Dış politika askerileşirken
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Dış politika askerileşirken

04.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Mehmetçik’i Libya’ya gönderme yetkisini Cumhurbaşkanı’na veren tezkere, Meclis’ten geçti. Etkileri ve riskleri ele alalım.

 

Her şeyden önce bu yetki tezkeresi, ülke içinde hayatımızı ilgilendiren her kritik kararı tek kişinin almasını sağlayan yeni sistemin dış politika alanına da yansıması demek. Meclis’in tek kişiye nasıl bir yetki verdiğine, tezkerenin dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan başlığı üzerinden bakmamız yeterli: “Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Cumhurbaşkanınca Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Gerektiği Takdirde Türkiye Sınırları Dışında Harekât ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi…Yeni sistemde tüm tezkereler böyle. Artık bir kuruldan oluşan Hükümet yok. Binlerce Mehmetçik’in kaderi, tek kişinin ağzından çıkacak karara bağlı.

 

Gelelim ikinci etkiye. ş politika çok boyutlu bir strateji gerektirir. Bu strateji, hedef odaklıdır. Hedef, araçlarla bir bütündür. Hedefe varışı kolaylaştıracak araç çeşitliliği sağlanmazsa dış politika giderek araçsızlaşır; son çare askerileşir. Oysa gelişkin devletler belirledikleri dış politika stratejileri çerçevesinde öncelikle diplomasiyi, silahsız ve çatışmasız müzakere/pazarlık yollarını zorlarlar. Bunu tamamlamak ve yalnızlığı aşmak için de yanlarına yeni müttefikler çekmeye ve kendi stratejileri karşısındaki en etkin bloktan müttefik eksiltmeye çalışırlar. Elbette arkada caydırıcı bir güç olarak ordunun varlığı belirleyicidir. Ancak askeri araçlara başvurulması dış politika açısından son çaredir ve istisnaidir. Hatta günümüzde ekonomi, en etkili dış politika araçlarından birisidir. Trump’ın bizdeki iktidarı kendi dış politika çizgisine çekmek için sürekli sıkıştırdığı konu boşuna mı ekonomidir? Örneğin iktidar sağlam bir ekonomiyle mi böyle büyük askeri maceralara atılmaktadır? Yoksa bu askeri maceralar, sağlam bir ekonomi için elde kalan tek umut mudur? Sözün özü, Türkiye’nin dış politikası giderek askerileşmekte; neredeyse Dışişleri Bakanlığı’nın yerini Milli Savunma Bakanlığı almaktadır. Son tezkere de bunun açık kanıtı.

 

Bağlantılı olarak soralım: İktidarın Libya’ya Mehmetçik’i yollama kararı, hangi dış politika stratejisinin ürünü? Yanıtı açık: “Türkiye, Doğu Akdeniz’den dışlanıyor. Bu noktada anlaşma yapabildiğimiz tek hükümet Trablus’ta; onlar da doğudan gelen Hafter güçlerince yıkılmak üzere. Orası da giderse Doğu Akdeniz’de ortaklaşacağımız kuvvet kalmayacak. Öyleyse Trablus Hükümeti düşmesin diye apar topar Meclis’i toplantıya çağıralım ve asker gönderme yetkisi isteyelim.” Mantıklı görünüyor ilk bakışta. Bir stratejik hedef var. İyi ama, bu stratejik hedef de iktidarın Doğu Akdeniz’de yalnızlaşmamıza yol açan yanlış tercihlerinin, adım adım örülen karşı ittifaklara göz yummasının, yani iktidarın geçmişteki yanlış stratejik hedeflemelerinin eseri değil mi? Doğu Akdeniz’e bakalım: İktidarın gözünü kör eden İhvancılık aşkı sonunda Suriye ve Mısır ile kavgalıyız. İsrail’le de öyle. Yunanistan da bir yanda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin statüsünün belirlenmesi ve yalnızlığının aşılması konusunda da tek bir ilerleme yok. Madem iktidar Doğu Akdeniz’deki yalnızlığı aşmak istiyor; bunun tek çaresi, bölünmüş Libya’ya asker yollayarak buradaki yönetime bu denli bel bağladığını, durumun bu kadar vahim olduğunu tüm aktörlere göstermek midir? Yalnızlığı aşmak ve karşıda güçlenen blokları zayıflatmak için yeni bir ittifaklar siyaseti belirlenmiş midir? Hayır. İşte bu yüzden de en sonda yer alacak araçlar, en başa geçmektedir.

 

Ve son boyut: Açık ki Ortadoğu daha da karışacak. ABD’nin dün Kasım Süleymani’yi öldürmesi bunun kanıtı. “İran’a karşıtlar ve yandaşlar” cepheleşmesi büyüyecek önümüzdeki süreçte. Bir de ABD’nin emperyal projelerinde “Geniş” ya da “Büyük Ortadoğu” olarak adlandırdığı bölgeyi, yani Kuzey Afrika’yı da içeren coğrafyayı düşünelim. Libya da içinde. Bu bölgelerde tam olarak “vekâlet savaşları” yürüyor. Yani kimin eli kimin cebinde belirsiz; sahada bir iç iktidar savaşı var ve birçok aktör, doğrudan sahada askeriyle varlık göstermek yerine, vekil aktörler eliyle bu etki savaşına müdahil oluyor. Böyle bir ortamda, bunca karışıklık varken iktidarın Libya’daki iç iktidar savaşına, dış cepheleşme açısından da bir vekâlet savaşı coğrafyasına doğrudan, asaleten Türk askeriyle müdahil olması, Türkiye’yi bu geniş cepheleşmenin parçası haline getirmesi, gerçekten sonuçları hesaplanmış bir hamle midir? İktidarın 18 yıllık pratiğine bakarsak, buna da HAYIR yanıtını vermemiz kolay.

 

Geçen yüzyılda Cezayir Türküsü, Yemen Türküsü söyledik; ağıtlarımız Anadolu’nun birçok yöresinde, bu coğrafyalarda yitirdiğimiz Mehmetçiklere yakıldı. Bir de Libya Türküsü yakmayalım; maceracılık ve yalnızlaşma siyasetinin bedelini ülkemizin gariban çocuklarına yıkmayalım.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021