Biden ve Trump’ın Türkiye için ortak yönleri

10 Kasım 2020 Salı

Biden ve Trump, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar kapışmasında Türkiye medyasında ve siyasi çevrelerinde herkes “farklı yönlerini”, inanılmaz ayrıntılara ve gereksiz tartışmalara girerek değerlendirdi. Biden’ın mı yoksa Trump’ın mı bizim için daha yararlı olacağı konusunda (!) kılı kırk yararak zaman harcadılar.

Ben onların, bölge ve Türkiye konusunda “ortak yönlerine” değinmek istiyorum. Zaten bu ortak yönler ortaya çıkınca, “yararlar ve zararlar” da bir turnusol kâğıdı misali açığa çıkarılmış olur. Nedir bu ortak yönleri:

1- Trump da Biden da BOP’un katıksız destekçisidirler. Bölgedeki Arap ülkelerinin, İran’ın ve Türkiye’nin sınırlarının ve rejimlerinin değiştirilmesini desteklediler.

2- Arap Baharı (yani Arap felaketi) her ikisinin de savunduğu gelişmelerdi. Biden bürokratik geçmişinde, Trump son yıllardaki uygulamalarında bunu desteklediler.

3- Her ikisi de PKKYPG beraberliğine: Irak ve Suriye’de bir Kürdistan’ın bağımsız ayaklarının gelişmesine sıcak baktılar ve destek verdiler. Irak, Suriye ve Libya’nın parçalanmalarında başrolü oynadılar: 1990 sonrası düğmeye basılan süreci yürüttüler.

4- Her ikisi de Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için faaliyet gösteren Gülen Cemaati’nin, ABD’deki koruyucusu oldular, “dinci teröre” destek verdiler: ABD’nin dincileri kullanmasına büyük katkı sağladılar.

5- S-400 sonucu, Türkiye’ye getirilen F-35 ve diğer askeri kısıtlamalar konusunda benzer görüşe sahipler.

6- ABD enerji şirketlerinin Irak ve Suriye’de anlaşmalar yapmasını savundular, fiilen işin içinde bulundular.

7- Biden da Trump da Yunanistan’ı ve Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Türkiye’ye karşı desteklediler.

8- Ve her ikisi de Türkiye’de cumhuriyeti yıkmak isteyen “dinci darbecilere” destek verdiler. İktidarın da muhalefetin de içine sızmaya çalıştılar. Türkiye’deki kutuplaşmayı desteklediler.

9- Trump Ankara’ya “Aptal olma, akıllı davran yoksa ekonomik olarak seni bitiririm” tehditlerini savururken Biden, “karşı tarafta” yer almış görüntüsü veriyordu: “iyi polis-kötü polis” oyununu güzel oynadılar, hatta kendi iç rekabetlerinin bir maşası gibi kullandılar.

Bütün bunlar açık seçik ortada iken bizimkiler “Trump’ın Erdoğan’la arası çok iyi”, “Ama Biden da Trump gibi dengesiz değil ki” tiyatrosunu, oyun içinde oyun yazarak oynadılar. (Müjdat Gezen kardeşimin kulakları çınlasın…)

Ve şimdi Biden öne çıkınca “bizimkiler” de ikiye ayrıldılar! Bir tarafta “Trump’tan kurtulduk” diyenler: öte yanda, “Ankara bir dostunu kaybetti” diye dizini dövenler. Güler misin, ağlar mısın: al birini vur ötekine…Trump’ın yerine Biden da gelse ABD’nin Türkiye politikası (ve stratejisi) değişmez.

Biz, biz kendimiz ulusal çıkarlarımızı gözeten güçlü bir parlamenter rejim, katılımcı demokrasi düzenine geçemezsek ha Trump ha Biden, hiç fark etmez: ikisi de maskelerini değiştirerek oyunlarını sürdürürler.

Biz de “seyirciler” olarak televizyon ekranlarında oynanan bu oyunları güle oynaya seyreder, ciddi ciddi “yorumlar” yaparız. İçimizde kimilerimiz de “güle güle Trump, hoş geldin Biden” diyerekten maskeli balonun “Korona maskeli” oyuncuları olarak oyunlarını sürdürürler.

Bence Trump “daha az zararlı” biriydi: abuk-sabuk çıkışları ile kendini ele veriyordu: Biden çok daha sessiz ve temkinli: iğneyi acıtmadan batırabilecek bir kimlik taşıyor…

Ve dün, 9 Kasım’da, 80 yaşıma girdiğimde Cumhuriyet’te ve Cumhuriyet için hâlâ savaşmaktayım...


Yazarın Son Yazıları