Haritasız yolcu gibi...
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

Haritasız yolcu gibi...

27.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Parçalanma” diyor buna Thomas Bernhard. Yaşadığı toplumun hoyratlığının ezincinde dönüp gökyüzüne bakma gereksinmesini hisseder. İnsanın insanı yok eden bakışı, görmezden gelişi, ilişkilerdeki hoyratlığı, çarşıda pazarda akıp duran çözülme, parçalanma halleri yaralar onu. Bir barınak arayışındadır ama kederlidir, yalnızdır. Sığındığı yazı adasında yol almaya çalışır. Orada yazdıkları, dönüp bakılmasını istedikleridir belki!

Aradaki gölge siliyor her şeyi. Dönüp okuyorum gerçeküstücü bir şairi:

“Size dönüyorum

Bugün daha da güçlü, ya da yalan, bu yürek erir gibiyse de neşeli anılarla ve korkunç. Acılı ruhu geçmişin ve sen beni çağıran yeni istem, sizleri birleştirme zamanı belki dingin bir limanında bilgeliğin. ve çağrılması olacak bir gün bu altın sesin, yılmayan kuruntuların, ey artık hiç bölünmez ruhum. Düşün: ilahiye dönüştürmek ağıtı; eski duruma ermek; yok olmamak artık.” (Eugenio Montale)

Uzağındayım gölgenin, sözlerin yaban kalıyor. Araya giriyor sesler, uzanıyor elem dolu bakışlar. Sesinden ses alıyor gölgen. O da başlıyor edasına. Kimdir yaşadıklarımızı taşıyan, öğreten zaman mı, gösteren dil mi?

Belleğe vurulan her darbe, zamanın içinde bir yerde kelimelerin sesinde yankısını bulmaz mı?

Dil bukağısı dedikleri bu olsa gerek!

Senin olmak ne zormuş Akdeniz, sana gelmek; kavuşmak kıyına. Kasırga da yok üstelik, suyunun tadı da yerinde. Ama devriyeler kol geziyor, yok etme zamanıdır Ortadoğu’da.

Bir zamanlar medeniyetlerin kavşağı sayılan bu deniz, şimdi suskun bir hudut çizgisi, korkunun maviye sinmiş hali sanki.

Bizi ayıran denizin kıyısı sınır, canından süzülenin bakışı ateş, tükenen ne varsa bir yalımlık söz gibi aramızda.

Kendi olma yolculuğuna çıkmışken, yoluna düşen gölgenin canı kesilmek sağaltıcıdır her zaman. Ama aynı zamanda bilinmezlik perdesini de aralamakmış bu, paramparça olmayı göze almakmış.

Yönsüzlük savurucu, bilmezlik ise yaralı samur bakışı. Durdukça kanayan, gölgesine sığınılan bir duvar!

Aşılmazlık mührünü kim astı oraya, bilinmez! Kim geçti bu yoldan, izleri silinmiş, kimdir gecene ışık düşüren, sözünü şenleten?

Ne zaman başlar yok etme yolculuğu, ne zaman biter parçalanmışlık hali... Soruya gerek yok! Yaşamak en iyisi. Gölgen senin önünde. Zamanın tufeylisi oyuncaklarıyla baş başa. Sana orada durmak, bana dilin bukağısında kalmak yakışır. Aramızdan akan nehrin adı konmamış nasılsa coğrafyada. Haritasız yolcu, kıblesiz dua gibiyiz nasılsa seninle.

Ama biliyorum ki dilin kıvrımlarında korunan her hatıra, bu yok etme çağının karanlığına inat, küçük bir ışık payı saklıyor.

ZAMAN ÖRSELEMESİ

Gidebilene bakmayı unuttun.

Silindi her şey bir anda. Söz gelip kıyıya dayandı.

Savrulma çağı. Biliyorsun bunu. İzleyicisi olmak yetmiyor hayatın. Daha içine, tinini acıtana yönelmelisin. Vazgeçmelisin artık avutucu sözler etmekten. Celallenmenin bir faydası yok. Başkalaşmaya ayak uydurmalısın.

