Çare ‘Kanal İstanbul’ değil, üreten Türkiye
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Çare ‘Kanal İstanbul’ değil, üreten Türkiye

25.12.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Ranta, imar ve inşaata dayalı ekonomik model tıkandı. Bir “çılgın” hamleye daha ihtiyaçları vardı; onu da getiriyorlar. Diğer yandan iktidarın Türkiye’ye dair sözü, siyasal ufku ve gelecek vaadi de tükendi. Bu tükeniş iktidarı hem daha fazla hataya hem de dağılma potansiyeli gösteren tabanı yeni bir kutuplaşma zemini etrafında derleyip toparlama arayışına sürüklüyor. Yine böyle bir kutuplaştırma stratejisinin işaretleri var, o nedenle de doğru siyasetle iktidarı hataya zorlamak, iktidar blokundaki çözülmeyi derinleştirecek bir yol tutturmak gerek.

Bunun için de en geniş muhalefet hattının halkın gündelik yaşamına en rahat dokunacak meseleler üzerinden kurulması zorunlu. Yani Kanal İstanbul tartışması sadece İstanbul’un tartışması olmaktan çıkarılmalı; Türkiye’nin düzeniyle, halkın gerçek sorunları ve çözümleriyle ilişkilendirilmeli mutlaka. Açayım.

Halkımız borçlu, işsizlik ve pahalılık başını aldı gidiyor. Vergiler, zamlar sırtımızda. Böyle bir ortamda iktidar daha fazla borçlanmaya dayalı bir projeyi, faturayı yine üstlenecek olan halka sormadan, oldubittiyle dayatmaya çalışıyor. Memleketin asıl, gerçek sorunlarını çözmek yerine; Kanal İstanbul çılgınlığıyla toplumu oyalıyor; gelecek kuşakları borçlandırmaya çalışıyor. Fatura ne olacak, kimlere borçlanacağız? Halka sormadan bu yükün altına kimler giriyorsa onlar ödesin; CHP bu yönde bir açıklamayı yaptı, muhalefet partilerinin tümü ortaklaşarak bu finansmanı reddetmelidir. Bu model tıkanmıştır.

Türkiye, üretmek ve adil paylaşmak zorunda. Üretimse özelleştirmelerle, tarım arazilerini imara, ranta açmakla sağlanmıyor. Memleketin her yanı inşaat, AVM oldu. Zengin daha zengin; fakir daha fakir şimdi. Önceliği inşaat, tüketim olan bir rantiye modeliydi bu. Denendi ve deniz bitti; bitti de, iktidarın rantiye modeliyle büyüyen sorunlardan, Kanal İstanbul gibi dev bir rantiye modeliyle kurtulabilir miyiz? Yanıt bellidir. Öyleyse sorunları çözemeyeceklerinin de itirafı bu proje. Kanal İstanbul, kamusal değil özel çıkara dönük yeni bir rant projesidir. İktidar yetkililerinin “yeni şehirler yapacağız” sözleri boşa mı? Türkiye bu rant projelerinden, birkaç şirketi ihya hedeflemelerinden kurtulmak; yerinde kalkınmayı teşvik eden, göçü önleyen, üretken ve adil bir ekonomi modeline geçmek zorunda. Kanal İstanbul’a karşıt hat kurulurken, konu Türkiye’nin alternatif ekonomik modeliyle mutlaka irtibatlandırılmalı, iktidarın ekonomi modelinin tükenişi, yerine ne konulacağıyla birlikte anlatılmalıdır. Fırsattır.

Bitmedi. Ülkece göç ediyoruz. Tarlamızı, toprağımızı bırakıyoruz. Niye? Ürünümüz para etmiyor; iş bulamıyoruz, geçinemiyoruz. Ekmek kavgası bu. Kanal İstanbul, İstanbul’a göçü durduracak mı, yoksa ülke nüfusunu daha da İstanbul’a mı yığacak? Yanıt belli: Kanal İstanbul, göçü durdurmaz; yaratılacak yeni rantla ve şehirlerle göçü artırır. Hepimiz İstanbul’da mı yaşayalım? Bu sorunun umurlarında olduğunu sanmam. İktidarın öncelikleriyle Türkiye’nin öncelikleri arasındaki makasın açılmasının son örneğidir Kanal İstanbul. Bu makasın açıklığını gösterecek bir hat şarttır. Böylece, “millilik, milli çıkarın temsilciliği” imajı üstünden kurmaya çalıştıkları hikâye de aşınacaktır.

İstanbul deprem bölgesinde. Bırakalım yeni nüfusu taşımayı; var olan nüfusu ve yapı stoku azaltılması gereken bir şehir. Şimdi bu projeyi de depremle mücadele olarak sunacaklar. İlgisi yok. Madem böyle bir proje etrafına kurulacak şehirlerle İstanbul’un deprem güvenliği sağlanacaktı; kent rantı için bunca “kentsel dönüşüm” projesine, onca binaya, gökdelenlere, yeni finans merkezlerinin inşasına niye izin verildi? Yapı stoku niye bu kadar artırıldı? Seçim öncesi “imar affı” niye getirildi? Deprem hayati bir sorundur, bu hayati sorunla yeni rant alanları yaratmak isteyenlerin mücadele edemeyeceğinin örneğidir Kanal İstanbul.

 Bir de karar sürecine bakalım: Kanal İstanbul, tek kişinin her şeye karar verebildiği yeni sistemin sakıncalarının açık örneğidir. Vergileri, borçları sırtımıza yıkmamaları içinse “demokrasi” ekmektir, sudur, yaşam sigortasıdır. Önümüzdeki sınırlı günlerde her yurttaşın ÇED raporuna itiraz hakkını kullanması, en geniş demokratik halk itirazını örmesi mümkündür. Gerekirse son aşamada ülkenin tümünü ilgilendiren bu konuda referandum talebi de iktidarın önüne konulmalı; halka sormaktan niye kaçındıkları sorgulatılmalıdır.

İstanbul’un su kaynakları, nefes veren ormanları, doğal yaşamı ranta ve borca bir daha feda edilmemeli; boğazlarda milli egemenlikten Katar emirinin ailesinin arazi almasıyla ilgili konulara kadar her olgu, ulusal-halkçı bir karşı hattın inşası için Kanal İstanbul projesiyle bağlantılı olarak seslendirilmelidir. Kanal İstanbul’a değil, üreten Türkiye’ye ihtiyaç var.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021