Ekonomi ve siyaset karşı karşıya gelince...

23 Haziran 2020 Salı

Demokrasilerde iktidardaki parti, ülkenin makroekonomik çıkarlarına hizmet ettiği oranda halk desteği alarak iktidarını sürdürebilir. Türkiye’de ise AKP’nin kendine has “özel öncelikleri” esas alınarak işler yürütüldüğü için “ekonomi-siyaset çatışması” ve ayrışması kaçınılmaz hale geliyor.

Siyasal İslam ve “her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma” hesapları, antidemokratik tek adam rejimi ile bütünleşince, ekonomi-siyaset makası karşıtlıklar üreterek açılmayı sürdüregelmiştir.

Ekonomide “nesnel öğeler” vardır. Hele bu coğrafyada kimi faktörler kaçınılmaz hale gelir, sınır komşuları ile “ortak ulusal çıkarlar doğrultusunda” dengeli ilişkiler yürütmek, Avrupa-Asya-Amerika üçgeninde işleri “tek yanlı bağlantı ve bağımlılıklara kilitlenmeden” dengeli bir biçimde sürdürmek, iç yapıda “karma ekonomi ve sosyal devletten ayrılmamak başta gelen nesnel (ve bilimsel) ölçütlerdir”.

Hal böyle iken siyasal İslam ve her ne pahasına iktidarda kalma hedeflerine yönelik bir tek adam rejimi geldiğinde ekonominiz krizlerden kurtulamaz. Bir otomobil dört tekerlek üzerinde gider, siz “önceliğimiz” iki, üç hatta tek teker üzerinde gitmeyi gerektiriyor dediğinizde aracınız duvara çarpar.

- Ekonominin içindeki olağanüstü değerdeki kamu tesislerini ve kurumlarını özelleştirip, hem de yabancılara satarsanız, birçoğunu kapısına kilit vurup kapatırsanız,

- Ekonomik düzeni (düzensizliği) yandaşlık üzerine oturtursanız,

- Altyapı yaptırıyoruz diye müteahhitlere, tesis bedellerinin çok üzerinde “uluslararası garantiler verip” ülkenin geleceğini (ve nesillerini) gereksiz yük ve yükümlülükler altına sokarsanız,

- Yerli şirketleri ve insanımızı “yurtdışına gitmeye mecbur ederseniz” ekonomik (ve sosyal) yapınız temelinden çöker.

Katılımcı demokrasi, sosyal devlet ve karma ekonomik yapı Türkiye için özellikle de bu coğrafyada, kesinlikle uygulanması gereken öğelerdir, ödün verilemez.

Siyasal İslam ve tek adamlı rejim Türkiye’yi, bugünkü ekonomik krizler zincirine kilitlemiştir. Düyunu Umumiye sanki geri gelmiştir.

Dört teker üzerinde gitmesi gereken araba, iki hatta tek teker üzerinde gitmeye zorlanmaktadır. Eskiden iktisadi uygulamalar Devlet Planlama Teşkilatı’nda, bürokraside, üniversitelerde, siyasal partilerde, TBMM’de tartışılarak olgunlaştırılır ve ülkenin makroekonomik çıkarları doğrultusunda uygulamalar devreye sokulurdu.

Bugün, durumun hangi noktaya geldiğini görmek için birbirlerinden tamamen ayrı görülen üç “vakayı” saymak yeter. Tank Palet Fabrikası, Suriye’de Esad’la kavga ve güreşçi Yerlikaya hadisesi, bu üç “vaka” aynı resmin ayrılmaz parçalarıdır. Çünkü, aynı “zihniyet” tarafından üretilmişlerdir.

Parti-devlet bütünleşmesi, parti dışındaki büyük çoğunluğu “dışlamış ve ötekileştirmiştir”. Başlı başına bir ayrımcılık yaratmıştır. ABD ve FETÖ yıllardır, zaten bu sonuç için uğraşmadılar mı...

***

Ve Metin Aydoğan dostum, gerçekten bir yıldız daha kaydı... Son telefon ettiğinde, “Erol Hocam, son kitaplarımı sana imzalayıp postalıyorum” demişti, sanki veda eder gibiydi. Olağanüstü verimli, saygın bir vatanseverdi. Sevgili Metin, gerçekten araştırma ve düşünce yaşamımızdan bir yıldız gibi kaydın...     


Yazarın Son Yazıları