Yolsuzluk hukuksuzluk ve cinayet!

Yolsuzluk hukuksuzluk ve cinayet!

23.06.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Birbirini destekleyerek büyüyen iki derin karadelik bataklığıdır Yolsuzluk ve Hukuksuzluk.

Bu iki karadelik bataklığı, toplumdaki bütün kötülüklerin, suçların, hırsızlıkların, uğursuzlukların, kaçakçılıkların, uyuşturucu bağımlılıklarının ve cinayetlerin anasıdır!

***

Yolsuzluk için Hukuksuzluk gereklidir, Hukuksuzluk ise Yolsuzluklarla beslenir.

Bunlar o kadar iki derin karadelik bataklığıdır ki bir kez içlerine düştüğünüzde asla kurtulamaz, çırpındıkça daha çok batarsınız.

Elbette Demokratik Rejimler, seçilmiş yöneticilerin yetkilerini istismar ederek Yolsuzluk ve Hukuksuzluk yapmalarını engellemek için çeşitli denetimler, çeşitli kontrol ve denge kurumları yaratmışlardır.

Çağdaş dünyada, Senato olarak İkinci Meclis, Bağımsız Yargı kavramı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay gibi kurumlar, bu denge ve denetim mekanizmalarının başında gelirler.

Dolayısıyla Yolsuzluk yapmak isteyenler, önce Hukuk Devleti’ni, Demokratik Rejim’i, Demokratik Rejim’in yukarıda saydığım denetim ve denge mekanizmalarını, kurumlarını zedeler ve/veya ortadan kaldırırlar.

***

Yolsuzluk ve Hukuksuzluk süreçlerinin adımlarını şöyle özetlemek olanaklıdır:

1) Yolsuzluk yapmak isteyenler, önce Hukuksuzluk konusunda adım atarlar:

Yargı kurumlarının, siyaset ve bürokrasi üzerindeki Anayasal ve yasal denetimlerini zayıflatırlar ve olanaklı ise yok ederler.

Bunu da hem yargı kurumlarına atamaları kendilerine bağlayarak hem de bu kurumların yetkilerini sınırlayarak ve kısıtlayarak yaparlar.

Elbette mevcut yasaların bu Hukuksuzluk ve Yolsuzluklara izin verecek biçimde muğlaklaştırılması ve yenilenmesi de bu aşamada gerçekleştirilir.

Bu değişiklikler, “Ulusal Güvenlik”, “Beka Sorunu”, “Kutlu Dava”, gibi ulvi sözlerle gerekçelendirilir.

2) İkinci adım, Yolsuzluk ve Hukuksuzluk olaylarının duyulmasını önlemek üzere çeşitli sansür mekanizmalarının uygulamaya konulmasıdır.

Böylece Demokratik Toplum Örgütlerinin denetlenmesi, medyanın ele geçirilmesi ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran yasakların uygulanması gündeme gelir.

3) Üçüncü adım, Yolsuzluk ve Hukuksuzlukların gerçekleştirilebilmesi için, siyasal, ekonomik ve mali müttefiklerin bulunması ve beslenmesi adımıdır.

Böyle müttefikler için, din/mezhep ve etnik kimlik politikalarına dayalı siyaset yapan partiler, örgütler, tarikatlar, cemaatler aranır, bulunur ve bunlara iktidardan pay verilir.

Ayrıca Yolsuzluklar için, iş yapılması, para harcanması gerektiğinden, büyüklü küçüklü şirketlerle hukuk içi ve/veya dışı protokoller yapılır, bunlara maliyetlerin çok üstünde ödemeler, vergi muafiyetleri ve afları gibi imtiyazlar tanınır; böylece Yolsuzluklardan pay aktarılır.

4) Dördüncü adım olarak, yargının denetimi ile yetinilmeyerek, emir altına alınmış olan sivil ve asker, iç ve dış güvenlik güçleri de operasyonlara dahil edilir.

Yolsuzluk ve Hukuksuzlukların üzerine gidenler, çeşitli hukuk içi ve/veya dışı yollarla susturulur.

5) Elbette böyle bir uygulama, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti rejiminde gerçekleştirilemeyeceği için, son aşamada ülkede bir Rejim değişikliği yapılır ve “NeoPatrimonyal Sultanist” veya “NeoFaşist Dinci” bir “Şahıs Devleti” kurulur.

***

Sonuç olarak, yasaklarla desteklenen, Yolsuzluk ve Hukuksuzlukların birbirini güçlendirmesi ile işletilen bu çark, sürekli olarak ülke kaynaklarını tüketmeye başladığı için, yoksullaşmaya ve kaynakların tükenmesine yol açar.

Çarkın dönmeye devam etmesi için yeni kaynaklara gereksinme vardır ama ülke kaynakları tüketildiği için artık kaynak bulmak olanaksızlaşmıştır:

İşte o tükeniş anı, büyük bir paniğe, büyük bir çözülmeye, çarkın dişlileri arasındaki uyumun bozulmasına yol açar...

Artık ülkenin başkentinde, güpegündüz siyasal cinayetler bile işlenebilir...

Ve herkesin gözü önünde işlenen böyle bir cinayetin bile iktidar tarafından üstü örtülmeye çalışılabilir!

***

Dilerim bu hazin süreci, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olan bizler, yaşamayız!

Yazarın Son Yazıları

Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025
İddianame, Atatürk, Haberal ve umut!

Bugünlerde, tam 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ertesi günü açıklanan...

Devamını Oku
13.11.2025
Atatürk: İki yalan dört düşman

Dün Atatürk’ü andık; bu vesileyle, bugün, Atatürk konusundaki çok önemli iki yalana ve dört düşmana değinmek istiyorum.

Devamını Oku
11.11.2025
İkinci Silivri trajedisinde anayasa ihlalleri

“Birinci Silivri Trajedisi Dönemi”, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığından ayrılma zamanı olan Haziran 2007 tarihinde başladı.

Devamını Oku
09.11.2025
İktidarın çelişik operasyonları

İktidar, “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ni tanımlayan Anayasa’ya Cumhuriyet rejimine aykırı ve birbirlerine ters birkaç operasyonu aynı anda yapıyor ve böylece zaten düşmekte olan seçmen desteğini iyice kaybediyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Casusluk tartışması tırmanıyor

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’a yapılan “Casusluk suçlaması” akıllara derhal FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmek için “Birinci Silivri Trajedisi” bağlamında yaptığı “Casusluk” suçlamalarını ve yine FETÖ’nün “Kozmik Oda”ya girişini ve oradaki bilgilerin yurtdışına sızdırılışını anımsattı!

Devamını Oku
06.11.2025
Casusluk bahane hapis ve kayyım şahane

24 Ekim 2025 Cuma sabahı Merdan Yanardağ “Casusluk” suçlamasıyla göz altına alındı.

Devamını Oku
04.11.2025