Yeni anayasa ile amaçlanan ne? Gerçekten başkanlık ya da yarı başkanlık sistemine geçiş mi? Yoksa oluşmuş de facto siyasal patronaj sistemine yasal dayanak sağlamak, meşruiyet kazandırmak mı?
Ülkemizde eksikli, şibih (benzeri) Filipin tipi olarak nitelendirilen yandaşlar tarafından da “ileri” olduğu söylenen demokrasinin, gerçek bir demokratik düzenle örtüşür yönü var mı? Ülkemizdeki düzen, demokrasiden çok patrimonyal ve patronaj karışımı siyasal bir düzenin özelliklerini, unsurlarını taşıyor.
Patronaj ve patrimonyal karışımı bir düzenin özellikleri nelerdir? Yinelemeler için özür dileyerek açıklamaya çalışayım.
* Patronaj, eşit olmayanlar, bir yanda patron veya patronlar, öbür yanda yandaşlar arasında kişisel ilişkilere dayanan bir siyasal düzen olarak tanımlanmaktadır. Patron, kamu kesesinden yandaşlarına çıkar sağlar, onları kollar. Bu çıkar mevki olabilir, parasal destek olabilir, rant yaratma olabilir, ayrıcalık sağlama olabilir. Günümüzde bunun örneklerini iş yaşamında, medyada, bürokraside, hatta eğitim kurumlarında görüyoruz. Yandaşlar da karşılığını övgü, saygılı dil, alkış, lehe yayın, gerektiğinde yalakalıkla, günümüzde demokrasi denilen düzende oylarıyla öderler. Yandaşlar bir ideoloji, bir program çerçevesinde birleşmiş kişilerden oluşmaz. Patrona bağlılık, çıkar beklentisi, bazen korku, yandaş grubunun oluşmasında başlıca güdülerdir.
* Yazılı yasalar, yönergeler olsa da sözlü buyruklar geçerlidir. Patronun sözü, buyruğu yasaların üstündedir. Gerektiğinde buyruklar, yasalar, anayasa bile patronun isteklerine, yaşam yol haritasına göre biçimlendirilir.
* Ülkede şeklen resmi bir hiyerarşi vardır. Ancak cemaat, tarikat, dernek ilişkilerine, bağlarına dayalı gayri resmi hiyerarşi geçerlidir, başattır.
* Yargı erki kâğıt üstünde ayrı ve bağımsızdır. Yetkiler, yetki alanları genelde belirlenmiştir. Ancak uygulamada yargı, patronun ve/veya gayri resmi hiyerarşinin etkisi altındadır. Hukuk düzeni ile bağdaşmayan, tam tanımlanmamış yargı alanları, yetkileri, takdir hakları vardır.
* Şeklen bürokratik bir sistem kurulmuş olup tam zamanlı görevliler vardır. Uygulamada ise resmi bürokratik düzenin yanında olmayan, yarı zamanlı görevliler, özellikle kolluk güçlerinde, medyada görev yapar, delik oluşturma, bilgi sızdırma, kamuoyunu etkileme gibi işlevler üstenirler.
* Cemaat, tarikatlara bağlı, gayri resmi olarak da nitelendirilebilecek eğitim kurumları yaygındır. Sınav ve tercih sisteminin bu kurumlara göre düzenlenmesi, gayri resmi eğitimin etkisini ve yaygınlığını artırır.
Yetkin bir kalem, demokrasi, patrimonyal sistem, patronaj düzeni arasındaki farklılıkları kuşkusuz daha açık belirler. Türkiye’deki düzene, doğru tanı koymak gerekir.
Türkiye, Tanzimat Fermanı, I’nci II’nci Meşrutiyetler, Cumhuriyetin ilanı, çok partili siyasal yaşam, tüm vatandaşların oy haklarına sahip olduğu seçim sistemi, tüm bunlara karşın iki yüz yıla yakın bir süredir demokratik düzene geçemiyor. Nedeni vatandaşlarımızın, önemli bir bölümünün demokratik düzenin gerektirdiği niteliklere sahip olmamasıdır.
Demokrasinin gerektirdiği birey tipi haklarına sahip çıkan, mücadeleci, bağımsızlığı, özgürlüğü içselleştirmiş, dinsel ve sosyal kademeleşmenin etkisinde olmayan, hür iradesiyle hareket eden, egemenliğin kendinde olduğuna inanmış vatandaş tipidir. Vatandaşların önemli bir bölümünde bu nitelikler, demokratik bir düzenin gerektirdiği ortamlar (meziyetler) yoksa düzen demokrasiden çok, patrimonyal ve patronaj sistemi karışımı melez bir yapı gösterir.
Türkiye’yi yasal olarak da patronaj sistemine götürecek yeni düzenlemelere “hayır” demek toplumsal görevimizdir.
Başkanlık mı Yoksa Patronaj mı?
Yazarın Son Yazıları
Sorunlar, neden/nedenlerine doğru tanı konarak, nedenler ortadan kaldırılarak çözülür.
Teknik bilgim olmadığı için F-35, S-400’ler dahil ülkenin savunması ve dış politikasıyla ilgili sorular düğümleniyor.
Her yeni yıla girerken yılın mutlu, başarılı olması istenir, ümitle girilir.
İlke, bir alanda olayı tanımlayan temel kural, önerme, prensiptir.
Terör, bir iktidarı, bir gücü zorla kabul ettirmek amacıyla sistemli şekilde şiddet kullanma, yıldırma, korkutma, tedhiştir.
Enflasyon, en yalın tanımıyla arztalep dengesizliği nedeniyle fiyatların yükselme sürecidir.
Kuvayı Milliye, Milli Mücadele, bağımsızlık savaşımıyla eşanlı din motifli dış destekli karşı hareket başlamıştır.
