Galatasaray, Bakü yolunda duracak mı, koşacak mı? İşte bu sorunun cevabını verecek bir 90 dakika için çıkıyor sahaya Galatasaray. Bir önceki maçın hem şanssızı hem de yetersizi olarak, bu maçta hem skoru telafi etmek hem de rakibi etkili seyircisi karşısında durdurmak zorunda. Teknik diziliş bir önceki maçın aynısı. Tam bir takım ruhuyla sergilenen oyunda yardımlaşma ve arzu da üst seviyede. Nitekim ilk yarının sonunda maçın genelinde de topla oynama istatistiği hep Galatasaray’dan yana. Öte yandan bu hiç kimseyi yanıltmamalı. Zira bu maçın mutlak hakimi Benfica. Oyunun dozunu da kontrolünü de kendine göre ayarlıyor. Tıpkı usta bir şoför gibi vitesi nerede değiştireceğini, frene nerede basacağını biliyor. Kendi oyununu rakibe kabul ettirmek için nafile çabalayan Galatasaray’a bir-iki pas yapma şansı tanıyıp yeterli olduğuna karar verdiği anda devreye giriyor. ‘Bu kadar tamam’ diyor ve rakibinin pas trafiğini de, oyununu da, motivasyonunu da bozuveriyor. Bunun nedeni Benfica’nın Galatasaray’dan kat kat üstün bir takım olması değil. Bilakis! Hataya açık bir çok yönleri var.
Ancak Galatasaray’ın, onları bu hataya zorlayacak, bu oyunu bozacak, rakibi panikletecek yaratıcılıkta ne bir futbolcusu var ne de bir sürpriz taktiği… Evet evet… Birçok şey söylenebilir… Belki bekler oyuna daha çok katılsa, belki Diagne oyuna biraz daha dahil olsa, belki Galatasaray ele geçen nadir fırsatları böyle harcamasa, belki Fatih Terim değişiklikleri daha erken yapsa… Fakat bu bir gerçeği değiştirmiyor: Benfica’nın makine gibi işleyen kontratak taktiği, buna uygun gencecik ve enerji dolu futbolcuları ve oyun disiplini karşısında, bugün kötü oynuyor olmasa da Galatasaray yeterli değil. Her iki tarafın da gole yaklaştığı anlar var. Ancak skoru değiştirmiyor. Son düdük tüm yöneticilere net bir mesaj: Şampiyon olan ve bir Avrupa macerası yaşayacağı garanti olan bir takımın transfer politikası, kasadaki para sıfır lira olsa bile ikinci yarının son gününde yapılmaz! Yapılırsa da tüm sorumluluğu ‘Diagne azıcık oynasaydı’ diye bir adama yüklenemez! Fizibilite diye bir kavram vardır. Şimdiden tanışıp bir sonraki sene için acilen kullanmaktan bir zarar gelmez!
Fizibilite
Yazarın Son Yazıları
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?
Langırt
Yokluğu yara
Mesele
Nasıl olacak?
Tutuk ama istikrarlı
Uyanış