Elbette kabile devleti değiliz!

19 Ekim 2021 Salı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KABİLE DEVLETİ DEĞİL, HUKUK DEVLETİDİR: EMİRLERLE DEĞİL, ANAYASA VE YASALARLA YÖNETİLİR:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu devlet memurlarını şöyle uyardı:

Bugün, devletimize hizmet eden memurlarımıza yani bürokratlarımıza önemli bir hususta seslenmek istiyorum. Sizi de buna şahitlik etmeye davet ediyorum.

Unutmayın, Türkiye devletini “şahıs devletine” dönüştürmüş bir kişi ve ailesi var. Bu şahsın ve ailesinin kişisel çıkarlarına hizmet etmeye zorlanmış bir kısım devlet memurları var.

Bazıları çok baskı altında, bunun da elbette farkındayız. Ancak unutulmamalıdır ki devlete değil, şahsi çıkarlara hizmet etmenin sorumluluğu var.

TÜGVA rezaletini hep beraber izliyoruz. Lağım kokusu yine her yeri sardı. Şahıs ve ailesi, vakıf süsü verdikleri bir paralel yapı ile devleti zapturapt altına almaya çalışmış.

Sevgili halkım, herhalde neyi çaldıklarının farkındasınız. Çalınan, çocuklarınızın memuriyetidir, yani geleceğidir.

Bu sistemde Erdoğan ve şürekâsının kurdukları vakıfların tezgâhından geçmeyenlerin memur olmalarının neredeyse imkânsız hale getirildiği görülmektedir.

Daha önce memur olanların da görevde yükselmeleri TÜGVA tezgâhından geçmelerine bağlanmıştır.

Böylece kamuda yapmak istedikleri ne kadar illegal iş, rant, mafyatik çıkar varsa bunları yapacak memur militanlar düzene eklemlenmiştir.

Şimdi hepimizin gördüğü, bildiği bir şey daha var: İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı, “Efendim emir aldık, uygulamak zorunda kaldık” diyeceklerdir.

İşte, “Bunu diyerek sıyrılırım” diye düşünen, Saray’ın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum.

Cenap Şahabettin’in bir sözü var, der ki: “En ağır angarya, faydasızlığından emin olduğunuz işi vazife namına ifa etmektir.”

Açıkça söylüyorum, vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanundışı işleri emir olarak telakki edemezsiniz.

Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. Kâmil akla gelmeniz için Kılıçdaroğlu Abinizin, amcanızın bu size son çağrısıdır.

18 Ekim Pazartesi itibarıyla bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır.

“Emir almıştım” diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanundışı her ne yaptırılıyorsa pazartesi itibarıyla durun. Bu illegal, paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin.

Size bunları yaptıranlara farklı bir muamele olacak elbet. Çünkü Sadi’nin dediği gibi “Zalimleri bağışlamak, yoksullara cefadır”.

Söylediklerimi özetlemem gerekirse: Türkiye devleti, yeniden halkın devleti olmak yoluna girmiştir. Kurumları bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler elbette ki hesap verecektir.

TÜGVA benzeri vakıfların üzerine çöktükleri devletin malları hazineye iade edilecektir. Sizler hâlâ kendinizi bu pislikten sıyırma şansına sahipsiniz. Bu şansı kullanın. Siz de şahit olun halkım.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na yanıt verdi:

Bu açıklama, CHP zihniyetinin vesayet zihniyeti olduğunun açık itirafıdır.

Bürokrasiyi seçilmiş hükümete karşı çıkmaya davet etmek, vesayettir.

Bu, CHP’nin ilk çılgınlığı değildir.

Bu hukuk dışı çağrı, kamu düzenine ciddi bir tehdittir.

Bir kabile devleti değildir burası.

Bay Kemal’in adeta oyun oynadığı bir alan da değildir.

Cumhurbaşkanından en alt düzeydeki memura kadar herkes görevini uygun yapmak zorundadır.

Aynı şey siyasetçiler için de geçerlidir.

Kılıçdaroğlu’nun bu tehdidi açıkça bir suçtur.

Nasıl olur da bu ülkenin memurlarını tehdit edersin?

Öğretmenleri, yargıyı, polisi tehdit ediyorsun.

Sen kimsin?

Buna karşı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanıtı şöyle oldu:

Sayın Erdoğan bir açıklama yapmış. Kılıçdaroğlu’nun kamu görevlilerine yönelik tehdidi suçtur. Bay Kemal’in heves ettiği vesayet günleri geride kaldı” diye.

Yolsuzluklara karşı mücadele edeceğim. Yolsuzlukları savunan kişilere karşı da mücadele edeceğim. Bunu en başta bilmesi gereken de Sayın Erdoğan’dır.

Bir daha söylüyorum, kanundışı talimatları kim yerine getirirse, fakirin fukaranın cebine kim elini atarsa, fakirin fukaranın kim hakkını yerse onun karşısında olacağım.

Yanında Erdoğan dahi olsa!

Adaletten, haktan, hukuktan yanayım. Kanuna uyan, vatandaşın hakkını koruyan herkesin benim başımın üstünde yeri var…

***

İktidara hazırlanan Kılıçdaroğlu ile iktidardan düşmemeye çalışan Erdoğan arasındaki bu diyalog, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin niteliği üzerinden değerlendirilebilir:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti” elbette bir “Kabile Devleti” değildir.

Nedir?

“Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devletidir.”

O halde bu tartışma konusunda Anayasa’ya ve ilgili yasalara bakmak gerekmektedir.

***

Anayasamızın ilgili maddeleri şöyledir:

Eşitliğe ilişkin Madde 10:

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Kamu hizmeti görevlilerinin görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvenceye ilişkin Madde 129: Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.

Kanunsuz emir konusundaki Madde 137: Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.

***

Kamu Nizamı ve Devlet emirlere göre değil, anayasalara, yasalara, yönetmeliklere ve geleneklere göre işler.

***

Bu konuda 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın ilgili bölümü şöyledir:

Madde 6: Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve kanunlarına sadakatle bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatle uygulamak zorundadırlar.

Devlet memurları bu hususu “Asli Devlet Memurluğuna” atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve özlük dosyalarına konulacak aşağıdaki “Yemin Belgesi”ni imzalayarak göreve başlarlar.

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasa’da ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma;

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma;

Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma;

İnsan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumlulukları bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”

***

Evet sevgili okurlarım, benim memurum, şereflidir, namusludur, görevini, yasadışı, haksız, hukuksuz emirlere göre değil ettiği yemine göre, Anayasa’ya ve yasalara uygun olarak yapar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘AK-YARGI’ 21 Kasım 2021