Maya Plisetskaya: Ölümsüz kuğu...

Maya Plisetskaya: Ölümsüz kuğu...

08.05.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Maya Plisetskaya... Dans ve bale dünyasının efsanevi adı... Birkaç gün önce 89 yaşında bu hayattan ayrıldı. Haberi okuduğum an, o geceyi düşündüm:
2000 yılının kasım ayıydı. Moskova’da, Bolşoy Tiyatrosu’nda Maya Plisetskaya’nın 75. yıldönümü görkemli bir jübileyle kutlanıyordu ve ben o geceye tanıklık ediyordum
Kırmızı kadifelerle, altın sarısının egemen olduğu salonda, uzak geçmişin tüm görkemi kristal avizelerde toplanmıştı. Salonda tek boş yer yoktu. Sonunda o an geldi. Kristal avizelerdeki parıltı söndü. Sırma ve altından, orak çekiç işlemeli dev perde ağır ağır açıldı. Fonda, Bolşoy Tiyatrosu’nun ön cephesi göründü. Karanlıkta tok bir ses, “Maya Plisetskaya ve Devlet Başkanı Putin!” diye anons etti. Millet nefesini tuttu.

Putin yere diz çöker
Önde, yetmiş beş yaşına karşın kuğu adımlarıyla (siyah kuğu elbisesi, Pierre Cardin imzalı) Maya Plisetskaya ve arkasında vakur adımlarla Vladimir Putin spot ışığı eşliğinde sahnede yerlerini aldılar.
Putin, sanatçının yeteneğini, kişiliğini, ülkesine katkılarını dile getirdikten sonra “Rus balesi, sizinle büyüdü; siz ona onur kattınız” derken heyecandan titriyordu. Yanımdaki Ruslar, onu ilk kez böyle duygulu gördüklerini belirtiyorlardı.
Ve Putin, sanatçının elini öpmekle, önünde yerlere dek eğilip selam vermekle yetinmiyor, bir dizi yerde iki büklüm sanatçının önünde diz çöküyordu. Tiyatro ayağa fırlamış ayakta alkışlıyordu. (Dün Celal Üster’in yazısını okuduysanız; sanat karşısında diktatörlerin bile farklı tutumları olduğunu biliyorsunuz demektir.)

Yetenekli ve hırslı
Maya Plisetskaya kendi üslubunu yaratmış bir sanatçıydı. Kendine özgü grafik bir niteliği olan, her hareketin, her duruşun, keskinliği, bütünlüğü ve dramatik yapısıyla güçlenen, mükemmele ulaşmış bir biçemi vardı.
Belarus’lu madenci babasından incecik beden yapısını ve kızıl saçlarını aldı. Sessiz sinemanın oyuncusu annesinden dramatik yeteneğini kaptı. Stalin döneminde babası idam edildi. Annesi Sibirya’ya sürüldü. 11 Yaşındaki Maya’nın Bolşoy Bale Okulu’nda kalmasına izin verildi. Yetenekli ve hırslıydı.
Çok ince bedeni ve çok uzun kollarıyla, farklı fiziğini en dinamik biçimde kullandı. Önemli bir özelliği vardı: Dramatik yoğunluk. Her role sonsuz bir trajedi duygusu kattı. Sahnede olağanüstü bir karizması vardı. İzleyici üzerinde büyük bir etki yaratıyordu. Onu “Carmen” ve “Giselle”de ,”Kuğu Gölü”nün Odette ve Odile’i, “Uyuyan Güzel”in Aurora’sı olarak izlemek biz ölümlüler için bir ayine katılmak gibiydi. Onu ölümsüz kılan Fokine koreografisiyle, “Kuğunun Ölümü”ydü. Bu eser onun amblemi, simgesi olacaktı.
Geleneksele olan bağlılığı ve yaptığı her işi geleneksele dönüştürme yeteneğine karşı yeniliklere de açıktı. Yetmişli yıllarda kendi balelerini yaratmaya başladı.

‘Ave Maya’
Maya Plisetskaya, Bolşoy’un katı kalıpları ve Rus bürokrasisiyle anlaşamadığı için, 1990’da, “yuvam” dediği Bolşoy’dan büyük kavgalarla ayrıldı. Bolşoy’daki 75. yaş jübilesi bir bakıma sanatçının yuvaya “Zafer Dönüşü”ydü.
O jübile gecesi Maya Plisetskaya üç eserde dans etti. Sonuncusu Bach-Gunot ‘nun “Ave Maria”sıydı.Hiç bitmeyecekmiş gibi uzayan kolları, şiir yüklü bedeni, duygu dolu yüzüyle , sahnede yine yaşsız bir kuğuydu!
“Ave Maria” sona erdiğinde, seyirci yine ayağa fırlamış, “Ave Maya” diye alkışlıyor, sahneye çiçek yağıyordu. Bolşoy’un koca sahnesinin zemini çiçekten görülmez olmuştu. Maya Plisetskaya yıllara, doğaya meydan okuyan balerin selamını tekrar tekrar verirken, ben bu geceye tanıklık etmenin mutluluğunu yaşıyordum.
Kuğu artık sonsuza dek ölümsüzlüğe kavuştu.  

Yazarın Son Yazıları

Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026
Yumruklar havada yürüdük tek polis görmedik!

Yedi gün önceydi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih...

Devamını Oku
30.04.2026
Savrulurken oradan oraya...

Bir ülke düşünün.

Devamını Oku
26.04.2026
Bayram mı, yoksa vicdan sınavı mı?

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Devamını Oku
23.04.2026
Merhaba Günü

İktidara geldiklerinde dindar ve kindar bir kuşak yetiştireceklerini açıkladılar.

Devamını Oku
19.04.2026
Hrant Dink Hafıza Mekânı

Zaman uçuyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Operasyon arası sanat

27 Mart 2026-Uşak Belediyesi’ne operasyon.

Devamını Oku
12.04.2026
Teşekkürler Zülfü Livaneli

Hem Zülfü Livaneli’nin kendisi hem sayısız araştırmacı, o baskı altında zoraki kabullenilmiş adaylığın, SHP’nin yerlerde sürünen oylarını yükseltmek için kabul ettiğini açıkladı. Yükseltti de. Uğradığı saldırılar, manipülasyonlar, kimi medya ve aydınların ihaneti hepsi yazıldı. Oyların nasıl çalındığı da... Daha sonra Baykal’ın dokunulmazlığı nasıl savunup Erdoğan’a başbakanlığı sunduğu, tüm partilerin tavırları... Ama okuyan kim!

Devamını Oku
09.04.2026
Tiyatro ve eleştiri

Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden bir çağrı alınca “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımı sunmak üzere kendimizi o muhteşem kentte bulduk.

Devamını Oku
05.04.2026
Demokrasiye bak!

Ama gerçekten olacak şey mi?

Devamını Oku
02.04.2026
Semiha Berksoy: Kendi mitolojisini yaratan sanatçı

Minicik bir kız çocuğu.

Devamını Oku
29.03.2026
Hakikat yargılanamaz

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Devamını Oku
26.03.2026
Bayram bitti

Bayram bitti

Devamını Oku
22.03.2026
Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025