Bir Yıldız’ı söndürmek o kadar kolay değildir!

08 Kasım 2020 Pazar

Müyesser Yıldız...

Meslek ahlakı adına bir direniş abidesi...

Bir gazetecilik yıldızı!

Bu yıldızı söndürmeye çalışıyorlar!

***

Onun adına değil:

Demokrasi adına...

Hukuk Devleti adına...

Adalet adına...

İnsan Hakları adına...

İfade özgürlüğü adına...

Medya özgürlüğü adına...

Gazetecilik mesleği adına...

Dürüstlük adına...

Ahlak adına...

Vicdan adına...

Buna izin vermemek gerek!

***

Barış Terkoğlu, 5 Kasım 2020 Perşembe günü Müyesser Yıldız davası hakkında “ ‘YENİ PARALELLER’ KUYRUĞUNDAN YAKALANDI” başlığıyla Cumhuriyet’te yazdığı yazıya şöyle başlamıştı:

9 yıl önce ilk duruşmalardan biriydi. Biz yedi katlı yolculuğa yönelirken hâkimlerden biri jandarmaların arasındaki Soner Yalçın’a seslendi. Samizdat kitabını uzatıp ‘İmzalar mısınız?’ dedi. Yalçın, ‘Yanlış anlaşılır’ deyip reddetti.

Ancak hepimiz şaşırmış, ‘böyle hâkimler de varmış’ diye söylenmiştik.

Hiç tanışmadığımız ama birlikte örgüt kurmakla suçlandığımız Hanefi Avcı’nın nasıl bir polis olduğunu o an anladık:

‘Öyle düşünmeyin, aksine Fethullahçı olmasaydı herkesin içinde bunu yapmaya cesaret edemezdi’.

Sahiden de sona yaklaşırken Yalçın’ın tahliyesine tek itiraz eden, Avcının ilk şüphelendiği hâkimdi.

FETÖ operasyonlarının ardından tutuklandı.

Şimdi hangi cezaevinde bilmiyorum.

***

Terkoğlu, daha sonra, dava hakkında Hanefi Avcı’nın verdiği raporu özetliyor ve yazısını şu satırlarla bitiriyordu:

Pazartesi Müyesser Yıldız için yaratılmış davanın duruşması var.

İyimserlik, aptallık değildir. Yıldız’ı elinde tutanyeni paralel yapıYıldıza yıllarca hapis cezası verebilir. Hatta ben dahil başka yurttaşlara da tezgâh kurmaya devam edebilir.

Ancak unutmayın; FETÖ, kurduğu kumpaslar sayesinde görünür olmuştu. Kendine en güvendiği anda attığı adımların pervasızlığı, kanıtlanabilirliğini sağladı.

***

Müyesser Yıldız’ın aleyhine, yaptığı haberlerden dolayı, İçişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı gibi iki önemli bakan tarafından davalar açılmış ve böylece Yıldız, yine derin devletin hedefi haline gelmişti.

O Müyesser Yıldız ki, şimdi FETÖ/PDY denilen Gülen Cemaati’nin, Emniyet’te, yargıda hâkim olduğu “Birinci Silivri Trajedisi” döneminde, OdaTV davasından dolayı yaklaşık on altı ay hapis yattıktan sonra beraat etmiş ama “Devletin yargıcı, polisi hata yapabilir, devleti yönetenler hata yapabilir ama ben devletime tazminat davası açmam” diyerek tazminat davası açmamıştı! 

“İkinci Silivri Trajedisi” döneminde, hakkında iddianame bile hazırlanmadan uzun süre hapiste tutulmasına karşı, tahliyesi için yaptığı itirazların reddedilmesi üzerine, kendisini Eylül ayında ziyaret eden Utku Çakırözer’e şöyle demişti:

Her ay tutukluluğuma itiraz hakkım var. Ağustos itirazında hâkim, ret kararına yeni bir gerekçe eklemiş ve ‘Şüphelilerin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesi..’ demiş.

Şimdi ben zaten üç yazı nedeniyle tutukluyum.

Ben tutuksuz yargılansam ne yapabilirim ki?

Elimdeki kalemim dışında neyim var?

Herhalde beni Trump ya da Merkel ile karıştırıyorlar.

Çünkü bu ülkede gerçekten adaletin işleyişine zarar veren faaliyetleri onlar ve Türkiye’deki muhatapları yapıyor. Ve bunu açık açık da söylüyorlar.

Kimi istiyorlarsa Erdoğan’a söyleyerek mahkemelerce bıraktırdıklarını söylüyorlar zaten.”

***

Sonunda iddianame hazırlandı ve Yıldız yarın yargıç karşısına çıkacak.

Terkoğlu’nun Cumhuriyet’teki yazısında anlattığı rapor, Sözcü gazetesinde de haber oldu.

Raporda eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Müyesser Yıldız’ın “Devletin Genel Güvenliğine ve Siyasal Yararlarına İlişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklamadığı” kanaatinde olduğunu vurguluyor.

Ayrıca Avcı, soruşturmadaki eksiklik ve çelişkili yönlerin olduğunu da aktararak “Bu olayda önce asıl hedefin Müyesser Yıldız olduğu kanaati oluşmaktadır” diyor.

***

Yarın mahkemenin “Hukuk Devleti”ne yaraşır adil bir karar vermesini bekliyoruz!


Yazarın Son Yazıları

Kitaplar, kitaplar... 15 Ocak 2021
AYM, yargı ve medya 3 Ocak 2021
İktidar ne işe yarar? 22 Aralık 2020