Köşe Yazısı

A+ A-

Ya Karanlığa Doğru Devam ya da Aydınlığın Ucu

Paylaş
instela'da paylaş
26 Şubat 2015 Perşembe

Biz ileri bakalım; Türkiye’nin can alıcı sorunu RTE’nin artık günde 2 posta konuşmayla her kesime kabul ettirmeye çalıştığı RTE türü başkanlık / anayasa değişikliği meselesidir. Bu amaçla da sanki gitti Meksika’yı ziyaret etti ve hayranlıkla Meksika başkanının nasıl her şeyi yönettiğini anlatıyor.
RTE işe tabandan başladı, ülkenin tüm muhtarlarını parti parti, çiftliğine çağırıp konuşuyor. Muhtarlar, Cumhurbaşkanı tarafından çağırılmanın, üstelik “saray”da ağırlanmanın onuruyla bütün mahalleyi RTE’ye oy vermeye mi çağracak!?
Bir ay kadar önce RTE, hükümete çağrı yapmış ve başkanlık sistemini seçimlerde parti programına almasını (hatta ana konu olarak) istemişti; ama bugüne kadar başbakanın ağzından başkanlık sistemi isteği konusunda halka yönelik tek söz çıkmadı farkında mısınız?
Yayılan dedikodu habere göre RTE, 19 Ocak’ta hükümete başkanlık yaptığı kabine toplantısından önce 1 saat kadar Davutoğlu ile ikili görüşmüş, Davutoğlu’nu epey “üzmüş”. RTE özel siyasi danışmanı B. Yıldırım’ın, Davutoğlu’nun önündeki bardağı göstererek “arkadaş portakal suyunu da içmemiş” sözleriyle alaya aldığı da belirtiliyor.
Biliyorsunuz, RTE’nin bu yakın kankası, Cumhurbaşkanı 5 Ocak’ta hükümeti toplayacak, iki ayda bir bunu yapacak, demiş Davutoğlu (ve Arınç) tarafından terslenmişti.

Davutoğlu, kendi kendini yok eder mi?
Yani Davutoğlu, hükümeti yerle bir edecek, başbakanlığı yok edecek bir anayasa değişikliğine evet diyebilir mi? Bu eşyanın doğasına aykırı. RTE ile Davutoğlu/hükümet arasında derin zorluklar yaşandığını anlamak için siyaset bilimci olmak gerekmiyor!
Başbakanlık bağımsız, yetki ve sorumlulukları belirli onurlu bir mevkidir. RTE kendi sisteminde ise emir ve talimatlarını yerine getirecek birtakım uygulayıcı kişiler atayacak. Davutoğlu hangisini tercih eder sizce? RTE, hükümet ve başı diye ayrı bir kurumun varlığına tahammül edebilecek yaratılışta değil. Bu nedenle tüm anayasayı, tüm sistemi yıkıp yerine kendini koymanın peşinde koşuyor.
RTE ve yakın adamları cumhurbaşkanının yanında bir de başbakanın olmasını “iki başlılık” olarak görüyor: “Bu olmaz.” Maliye Bakanı Nihat Zeybekci de şöyle demişti: “Türkiye’de artık başbakan olmaz, bakanlar kurulu başkanı olur, Erdoğan aktif bir cumhurbaşkanı olarak icranın, devletin başı olur.”
O büyük oynadı, “ben yaparım, ben bunu da başarırım, tek adam, tek lider, tek karar verici olurum” dedi ve sadece partisine, hükümete değil tüm Türkiye’ye meydan okumaya soyundu.
Peki başarır mı? Temel soru budur.

Öngörülerim ‘hayır’ diyor
Başaramaz. Gerçi ilk turda seçilemez diyen bir yazımda yanılmıştım! Ama burada RTE değil AKP iktidarı seçimlere giriyor.
İlki, genel seçimlere AKP ve iktidarının yıldızının yükseldiği değil alçaldığı koşullarda gidiyoruz. Yüzde 45’ün altı oy kesin gibi. Tabii bunu yüzde 40 altına indirenler var. İki ay daha geçmeli.
Seçimi ne üzerine kuracaklar?
Gördüğüm kadar RTE “seçimler bana odaklı, anayasa değişikliğine ve başkanlık sistemine odaklı seçim olsun”u dayatıyor. RTE olunca odakta, Cumhurbaşkanlığı’ndaki gibi seçimleri koparır alırım diye düşünüyor; ama parti/hükümetle sorun yaşıyor.
RTE seçimlere ağırlığını koyacak. İstanbul Kanal projesini bu nedenle raftan indirdi, yapılan seçim-kanalı çizimlerini yaymaya başladı. Bu ve benzer konular üzerinde odaklanacak. “Bir emirle ülkeyi güllük gülistanlığa çevireceğim” havarisi rolünde!
Davutoğlu’nun yanında ikinci bir kampanya sahibi gibi duracak öyle anlaşılıyor. Parçalanmış bir AKP görüntüsü olacak.
Fakat bugüne kadar yapılan soruşturmalarda halkın RTE’nin arzu ettiği sisteme sıcak bakmadığı görülüyor. Yüzde 30’lar ve bazen altında. Bu şu demek: Seni Cumhurbaşkanı seçtik ama başkan olarak seçmedik. Halk tarafından seçilmiş olman, sana böyle bir yetkiyi vermez. Anayasaya sadık ol!

367’yi bulsa bile başkanlığı geçiremez
Şimdi iddialı bir varsayımda bulunacağım: Olması hiç de mümkün gözükmeyen 367 ve üstü milletvekili sayısını yakalarsa AKP... Bu durumda bile AKP’li milletvekili çoğunluğu RTE türü bir anayasayı Meclis’ten geçirmeyecektir. 367’yi bulamaz ve RTE bu vetolu anayasayı referanduma götürebilir ancak.
Bu nedenle de kimlerin milletvekili adayı yapılacağı konusu, kıyasıya bir iç tartışma konusudur. RTE ister ki tüm adayları ben saptayayım ve Meclis’te işi garantiye alayım, ama pek de öyle olamayacak gibi. Davutoğlu, parti başkanı ve başbakan olarak korkuluk olarak kalabilir mi? Kendi çevresinde kaç milletvekilini aday olarak gösterebilecek?
Evet, RTE partide en güçlü adam hâlâ! Ama fiili olarak da parti başkanlığı, başbakanlık da önemli ve yasal bir güç olarak orada duruyor.

Memnuniyetin sırrı
Önceki günkü yazımda, iktidar vatandaşın cebine bir yandan para koyuyor diğer cebinden çekip alıyor. Doldur-boşalt ekonomisi. Dün Selçuk Şirin sosyal medyada bir grafik paylaştı. Türkiye’de hane halkı borcunun nasıl yükseldiğini ve gelirin yarısının boca gittini anlatan.
2003’te borç oranı 7.5 iken bakın nasıl artıyor: 2004: 12.9; 2005: 19.6; 2006: 25.2; 2007: 31.1; 2008: 36.6; 2009: 36.4; 2010: 43.5; 2011: 47.4; 2012: 48.8 ve 2013: 55.2
Halkın memnuniyetinin kaynağı bu harcama/tüketici kılınmasıdır. Tüketim mabetleri AVM’lerdir. Gidiş yüzde yüz borçlanmaya doğru. Saadet zinciri kopar.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Nihat Zeybekci, Selçuk Şirin