Siyasal İslamcılar, DİSK ve TÜSİAD’ı ‘bile’ yakınlaştırdılar

21 Aralık 2021 Salı

Evet, iki ezeli ve ebedi karşıt, siyasal İslamcıların hukuk, kurallar, bilimdışılık dayatmalarına, DİSK ve TÜSİAD olarak karşı çıktılar.

Biri alt kamaralarda diğeri üst kamaralarda olmalarına karşın kaptan köşkündekilere birlikte tepki gösterdiler.

Gemi batarsa ne alt kamaradakiler, ne de üst kamaradakiler kalacaktır. Patronlar da işçiler de ekonominin batışından zarar göreceklerdir. Taze Maliye Bakanı Nebati de “itiraf” etmedi mi: “Batarsak siz maaşınızı, ücretinizi, ben de elimdeki, avucumdaki birikimimi ve şirketimi kaybederim” demedi mi? İktidarın bakanı bile böyle diyor, üst kamaralardan böyle sesleniyor...

Gelişmiş ülkeler ve demokrasiler ekonomiyi, “bilimin kuralları içinde yürütürler”. Liberal de sosyal demokrat da, sosyalist de olsa durum değişmez: hukuk, kurallar, bilim önde gelir: aynen bir otomobil motorunun işleyişi gibi.

Piyasa öne çıkıyorsa “haksız rekabeti önleyici katı kurallar vardır”, yandaş firma diye bir kavram yoktur, Avrupa Birliği’nde olduğu gibi. Sosyal demokrasi ve sosyalizm öne çıkıyorsa yine “hukukun üstünlüğü ve iktisadın bilimsel kuralları” esas alınır.

Faiz, kâr, ücret, vergi, kamusal yarar, fiyatlar arasındaki ilişkiler aynen bir traktörün motoru nasıl çalışıyorsa öyle ele alınır: iktisat biliminde de girdi-çıktı, sebep-sonuç ilişkileri “bellidir”. Belli koşullarda, bireysel davranışların “nasıl olacağı”da bilinir.

Ekonomide faizi, döviz kurunu, fiyat artışını belirleyen koşullar bilimseldir. Siyasette, “hukukun üstünlüğünü reddettiğiniz zaman”, ekonominin kuralları da kuralsızlıklar haline döner. Frankfurt’tan Kahire’ye gittiğinizde, trafik nasıl bozuluyorsa ekonominin kuralları da bozulur: halk iktidara (ve trafiğe) güvenmiyorsa “dolar”a koşar.

Bizde mi? Hukukun üstünlüğü ortadan kalkmış, her şey tek adam rejimine dönmüş: ihalelerden imara özelleştirmelerden vergilere kurallar altüst olmuş: mahkeme kararları uygulanamıyor: piyasada haksız rekabet yaygın hale gelmiş. Siz piyasaya istediğiniz kadar dolar sürün, “arz-talep dengesini kuramazsınız”: faiz meselesi de işin cabası.

Türkiye’ye Ar-Ge sağlayan, döviz getiren, ithal ikamesi yoluyla dış dengeyi sağlayan, istihdam üreten 50 dolayındaki Cumhuriyetin tüm birikimlerini haraç-mezat elden çıkarmış ya da kapısına kilit vurmuşsunuz: bütün dengeleri altüst etmişsiniz: ondan sonra piyasaya sürdüğünüz “borç doların”, denge sağlamasını bekliyorsunuz.

Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan’dan günübirlik geçenler bizim, “döviz üzerinden ucuzlatılmış mallarımıza saldırıyorlar”. Geçmiş yıllarda İngiltere’den sömürgelere giden İngilizler gibi.

“Faiz meselesi”nde aklıma geldi: ünlü aktör Burt Lancaster “Elmer Gantry” filminde, “Dua en ucuz ilaçtır” der, dini istismar eden rahibelere karşı…

Ekonomi ekonomik kurallar içinde, trafik trafik kuralları içinde işler: demokrasiden koptuğunuz zaman ne enflasyonu ne de dövizin yükselişini önleyebilirsiniz. Hele İslamcılığı da ekonominin bilimsel kuralları içine sokarsanız yalnız ekonomi değil, en az onun kadar din de zarar görür.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları