Düşünceler kır çiçekleri gibi açsın
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Düşünceler kır çiçekleri gibi açsın

19.02.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Benzin bitti, araba yürümüyor. “Hemşerim, bir el atıver de benzinliğe kadar itelim” dediler, öyle gidiyor. Bizim sırtımızdan, bizim yüklenmemizle. İşsizlik, pahalılık, intiharlar, kayırma ve yolsuzluk haberleri yayıldıkça yayılıyor. Kimine kriz yok; çoğumuza kriz var. Buradan nasıl çıkarız? Bu soruyu herkesin sorması, herkesin sadece çareleri araması gerekiyor. Sorun bu ülkeyi seven ve daha iyi, daha adil ve yaşanabilir koşullara kavuşmasını özleyen herkesin sorunu. Fikri, inancı, ideolojisi, kimliği önemli değil. Ortak yaşam, herkesin tek kişi gibi düşündüğü yaşam değildir. Fikirlerde farklılaşma, demokratik yöntem ve araçlarda uzlaşma mutabakatıdır “ortak yaşam”.

Araçlar bakımından Türkiye’ye en çok zarar veren yöntemler nelerdir? Askeri darbeler, otoriter rejimler, şiddet ve terör olgusu. Bu yollarla “ortak yaşam” hedefine hizmet edildiği görülmemiştir. Darbelerin ülkeyi getirdiği berbat yer ortadadır; bütün gücün denetimsizce tek kişide toplandığı rejimlerin ülkeye faydasının olmadığıysa açıktır. Soframızdaki yoklukta ya da eleştirel sözümüzü söylerken duyduğumuz tedirginliktedir o faydasızlık. Oysa fikirler yarışmalıdır; bu antidemokratik araçları, yöntemleri dışlayan tüm fikirler; hak, hukuk ve adalet dairesinde ifade edilmelidir.

Türkiye’nin büyüyen, derinleşen sorunları ve artan toplumsal kutuplaşma ancak ve ancak demokratik mekanizmaların hiç olmadığı kadar güçlendirilmesiyle giderilebilir. Peki, kim yapacak? Elbette siyaset. İktidarın sıkıştıkça kendisine dönük her eleştiriden darbe, kumpas, ihanet sonucu çıkarması kabak tadı verdi; sorunlarla yüzleşmekten kaçmanın, hataların sorumluluğunu hep başkalarına yüklemenin mazeretine dönüştü bu yöntem. Muhalefet güçleri de iktidar eleştirisinin ötesine geçme, memleketin karşı karşıya olduğu sorunları çözüme kavuşturma konusunda hâlâ tutuktur. Bunda iktidarın da, muhalefetin de Türkiye’nin yeni sosyolojik gerçeklerini kavramakta zorlanan ya da kavrasa bile buna uygun siyaset tarzı, program ve model üretme konusunda yavaş kalan tutumunun etkisi yazık ki çoktur. Oysa ancak yeni sosyal gerçekliğe dayalı yeni siyaset tarzı bizi buradan çıkarır.

Türkiye, sosyolojik açıdan 40 yıl önceki Türkiye değil. Kırsalda yoksullaşma ve göçler sonucunda, nüfusun büyük çoğunluğu kentlerde yaşıyor bugün artık. Kendi hesabına çalışanların, geçimlik ekonomiye sahip olanların payı da giderek düşüyor; ücretli çalışanların, emekçi sınıfların ağırlığı giderek artıyor. 40 yıl öncesine göre bugün eğitim seviyesi çok daha ileride; üniversite eğitimi alan, mezun olan gençlerin toplum içindeki payı hızla yükseliyor. Ve işsizlik niteliksel bir dönüşüm geçiriyor. İşsizler içinde eğitimli nüfusun payı artıyor. Yeni teknolojiye, iletişim olanaklarına sahip; beklentileri küresel şartlarla koşullanan ve kötü gidiş nedeniyle umudunu yitirmeye başlayan bir kuşak var artık.

Demokratik araçlarla bu yeni sosyal yapının beklenti ve ihtiyaçlarına uygun hedefler belirlenmesi, programlar saptanması zorunlu. Tablo ortada: Tek adamcı yeni sistem ve içine yerleştirildiği 12 Eylül darbe anayasası, Türkiye’nin hiçbir kamusal ihtiyacını karşılamıyor; sorunlarını çözmüyor.

Güçlü Meclis, demokratik anayasa

Kurtuluş Savaşımızı yürüten Milli Meclis’in açılışının 100. yılını kutlayacağız 23 Nisan’da. Demokratik katılım kanallarını açan, bağımsızlıktan ödün vermeyen bir Meclis’e, bağımsız yargıya, liyakat ve adalete dayalı bir kamu yönetimi örgütlenmesine, akılcı bir eğitim anlayışına, adil bir üretim ve paylaşım ekonomisine, terörsüz ve şiddetsiz bir barış iklimine ihtiyaç var bugün. Siyaset bunları tartışmalı, konuşmalı, somut adımlar atmalı. 100. yıla güçlü Meclis, demokratik anayasa ile girelim. Bu bütün partilerin ve toplum kesimlerinin yüküdür.

Niye mi yazdım bunları? Haksız ve hukuksuz Gezi yargılamasının kararı açıklandı dün. Sevindirici beraat haberi, ben yazıya başlarken geldi. Ama yorumlarken burukluk çöktü içime bir yandan da. “İç ve dış siyasi dengeler”e göre karar alındığı hissiyatı ben dahil çok kişide hâkimdi. Üzüldüm, kızdım. Bu ülkede adaleti veya adaletsizlikleri birilerinin taktiklerine, stratejilerine, müdahalelerine, jeopolitik kaygılarına ya da lütuflarına göre yaşadığımız fikri içime oturdu bir daha. Oysa daha iyisini hak ediyor ülkemiz. Bunun için yazdım.

Uğur Mumcu, Nisan 1984’te Papa-Mafya-Ağca kitabını şu satırlarla bitirmişti: “Silahların sustuğu, düşüncelerin kır çiçekleri gibi açtığı günleri göreceklere ne mutlu!” Uğur Mumcu göremedi; biz görebilecek miyiz?

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021