Arap Baharı’ndan Afgan Baharı’na Türkiye’nin halleri

31 Ağustos 2021 Salı

AKP iktidarı sonrasında Türkiye, “siyasal İslamcı iktidar hesapları” doğrultusunda, “Batı çengeli” ucunda Ortadoğululaşma süreci içine sokulurken, ABD, Avrupa (AB), Rusya ve Çin “dörtlüsü kıskacında” bugünkü kaos ortamına sürüklenmiştir:

- İçeride, “siyasal İslamcı tek adam rejimi” karşısında mücadele veren, “demokratik ve Cumhuriyetçi muhalefet” zorlanmaktadır: muhalefet birleşik bir muhalefet için “asgari müştereklerde birleşme zorluğu çekmektedir”.

İktidarın, “her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma” dayatmalarına karşın, “her ne pahasına olursa olsun demokraside birleşme” çabalarında bocalamaktadır. Bunun gerektirdiği, “demokratik sivil toplumsal örgütlenmeleri” en başa yerleştirme konusunda birleşememektedirler. Bu da siyasal İslamcı ve “Batıcı” iktidarın işine geliyor, muhalefeti bölebiliyor. Muhalefetin, bu “maşayı” iktidarın elinden alması gerekiyor.

- AKP iktidarı temelde “ABD işbirliğini esas alsa da” ara sıra taktik girişimlerde AB, Putin ve Çin ile de “geçici” işbirliğine giriyor: esas hedefi olan “Ortadoğulaşma hedefi için”, Moskova ve Pekin’i bile devreye sokuyor. Taliban ve Suriye iç savaşında, petrol boru hattında “Rusya ile flört”: İstanbul Kanalı ve Çin füzeleri konusunda Çin ile görüşmeler, tamamen taktik girişimlerdi: İsrail gibi AKP için esas ortak ABD idi. “One minute”ler vs. hepsi vitrine yönelik salvolardan ibarettiler: sonrasında Trump ve Biden “uyumu” takkeyi düşürdü.

Vietnam benzeri “kaçtığı” iddia edilen ABD, Çin ve Rusya’nın yanı başında iç savaşa özellikle hazırladığı dev bir Afganistan sorunu bırakıyor: Aynen Irak’ta, Suriye’de ve Libya’da olduğu gibi. Körfez ülkelerini ve Mısır’ı hizaya sokmuş: Yunanistan’ı Dedeağaç üzerinden yeni stratejik ortağı haline getirmiş: Kıbrıs Rum Cumhuriyeti üzerinden Doğu Akdeniz’e İsrail ile birlikte yerleşmiş.

Evet, AKP (ve Erdoğan) ABD’nin ve İsrail’in Körfez’e gelmeleri sonucu, Ankara-Körfez yakınlaşması başlamış: ABD’yi takip eder bir biçimde!

ANKARA’NIN ÇELİŞKİSİ!

Ankara’da, ulusal çıkarları, TBMM kararlarına dayalı olarak, eskiden olduğu gibi, yürütecek kurumsal siyasi irade yetersizliği, ABD’nin “Türkiye’nin Ortadoğululaştırılması hedefine yönelik çabalarını kolaylaştırıyor”. Türkiye, zaten ABD’nin stratejik ortağı hiç olmadı ki.

Genişletilmiş yeni büyük Ortadoğu projesi artık Akdeniz’den Afganistan’a kadar uzanıyor. Biden AB politikasını revize etti: Ukrayna’dan Afganistan’a yeni bir hat açıldı. Ve Irak-Libya hattında olduğu gibi yeni uygulamalara geçildi. 2011’de Suriye’de başlatılan iç savaş bugün, ABD tarafından Afganistan’a taşındı. Önümüzdeki on yıllarda, Arap Baharı’nda olduğu gibi, Afganistan’daki iç savaşları yaşayacağız ve Irak, Suriye ve Libya’da yaşananlar, Afganistan’da tekrarlanacak.

AKP yönetimi, 2011’de olduğu gibi, bunun da içine dalmak istedi. Ancak bugün, 2021’de, AKP hem içeride hem de dışarıda 2011’den çok farklı, artık çok zayıf; pazarlık gücü kalmamış, ABD’ye muhtaç (ve bağımlı) hale gelmiş bir iktidar var. Hangi Türkiye diye değil, soruyu hangi iktidar diye sormak gerekir.

Yalçın Akdoğan, daha 17 yıl önce, “Batı” ile taleplerimiz 200 yıldır ilk defa örtüştü derken, acaba bugün geldiğimiz noktayı mı kastediyordu?

Evet, 2011’deki Arap Baharı (ve felaketi) yerine bugün Afgan Baharı (ve felaketi) sahneye konmak isteniyor. “Kimi oyuncular” yine, balıklama dalma hevesi içindeler.

Amerikan işgali sonrası Haziran 1985’te National Geographic’te kapak olan Afgan kızı Şerbet’e daha o zaman bir ağıt da yazmıştım.(*)

Ataol Behramoğlu’nun kulakları çınlasın.


(*) Erol Manisalı, “Gölgeler”, Der Yayınları, 2005


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları