Yine maden... Yine aynı kafa...
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

Yine maden... Yine aynı kafa...

16.02.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Günlerdir, Erzincan’ın İliç ilçesinde dokuz işçinin göçük altında kaldığı altın madeninde olup bitenlerle yatıp kalkıyoruz.

Tıpkı bundan 10 yıl önce bir mayıs ayında yaşanan, 300’ü aşkın madencinin ölümü ile sonuçlanan Soma maden faciası gibi.

Tıpkı geçen yıl tam da bu ay, güya deprem yönetmeliğine göre inşa edilen yepyeni binaların un ufak olarak on binlerce insana mezar olduğu gibi.

Bitmiyor. Bu kafa ile de bitmeyecek ne yazık ki...

Sırada ne var?

Fatsa mı? Siyanürlü altın madeni çalışma süresi dolmasına rağmen Fatsa’da işletilen altın madeni ile ilgili uyarılar dikkate alınmazsa neden olmasın?

Ya da Artvin? Üstelik failler yine Çalık Holding ve SSR Mining. Ve Buranın onayını veren de tabii yine Murat Kurum.

***

Bir iki ah vah! Göstermelik bir iki gözaltı. Sonra devam...

Bilim gerçeği ortaya çıkarmakla ilgilenir; demokrasi ise insanlar arasındaki eşitlik sorunu ile. Bir ülkede ikisi de yoksa ya da çok zayıfsa?...

İşte öyle ülkelerde maden kazaları daha doğrusu cinayetleri olağandır. Sıklıkla yaşanır. İhmale sebep olanlar, suçlular cezalandırılmaz; ortalarda dolaşır işlerini yapmaya devam ederler. Öyle ülkelerde can verenler şehit mertebesine yükseltilir; üç kuruş para verilir ailelere ve sonra hiçbir şey olmamış gibi aynı maden çalıştırılmaya devam eder. Yeni kurbanlar vardır çalışacak. Çaresizlik, geçim derdi varken insan emeğinin değeri yok denecek hale getirilmişken sürecektir bu ahval. Sürer de... 

Son 70 yılda 3 binden fazla işçinin maden kazalarında yaşamını yitirmesi, 100 binden fazla insanın yaralanması, ILO verilerine göre Türkiye’nin ölümlü maden kazalarında açık ara Avrupa birincisi olması, hatta bizim gibi ülkelerde bunlar olurken Avrupa’nın birçok ülkesinde hemen hemen hiç ölüm yaşanmaması bunun göstergesidir. 

İşte böyle bizim gibi ülkelerde sansür yasaları devreye sokulur. İki işe yarar bu yasalar: Pisliğin üzerinin örtülmesine ve karşı çıkan sesleri bastırmaya. Sosyal medyayı düzene sokmak iddiasıyla başlatılan ama geri planda “düşüncesini açıklayan, iktidarı sorgulayan, gerçekleri arayan” herkesi mahkeme kapılarına düşürecek, muhalif tüm medyayı susturmaya yönelik hale gelen, sansür ve baskının koruyucusu, hukuk ve demokrasinin karşıtı bu yasalar iktidarların sürmesi açısından yaşamsaldır.

Tanıdık değil mi? Çok gördük, yaşadık. Belli ki arkası gelecek. Çünkü bunların yaşanmayacağına dair en ufak bir işaret bile yok.

***

TEMA geçen yıl Madene Kapalı Alanlar kampanyası başlatmıştı. Hazırladıkları rapor çarpıcı. Raporda Erzincan-Tunceli’nin yüzde 52’sinin madenler için ruhsatlandırılmış olduğu görülüyor. Düşünün bir. Bir bölgenin yarısından fazlası maden arama çıkarma faaliyetleri için ruhsatlanabiliyor...

24 ilde yaklaşık 20 bin maden ruhsatının bulunduğu ortaya koyulmuştu. Ruhsatların ormanlar, korunan alanlar, tarım ve mera alanları ve kültür varlıkları ile ilişkisini inceleyen çalışmaların sonuçlarına göre illerin ortalama ruhsatlılık oranı yüzde 63. Vakfın çalışmasına göre orman varlıklarının ortalama yüzde 58’i, tarım alanlarının yüzde 60’ı, milli parkların yüzde 51’i madenlere ruhsatlı. İktidar maden projeleri için iki yıl önce her türlü kolaylaştırıcı yasa değişikliklerini yaptı. Bunlar ürkütücü rakamlar.

Bizden hatırlatması...

Yazarın Son Yazıları

Kötülüğün sıradanlığı, vasatlığın iktidarı

Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?” diye.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram, vicdan... Habermas’ın ardından

Dünya bir süredir sanki aynı anda birkaç farklı yüzyılı yaşıyor.

Devamını Oku
20.03.2026
Savaşın dili değişirken...

Kısacası bu savaş sadece İran ile İsrail arasındaki bir çatışma değil. Enerji piyasalarından küresel siyasete, askeri doktrinlerden bölgesel dengelere kadar uzanan çok katmanlı bir kriz.

Devamını Oku
13.03.2026
Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

ABD’nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. Çünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında.

Devamını Oku
06.03.2026
‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026