Kızım sana söylüyorum...
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Kızım sana söylüyorum...

06.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önce Albert Einstein’ın ülkemizde Benim Gözümden Dünya1 adlıyla yayımlanan kitabında yer alan “Faşizm ve Bilim” başlıklı makalesini okuyalım:

Devlet Bakanı Sinyor Rocco’ya Mektup

Roma

Sayın Beyefendi,

İtalya’nın önde gelen saygıdeğer bilim insanlarından ikisi, vicdani bir konuyla ilgili bana danışarak İtalya’da aydınların gördüğü zulmün, eğer mümkünse, engellenmesi için size yazmamı rica ettiler. Faşist sisteme bağlılık bildiren bir yeminden söz ediyorum. Sizden ricam, sinyor Mussolini’ye, İtalya’nın aydınlarını bu aşağılayıcı duruma düşürmemesi yönünde tavsiyede bulunmanızdır.

Politik görüşlerimiz ne kadar farklı olursa olsun bir noktada hemfikir olduğumuzu biliyorum:

İkimiz de en iyi olanın, Avrupa aklının ilerici başarılarında en yüksek noktaya ulaşması olduğunu görüyoruz. Bu başarı, düşünce ve öğretme özgürlüğüne ve hakikate ulaşma arzusunun diğer her türlü arzuların önüne geçmesine bağlıdır. İşte uygarlığımızın Yunanistan’daki yükselişini ve İtalyan Rönesansında tekrar doğuşunu sağlayan şey tam da bu temeldir. İtalya bugün hâlâ bu yüce amaç uğrunda şehit olan büyük adamlar sayesinde seviliyor ve saygı görüyor.

Sizinle, devletin ne gibi nedenlerden ötürü özgürlüğü kısıtlayabileceği konusunda tartışmaya hiç hevesli değilim. Ancak her hükümet, gündelik çıkarlardan ayrı olarak bilimsel doğruluğa ulaşma gayretini kutsal addetmelidir; dürüst bir şekilde hakikate hizmet edenlerin huzur içinde olmaları hepimizin çıkarınadır. Bu kuşkusuz, İtalyan devletinin çıkarıdır ve onun tüm dünyadaki itibarı için de en uygun olandır.

Ricamın sağır kulaklara hitap etmemesi dileğiyle,

A.E.

***

Eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmeyelim ama günümüz Türkiye’sinde bu yazıyı okuyan bir muhbir, itirafçı, kıt akıllı, cin fikir ve iftiracı muteber vatandaş şöyle bir yorumda bulunabilir: “Faşist diktatör Benito Mussolini’nin ölümü ile günümüze gönderme yapılmaktadır” dedikten ya da yazdıktan sonra faşist diktatörün öldürülmesiye ilgili olarak şöylesine dökürebilir: “Mussolini’nin, sevgilisinin ve birkaç yandaşının cesedi Milano’da Loreto Meydanı’ndaki Esso benzin istasyonunun çatısından baş aşağı sallandırıldı. Teşhir edilen vücudu, halk tarafından tekmelendi ve tükürüldü. Devrik liderin cesedi alaya ve istismara maruz kaldı. Ölümünden ve Milano’da cesedinin halka gösterilmesinden sonra, Mussolini’nin cesedi kentin kuzeyinde, Musocco mezarlığındaki bir mezara gömüldü.”

Muhbir ve müfteri vatandaş şöyle yazabilir: “Bayram değil, seyran değil, Albert Einstein’ın devlet bakanı sinyor Rocco’ya yazdığı mektup neden yayımlanıyor. Bu kıssadan ne gibi bir hisse çıkartmamız isteniyor? Amaç cumhurbaşkanımıza ve çevresine gözdağı vermek mi? Acaba?”

Şimdi nasıl ayıklayacağız pirincin taşını? Zırvayla nasıl başa çıkacaksın?

Bir yanda anayasasız, yasasız, insafsız ve acımasız siyasal ortam ve yönetim, bir yanda bir zavallı (geri aldım) insan yığışımının Mao’dan sonra unutulduğunu sandığım “kişiye tapınç” safsatasının yarattığı yanlış efsane; bir yanda kendisine “Ben kimim” sorusunu sormaktan aciz, kendi devrimci yaptırım gücünden habersiz şu müşteki dev kitle... Yani emeklilerden söz etmekteyim: 5510 sayılı kanunun 4/1- (c) (Emekli Sandığı) bendi kapsamında emekli, malul, vazife malulü, dul veya yetim aylığı alan toplam 2 milyon 442 bin kişi ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan emekli olan 2 milyon 104 bir insan, toplam olarak 4 milyon 546 bin eder. İster ikiyle, ister üçle çarp... Öyle bir güç ki karşısında bütün iktidarlar tir tir titrer... Bir de çalışan kitle var, unutmayalım: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2024 verilerine göre, Mart 2024 itibarıyla toplam kamu personel sayısı 5 milyon 238 bin 424 kişi. 2024 itibarıyla 2 miyon 104 bin 633 emekçi... Toplam olarak 7 milyon 343 bin 67 nefer... Bunu en azından ikiyle çarp ki 14 milyon 687 bin 24 etmekte...

Toplam olarak öylesine büyük bir siyasal güç ki aralarında bir tane bile iktidar (AKP) severe yer olmamalı. Sınıf bilinci olmadan böyle bir kitlenin yaptırım gücüne sahip olması olanaksız. Emekçi sınıflar için “emek” ve “değer”inden başka kutsal bir değer olmamalı... Ne din ne de iman!.. Çünkü sömürünün ne Allah’ı ne kitabı ne dini ne de imanı vardır.

Bir emekçi, kendine “Ben kimim” sorusunu sorduğu zaman, “Ben bir işçiyim, emekçiyim, emeğim sömürülmektedir yani harcadığım emeğin maddi ve manevi karşılığını almamaktayım; kendimi ve emekçi kardeşlerimi korumak için ilerici ve devrimci bir sendikaya üye olmak zorundayım; oy vermem gereken parti mutlaka solda yer alan emekçilerin güç birliği ettiği bir sosyalist parti olacaktır” diye düşünüp karar verecek ve konuşacaktır.

---

1 Alfa Yayınları, Çeviren: Demet Evrenseloğlu, 2020, 23. basım

Yazarın Son Yazıları

Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025