Öztin Akgüç

Farklılığı insan yaratır

26 Haziran 2019 Çarşamba

Ülkelerin, kurumların, işletmelerin, aynı koşullar altında, değişik za­man kesitlerinde de başarı düzey­leri, aldıkları sonuçlar, etkinlikleri farklılık gösterir. Başarı düzeyini yükseltmek, ön­lem almak, politika belirlemek için farklı­lık doğuran nedenleri irdelemek gerekir.
Aynı zaman düzeyinde, değişik zaman kesitlerinde de farklılık yaratan ne ser­maye ne de doğal kaynaklardır. Başarı farklılığını insan yaratır.
Ülkelerin, kurumlarının, işletmelerin yönetim kadroları, yönetim anlayışları, odaklandıkları amaç değiştikçe başarı düzeyleri de değişmektedir.
Çok güçlü görünen ülkelerin, kurumla­rı, işletmelerin yöneticilerinin, öngörüsüz­lükle, kişisel beklentilerinin değişmesi, kişisel egoların tatminine yönelmeleri sonucu etkisizleşme, küçülme sürecine girdikleri görülmektedir.
Tarihsel örneklere gerek duyulmadan yakın tarihten, günümüzden de örnekler verilebilir. İkinci Dünya Savaşı sonrası, iki kutuplu dünyada süper güç olarak nite­lendirilen SSCB bir şekilde ayrıştırılarak tasfiye edilmiş; diğer güç ABD için algı operasyonu, yüksekten atma, blöf ile tek güç konumunu koruduğu hatta güçlen­dirdiği sanısı, izlenimini yaratılmakta ise de D. Trump yönetimde ekonomik ve siyasal olarak güç yitirdiği görülmektedir.
Ülkemizde ne yazık ki Atatürk döne­mindeki konumunu, etkinliğini yitirmiş, ABD ve AB’nin fütursuzca göz korkut­malarına, yaptırım uygularım tehditlerine muhatap olmaya başlamıştır.
Yönetim kadrolarının değişimi, üst düzey yönetici veya yöneticilerin kendile­rinde bazı yetenekler olduğu yanılgısına, zehabına kapılarak, övgü düzenleyen­lerin ayartısına uyarak, yeniden yapılan­dırma, değişim, reform nitelemesiyle, liyakati, ehliyeti bir yana itip, itaatkâr bir grupla keyfi yönetime yöneldiklerinde, ülkeler, kurumlar, işletmeler, başarısızlık kısırdöngüsü sürecine sürüklenmekte­dirler.
Ülkenin yetişkin, donanımlı insanları görevlerini iyi şekilde yerine getirerek, tepki vererek, eleştirerek, ülkenin is­tenmeyen süreçlere sürüklenmesine çalışırlarsa da; bu kişilerin dışlanması, bir şekilde cezalandırılarak tasfiye edilme­leriyle ülke başarısızlık kısırdöngüsüne girmektedir.
Başarı insan kaynağına bağlı olduğun­dan, ülkenin gerçek zenginliği insanının en iyi şekilde yetiştirilmesi, yeteneklerinin geliştirilmesi ve kullanılması gerekir. Üst düzey yöneticilerin, bilgili, dürüst, düşün­celerini özgürce açıklayan kişileri, kendi beklenti ve çıkarları açısından tehlikeli gördüklerinden dışlamaları, ötekileş­tirmeleri başarısızlıklarının ana nedeni olmaktadır.
Başarı için, insan kaynağının yitirilme­mesi gerekirken, oy hesapları, din istis­marı, kişisel, partisel gelecek kaygıları ile genç kuşaklara iyi eğitim verilmeyerek, gençler yanlış yollara itilerek ülkenin insan kaynağı heder, zayi edilmekte; ülke insan­lık bilim adamı, üstün yetenekli sanatçı, başarılı sporcu olabilecek, değerlerden yoksun kalmaktadır. Geniş kitleler eğitim­sizliğe, bilgisizliğe özendirilerek, aydınlan­maları engellemekte, bireylerin bilgiden yoksun, karanlıkta kalmasına (obscuran­tisme) adeta özen gösterilmektedir.
Ülkenin onurunu, saygınlığını, bağım­sızlığını özveri ile savunacak, ödün ver­meyecek insan kaynağının geliştirilmesi ile başarı süreci yeniden başlatılabilir; iç ve dış tehditler, göz korkutmalar engelle­nerek, ülkenin özlenen konuma ulaşması sağlanabilir.
23 Haziran seçimi, halkımızın oyuna, onuruna, Cumhuriyete, demokrasiye sa­hip çıkışıyla ülkemizin geleceği açısından büyük ümitler doğmuştur.
YSK’nin 6 Mayıs kararı; Sayın E. İmamoğlu’nun konumunu güçlendir­me, oylar çalındı teranesine son verme, Türkiye’ye itibar kazandırma, bürokrat­lara da kamunun hizmetkârı olmaları, kamu yararını amaçlamaları, bir partinin, tarikatın, cematin adamı olmamaları ge­reğini gösterme gibi sonuçlarıyla, şerden hayır doğurmuştur.
Dürüstlük, nesnel davranış, bilgi, al­çakgönüllülük gibi kişisel niteliklere sahip olmanın uzun süreli başarının gerekli ko­şulu olduğu, ülkelerin, kurumların, işlet­melerin deneyimleriyle kanıtlanmaktadır.