Gözükara yaşamalar biçmelisin kendine. Bırak artık kederden gömlekler giymeyi. Bir sabah uyandığında el ele, göz göze bir hayatın bayrağı olmayı unut. Birer yakarı nidası gibi göğe açılan ellerin sana da faydası yok, düşlerine de.

Değiştir rengini... hayatının ve her şeyin sesini gönü/zamana ayarla.

Senden bir isteniyorsa, beşi almayı göze alarak adımını at. Yılma, yüksünme; zamanın tufeylisine bu yakışıyor.

Sakla adını, yırt kimliğini. Varsın seni öyle bilsinler. Avanesi ol günün.

Canı canandan ayır. Gülü dikeninden ayırırcasına... Unut artık geçen zamanın rengini.

Çaba ister her değişim, uyum. Sen dönüşmeye bak. Ama uyumsuzluğa gerek yok. Bendini aşmak olur bu. Yakıştır adını yaldızlara, ışıltılı sokaklara. Fotoğrafın düşsün bakışların içine. Görünmekle yetin, yan yana durmakla avun. Bilmesin kimse seni. Yalana böl gününü, ayları beklemek yakışmaz sana. Bırak, varsın değişsin yüzünün rengi. Nasılsa kimse anlamaz bu yeni halini. Gözünü ayırma yüzlerden. Sana gerekli olanı gör, zamanın kalebendi olan gözlerden ırak tut sözlerini. Sonra ne gerek var başka sözler etmeye. Dillerini öğren, konuş onlar gibi. Kapat perdeni, öteki zamana. Şimdi gönül devranı sürme çağı. Çengi seni oyalar. Herkesin bakışı orada, sen kendini yaban kılma. Yürü üstüne başkalaşımın. Nasılsa zaman bu zaman, herkesin koşusu oraya. Sen beride kalma. Örseleme de kendini. Unutmak iyileştiricidir. Dikkat et, bileğine kazımasınlar vebadan kurtuluşun tarifini. Üsteleme, yürü üstüne zamanın; yürü yeni zaman efendisi olmak için ne gerekirse yapacak çağdaşın şimdi. Ve tutup okuyacak sana şu şiirin son dizelerini:

“Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,

Altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir Ve dahası

Sen bir İNSAN olursun oğlum.” (Rudyard Kipling, “Eğer”, Çev.: Bülent Ecevit)

İlgili Konular: #Dünya

Yazarın Son Yazıları

Haritasız yolcu gibi...

Bugün daha da güçlü, ya da yalan, bu yürek erir gibiyse de neşeli anılarla ve korkunç. Acılı ruhu geçmişin ve sen beni çağıran yeni istem, sizleri birleştirme zamanı belki dingin bir limanında bilgeliğin. ve çağrılması olacak bir gün bu altın sesin, yılmayan kuruntuların, ey artık hiç bölünmez ruhum. Düşün: ilahiye dönüştürmek ağıtı; eski duruma ermek; yok olmamak artık.” (Eugenio Montale)

Devamını Oku
27.02.2026
Zamanın ruhu

Arayışın sonu yok. Gene de bir yerde durmalı insan. Durmalı ve bakmalı gökyüzüne, ağaçlara, dağlara, ovalara... Bulutların rengine dönüşünceye dek gözlerini ayırmamalı, her birine verebileceği anlamı düşünmeli sonra. Devam edecekse de yoluna öyle yol almalı, gitmeli.

Devamını Oku
13.02.2026
Hangi Kürtler?

Dünya Savaşı’na katılmak zorunda olduğu gibi, gene onlarla ittifak kurarak bu “tehcir” kararını çıkarmak zorunda kaldı. Hızla çöküşe giden imparatorluk komitacılık zihniyetiyle bile olsa, kurtulamadı. Kuşkusuz Dr. Bahaeddin Şakir önemli bir siyasi figürdü. Akıbeti bunun da bir göstergesi...

Devamını Oku
30.01.2026
Kemal Tahir’i bugün okurken...

Bir dostum, kendisiyle Beş Romancı Tartışıyor’un yeni basımı* üzerine konuşurken şunu sormuştu bana...

Devamını Oku
16.01.2026
Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024
Kapitalizmin çirkin yüzü

Kapitalizmin çirkin yüzü

Devamını Oku
10.09.2024
Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Devamını Oku
27.08.2024