik bir paraya özelleştirildiğinisöyleyen CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, bu özelleştirmenin peşini bırakmadı ve Metalurji Mühendisleri Odası ile Danıştayda yürütmeyi durdurma ve iptal davası açtı. 29 Haziran 2006da Danıştay 13. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Hukuk ve demokrasi şampiyonu bu hükümet ne yaptı? Danıştayın yürütmeyi durdurma kararına uymadı. 27 Kasım 2007de Danıştay bu sefer Seydişehirin özelleştirmesini iptal etti. Hükümet iptal kararına da uymadı. Son olarak geçen yıl Danıştay İdari Dava Daireleri, 13. Daire tarafından verilmiş iptal kararını da onayladı. Anlayacağınız Seydişehir ve öteki varlıkların özelleştirilmesi, en üst hukuk kurulunca durdurulmasına karşı sanki öyle bir şey yokmuş gibi davranıldı. Ve şimdi sıra AİHMnin kararında

\n

Peki CE-KA tesisi satın alınca ne yaptı?

\n

ÖİB tesisi alacak firma için şartlar koymuştu:

\n

- 5 yıl içinde en az 110 milyon dolar yatırım yapılacak.

\n

- Şirketin üretiminde kullanılan boksit madeninin işlenmeden ihracı yasaklanacak.

\n

- Oymapınar, otoprodüktör lisansı dışında kullanılamayacak. Elektrik üretiminin en fazla yüzde 25i diğer kullanıcılara satılabilecek.

\n

Hiçbirine uyulmadı. Boksitler şakır şakır satılıyor, Oymapınarın elektriği enterge sisteme çalışıyor, yatırım olarak gösterilenler ise göstermelik bina tadilatları... Üstüne üstlük CEKA bonus olarak Seydişehirin doğalgaz ihalesini de aldı. Yani tam bir tekel hali. Yer darlığından dolayı bırakalım işçilerin 4-C statüsüne geçirilerek sürülüp süründürülmelerini bir kenara (malum hikâye) ve gelelim cari açık konusuna. Türkiyenin en büyük derdi değil mi? Ve yılda 850 bin ton alüminyuma ihtiyacı var ülkenin, başta otomotiv sektörü olmak üzere... Ne yapılıyor peki? 60 bin tonu Seydişehirden karşılanıyor (özelleştirmeden önce de aynıydı), 15 bin ton kadarı hurdadan dönüştürülüyor. Kalanı ise ithal. Evet, biz boraksı işlemeden satan ve alüminyuma avuç dolusu paralar vererek alan bir milletiz... Sonra da etrafımıza bakar ve hay allah bu cari açık neden çıktı?” diye söyleniriz... Devlet tekelini yıkmaya kalkarken özel sektör tekeli yaratırız... Seydişehir Alüminyum Tesisleri o ilçenin can damarıydı. Kestiler... Lojmanları, sosyal tesisleri, havuzu, sineması vardı. Yok ettiler... Yolunuz düşerse şöyle bir uğrayın Seydişehire, bakın sosyal yaşam ne halde

\n\n\n

Türkel Minibaş’ı anıyorum özlemle...

\n

\n

Ah güzel dostum benim... Bugün senin doğum günün... O içten gülüşün ve çocuk gözlerinle karşımdasın yine... Geçen yıl aynı tarihte bu köşeden sana seslenmiştim. 1 yıl geçti aradan; ne kadına karşı şiddette bir arpa boyu yol aldık, ne çevre ile ilgili konularda... Hukuksuzluk hâlâ diz boyu, gazeteciler hâlâ hapiste... Baskı artarak sürüyor, bilgi toplumu olmamız gerekirken korku toplumuhaline geldik. Ekonomi çöküyor. Geçen yıl, senin Gözucuylaköşende sık sık önemli bir tehlike olarak altını çizdiğin Türkiyenin cari açığı 35.7 milyar doları buldu. Kaynağı belirsiz halde ülkeye giren miktar ise 1.2 milyar dolardemiştin. Dün yeni rakamlar açıklandı. Cari açık 65.5 milyar dolara, kaynağı belirsiz para 13 milyar dolara çıkmış... Böyle yönetiliyor işte Türkiye Türkel, nereden geldiği belirsiz paralarla. Ve alkış tutuluyor bu ortama Umutlu oldun sen daima. Yılmadan mücadele zamanı şimdideyişin hâlâ kulaklarımda... İyi ki var oldun hayatımda

\n\n

Yazarın Son Yazıları

‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025
Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Devamını Oku
18.04.2025
Tarife savaşının şifreleri

Tarife savaşının şifreleri

Devamını Oku
11.04.2025
Uyanış...

Uyanış...

Devamını Oku
04.04.2025
Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Devamını Oku
28.03.2025