Çelişkiler ve dalkavuklar

16 Nisan 2020 Perşembe

Tek kişi yönetimlerinin hepsi, insan doğasıyla toplum yapısı arasındaki çelişkilere ve farklılıklara bağlı olarak bazı yetersizleri ve yanlışları kaçınılmaz biçimde bağrında barındırır.

Çünkü insan tek başına birey olarak, temel güdüleriyle hareket eden, kendini korumak içgüdüsüne sahip bencil ve benmerkezci bir yaratıktır.

Oysa toplum, yukardaki özelliklere sahip insanların bir araya gelmesiyle oluşan, bireyden daha farklı bir yapıya sahiptir...

Bir arada yaşamanın gerekleri, insanı başka bireylerle etkileşime sokar, ilkel dürtülerini yontar; böylece toplumsal değerleri ve ahlakı öğrenen birey toplumsallaşır.

Siyaset toplumsal bir etkinliktir; onu bireysel dürtüleriyle yapmaya çalışanlar genellikle başarısız olur, başarılı görünseler bile topluma yarar sağlayamaz, zarar verirler.

***

Toplumsal talepleri Meclis yoluyla siyasete yansıtan Parlamenter Demokrasi ve iktidarın meşruiyetini denetleyen Hukuk Devleti, yerini Tek Kişi Yönetimine bıraktığı zaman, rejim, dünyanın her yerinde bireyin bencil ve benmerkezci özelliklerini öne çıkarır:

Kendini koruma güdüsü ve kendine güven duygusu tavan yapar.

Duygular öne çıkar, aklın yerini alır.

Yakın çevreye güvensizlik başlar.

Danışma ilişkisi biter, emretme ilişkisi başlar.

Liyakatin yerini sadakat alır.

Hizmet etmek yerine iktidarı korumak ana hedef haline gelir.

Toplum yerine aile öne çıkar.

Gerçek algısı bozulur; gerçeklere düşmanlık başlar.

Eleştiriler ihanet olarak algılanır.

Çevresindekiler, kaderlerini ona bağlayanlar, göze girmek için bir yandan kraldan çok kralcılık, dalkavukluk yaparak bütün bu yanlışları pekiştirir, öte yandan rakipleri aleyhine dedikodu ve iftiraya başlarlar.

***

Yukarıdaki özelliklerin her biri Tek Kişi Rejimi için büyük yanlışlıkları ve engelleri belirler ama sonuncusu, yani kraldan çok kralcıların ve dalkavukların hataları bu rejimin şiddetini ve yanlışlarını tahammül edilemez boyutlara taşır.

Elbette bütün siyasal rejimlerde olduğu gibi Tek Kişi Rejimi’nin eksik ve yanlışları, özellikle de kraldan çok kralcıların ve dalkavukların zararları, kriz zamanlarında daha da belirginleşir.

Kendi ülkemizden örnekler verirsek, COVID-19 salgını krizinde:

Kraldan çok kralcılar ve dalkavuklar, “Herkes maske taksın” diyenlere saldırırlar, sonra, bizzat kendileri “Herkes maske taksın” demeye başlarlar.

Bununla da yetinmezler herkesin maske takmasını zorunlu kılarlar, ama hem herkese maske yetiştiremezler hem de satışını yasaklarlar.

Kraldan çok kralcılar ve dalkavuklar, bir yandan “Tecrit şart” derler, öte yandan “Sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diyenleri teröristlikle suçlarlar.

En sonunda da, (sanki hafta içinde COVID-19 bulaşma riski daha büyük değilmiş gibi) hafta sonu sokağa çıkma yasağını bizzat kendileri (üstelik de panik yaratacak biçimde) ilan ederek yanlışlığın, beceriksizliğin ve haksızlığın doruklarında gezinirler.

Üstüne üstlük kendi yarattıkları panikten dolayı halka son derece aşağılayıcı hakaretler ederler.

Hem “Elimizde yeterli malzeme yok” derler, hem de başka ülkelere yolladıkları malzemeleri davul zurna ile övünerek ilan ederler.

Kraldan çok kralcılar ve dalkavuklar, Tek Kişi Yönetimi’nin hataları büyüdükçe eleştirilere karşı saldırıları da artırır ve tırmandırırlar:

Böylece hem kaderlerini bağladıkları kişinin gözüne girmeye çalışırlar...

Hem onun kendi yanlışlarını görmesini ve bunları düzeltmesini engellerler...

Hem de irrasyonelliği, baskıyı ve aynı anda alınan çelişik kararların yarattığı kaosu yaygınlaştırırlar.

***

Allah bütün toplumları Tek Kişi Yönetimlerinden korusun....

Allah bütün “Tek Kişileri” de, yaptığı hataları borazanla ilan ederek övünen ya da söylemediklerini bile söylemiş gibi abartarak göze girmek için sağa sola saldıran, çevresindeki kraldan çok kralcıların ve dalkavukların şerrinden korusun.


Yazarın Son Yazıları

Muhalefet ne yapabilir? 4 Eylül 2020
İktidar nasıl gider? 3 Eylül 2020