Şaşırdık mı?

Şaşırdık mı?

08.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor. Değerlendirmeler, yorumlar... Hak hukuk sorgulamaları... “Orayı bırak, buraya bak” çığlıkları... Dış müdahaleler, iç tepkiler, iç ve dış endişeler... Doğaldır, zaten başka türlüsü düşünülemez.

Bu yazıda bilmediğiniz hiçbir şey söylemeyeceğim. Sadece bir hatırlatma. Gerisini siz tamamlayın.

ABD’nin resmi askeri güç kullanımını çeşitli kaynaklar şöyle sıralıyor:

1945-1991: Soğuk Savaş müdahaleleri: Kore savaşı (Kore Yarımadası’nda), Vietnam savaşı (Vietnam, Laos, Kamboçya’da), Küba Domuzlar Körfezi çıkarması (1961), Dominik Cumhuriyeti müdahalesi (1965), Lübnan müdahaleleri (1958, 1982-1984), Grenada işgali (1983), Libya bombardımanı (1986), Panama işgali (1989).

1991-2001: Soğuk Savaş sonrası: Körfez Savaşı-Irak, Somali müdahalesi (1992-1994), Bosna müdahalesi (1995) Kosova/Sırbistan bombardımanı (1999)

2001-2011: “Teröre karşı savaş” Afganistan savaşı, Irak savaşı, Pakistan, Yemen, Somali (İHA ve özel kuvvet operasyonları), Filipinler.

2011-Günümüz: Sürekli operasyonlar: Libya müdahalesi (2011), Suriye’de askeri varlık (2014’ten beri), IŞİD’e karşı küresel operasyonlar, Kızıldeniz, Körfez, Afrika üsleri, Ukrayna savaşı-doğrudan savaşmadan askeri destek (2022’den beri)

CIA DESTEKLİ DARBELER, MÜDAHALELER

Gizli operasyonlar, finansman, medya manipülasyonu, askeri eğitim veya doğrudan planlama yoluyla... (Sona geldiğinizde listedeki eksikleri siz tamamlayın!)

İran- 1953 Operasyon Ajax. Seçilmiş Başbakan Muhammed Musaddık devrildi. Petrolün millileştirilmesi sonrası şahın otoritesi yeniden kuruldu.

Guatemala- 1954 Başkan Jacobo Arbenz devrildi. United Fruit Company çıkarları, on yıllar sürecek iç savaşın başlangıcı. Yerli halklara karşı soykırım niteliğinde operasyonlar.

Kongo- 1960-1961 Başbakan Patrice Lumumba. CIA destekli süreçle iktidardan düşürüldü ve öldürüldü. Mobutu diktatörlüğünün önü açıldı.

Küba- Domuzlar Körfezi Çıkarması sonrasında Castro’ya suikast girişimleri. Sürekli ambargo ve sabotaj.

Brezilya- 1964 Başkan João Goulart devrildi. 21 yıllık askeri diktatörlük başladı.

Dominik Cumhuriyeti- 1965 ABD askeri işgali.

Endonezya- 1965 Başkan Sukarno tasfiye edildi, General Suharto iktidara geldi. Komünist olduğu iddia edilen 500 bin-1 milyon kişi öldürüldü.

Şili- 1970-73 ekonomik sabotaj. 1973. Başkan Salvador Allende öldürüldü. Pinochet darbesi. Medya, grevler ve ordu CIA tarafından desteklendi.

Afganistan- 1979-1989 Sovyetler’e karşı mücahitler desteklendi. El Kaide’nin zeminini hazırlayan süreç... 30 bine yakın kayıp.

Uruguay- 1973 Polis ve istihbarat eğitimi, sol muhalefetin bastırılması.

Paraguay- 1954-1989 Alfredo Stroessner. ABD destekli uzun diktatörlük.

Bolivya- 1967 Che Guevara’nın yakalanması.

Nikaragua- Somoza diktatörlüğü desteklendi. Sandinistalara karşı Contras.

El Salvador- 1980’ler iç savaşı. Ölüm mangaları desteklendi.

Honduras- Bölgesel CIA üssü. 2009 darbesine dolaylı ABD desteği.

(Listeyi tamamlamayı unutmayın!)

SONUÇ:

ABD ve CIA müdahaleleri komünizmle savaşıyoruz diye başlayıp şirket çıkarları, jeopolitik kontrol, uzun askeri diktatörlüklere evrildi. Ticaret devam etti.

Bunlar olmasa şu silah sanayi nasıl gelişebilirdi ki! Egemen güçler ve işbirlikçileri nasıl daha çok, daha çok zenginleşebilirdi ki! Vahşi kapitalizm nasıl sürebilirdi ki???

Sonuç: Binlerce insan ölmüş, birkaç kuşak heba olmuş. Sonuç derin toplumsal travmalar yaşanmış. Kimilerine vız gelip vız gider.

Sevgili okurlar, 60’lı yıllardaki üniversite yıllarımda ve sonrasında şu yukarıdaki listenin her anını kanayarak yaşadığımı anımsıyorum. Yemin etmiştim yeni yılda sadece güzel şeyler yazmaya ama dünya izin vermiyor...

MESUT İKTU

Bariton, opera sanatçısı, öğretim üyesi, opera ve eğitim kurullarında yöneticilik yapmış Mesut İktu, tüm yaşamını müziğe, opera sanatına, gençlerin eğitimine adamış çınarlardan biriydi. Aynı zamanda tam bir kültür insanıydı. Toplumların sanatla ve kültürle gelişeceğini savunurdu. 60 yıldır buna tanıklık ettim. Onu 3 Ocak’ta 78 yaşında yitirdik. Ruhu şad olsun. Seyit Yöre’nin “Mesut İktu-Cumhuriyetin 50 Yıllık Sesi” (h2o) kitabı onun sadece yaşamöyküsü değil, aynı zamanda tanıklıklar ve deneyimlerle zenginleşmiş bir yazılı ve sözlü tarih çalışması niteliğindedir. Okumanızda yarar var. 

Yazarın Son Yazıları

İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025