Sosyal demorasi, halkın katılımıyla sosyal refahı, gönenci ençoklama; halkın egemenliği, özgürleşmesi amaçlı siyasal düzendir.
Kolonyalizm, sömürgecilik bir devletin kendi sınırları dışındaki ülkeler üzerinde hegemonya, egemenlik kurarak ideolojik, kültürel, siyasal, ekonomik baskılarla siyasal, ekonomik çıkar sağlamasıdır.
Ödemeler dengesinde “net hata noksan” kalemi...
Başlık Halkın Haberi renkli sunucusu Ekrem Açıkel’den esinleme; ama fikir Montaigne “Halk doğru olan çok şeyi bilmemeli; yanlış olan çok şeye inanmalıdır”.
Korku kültürü, bireyin; özgüvenini yitirmesine, söyleneni yapmasına, özgürce seçimini önlemeye, özsaygısından yoksunlaştırmaya, değersizleştirilmesine yöneliktir.
Trump’ın büyükelçi Barrack’a “Erdoğan’a meşruiyet verelim” talimatı, meşruiyet tartışmasına yol açtı.
Bilgilendirmede amaç, kamuoyunu aydınlatma, bilgi eksikliğini, oluşan veya oluşturulmak istenen bilgi kirliliğini gidermektir.
İttifak, tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşmez.
Planlı kalkınma
Önerilerde bulunurken geçmişte yaşanan olaylardan, deneyimlerden ders alarak gelecekte olabilecek kötü gelişmelerden kaçınmak, uyarıda bulunmak gerekir.
Planlanan, vaat edilen büyük işlerden, söylemlerdense yapılan ufak işler daha yararlıdır.
Çözüm için soruna doğru tanı koymak, amacı belirlemek, süreci amaç doğrultusunda ilerletmek gerekir.
Ekonomi politikasının ana amaçlarından biri de gelirin yeniden dağılımı, dağılımın eşitlikçi yöne evrilmesidir.
Barışçıl, eşitlikçi, gönenç düzeyi yüksek, doğası, çevresi korunmuş bir kürede yaşamak olanaklı ve hedeflenmiş iken savaşların sürdüğü, yoksulluğun, açlığın yaygınlaştığı, haksızlığın arttığı çevrenin, doğanın sürekli kirletildiği, ortalama yaşam kalitesinin düştüğü bir kürede yaşıyoruz.
Barışçıl, güvenli, insan kaynağı gelişmiş, eşitlikçi, çevre ve doğal kaynakları korunmuş bir dünya hedeflenirken iklim krizine girmiş, çevresi, doğası giderek kirlenen, açlığın, yoksulluğun yaygın olduğu, eşitsizliğin, şiddetin arttığı, kuralsız, düzensiz, güvenli olmayan bir dünyada yaşıyoruz.
Birleşmiş Milletler’e üye ülkeler, 2000 yılında yeni girilen döneme ilişkin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini kabul ettiler.
CHP’li olabilmek, CHP etiketi taşımayı değil, etik değerlere, niteliklere sahip olmayı gerektirir.
Ülkede barış, terörsüz Türkiye mottosu ile de bezenmiş bir BOP (GOP) kurgusu sahneleniyor.
Kolonyalizm, sömürgecilik döneminde kolonilerde başat sömürgeci güçlerle işbirliği yapan...
2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde, yine parti örgütünün onayı olmadan, Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu tarafından biraz da gayri ciddi şekilde kürsüye çağrılarak resen aday ilan edilmiş; İnce seçimde genel merkez tarafından desteklenmediği yakınmasıyla partiden ayrılmıştır.
Ekonomi politikasının başarısı tartışmalarında başarısızlık kanıtı cari işlem açığı.
ABD’nin BOP (GOP) kapsamında Irak ve Suriye’yi hallettikten sonra güncel olarak İran, ardından da sıranın Türkiye’ye geleceği yorumları yapılıyor.
Ekonomik kalkınma, büyüme konusuna odaklanıldığında ağırlıklı olarak yatırım, sermaye birikimi, finansman, teknoloji gündeme getirilir.
Klasik iktisat öğretisinde faiz etkili araçtır...
Bir ekonominin kalkınma aşamasına geçmeden önce gayri safi yurtiçi ve milli hasılasının (GDP-GNP) artması gerekir.
PKK’nin karalama, itham, yol gösterme, övünme ile dolu bildirgesi veya memorandumu; devletin egemen karakteri, bağımsız üniter, ulusal yapısı, Türkiye devletini uluslararası olarak tanıyan Lozan Antlaşması konularında tartışmalara yol açtı.
TC Merkez Bankası’nın brüt, net rezervi arttı, eksildi bilgisinden çok, merkez bankaları niçin rezerv bulundururlar, rezerv yeterliliğinin ölçütleri nelerdir, rezerv nasıl değerlendirilmeli, kullanılmalıdır sorularının yanıtları bilgilendirmede yararlı olur.
Sözcükler büyülüdür. Etki altına alır, belirli somut bir amaca yönlendirir, umuda kaptırır. “Barış” da büyülü bir sözcüktür.
İktisatta irdelenmeyen, bulgularla da kanıtlanmayan bir inanç, has, dogma da yabancı sermaye yatırımıdır. Yabancı sermaye yatırımı bir “panacea”, her derde deva olarak önerilir. Yabancı sermaye gelecek, üretim, istihdam artacak, enflasyon hız kesecek, döviz, teknoloji, yönetim deneyimi girişi olarak kriz sonlanacak.
Olaylar ve anılar
Faşizan hukuk düzeni
Türkiye’nin temelinin atıldığı gün
Gelir dağılımı ekonomik kalkınma