Deprem ve iktidarın meşruiyeti?

30 Ocak 2020 Perşembe

Demokratik ülkelerde bir iktidarın meşruiyeti esas olarak dört ilkeye dayanır:

1) Periyodik, dürüst, adil ve şeffaf, yani belli aralıklarla yapılan, seçmenin bütün seçeneklerden aynen iktidardaki partiyi tanıdığı kadar haberdar olduğu ve muhalefete de iktidara tanındığı kadar propaganda hakkı ve olanağının tanındığı seçimler.

2) Seçimi kazanan partinin, başta muhalefet hakkı ve özgürlüğü olmak üzere, her türlü ifade özgürlüklerini de kapsayan bir biçimde “Temel İnsan Hak ve Özgürlüklerine” riayeti.

3) Seçimi kazanan partinin her karar ve eyleminin yargı denetimine tabi olması ve bunun önkoşulu olarak da, elbette iktidardan bağımsız bir yargı mekanizması.

4) Başta vergilerin konması ve harcanması olmak üzere, iktidarın eylemlerinin, bütün gelirlerinin ve harcamalarının seçmene de hesap verecek biçimde şeffaf olması.

***

Özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında, Hitler’in ve Mussolini’nin seçimlerin dürüst, adil ve şeffaf olma ilkesini ihlal ederek, sandıktan Faşist rejimleri çıkarmaları, sonra da “Sandıktan çıktık” diyerek her yaptıkları zulmü “Milli İradeye” dayamaları ve böylece “meşrulaştırmaları”...

İktidarların bütün eylem ve söylemlerinin “Temel İnsan Hak ve Özgürlüklerine” uygunluğunu denetleyen, iktidardan bağımsız bir yargı mekanizmasının (Anayasa Mahkemeleri olarak) varlığını yani “Hukuk Devleti”ni, Demokrasi’nin önkoşulu olarak zorunlu kılmıştır.

Elbette, iktidarların seçmene karşı da bütün eylemlerinde şeffaf olmak zorunlulukları, özellikle de halkın vergilerini nerelere harcadıklarının hesabını kuruş kuruş vermek mükellefiyetleri, Demokrasinin vazgeçilmez bir ilkesi ve iktidarın meşruiyetinin de bir önkoşuludur.

***

1) Bir deprem felaketi karşısında, İstanbul’da 26 yıllık, Türkiye’de 18 yıllık dönemde iktidarın ne önlem aldığını sormak, bütün vatandaşların en doğal hakkıdır.

2) Hiçbir iktidar, vatandaşların bu tür sorularını ahlaksızca diye niteleyemez:

Çünkü Demokratik Rejimlerde vatandaşların bu tür sorular sormaları sadece siyasal ve hukuksal hakları değil, “Demokratik Ahlak” açısından görevleridir de!

3) Hiçbir savcı, bir vatandaş iktidarın depremle ilgili ne önlem aldığını, deprem vergilerini nerelere harcadığını (üstelik de tam deprem zamanında) sorduğu için, hakkında soruşturma açamaz, takibat yapamaz!

Hele hele, bu sorular bir medya mensubu tarafından sorulduğunda, böyle soruları sormak ve yanıtları da kamuoyuna aktarmak onun görevi olduğu için, bu eylem ve söylemleri sadece bilgi edinmek için izlemekle yetinilir.

***

Deprem bölgesindeki vatandaşlarımıza tekrar başsağlığı ve acil şifalar diler, geçmiş olsun derken, bu felaket karşısında örnek bir yardımlaşma ve dayanışma gösteren tüm halkımızı da kutlarım!

BU İNSANLAR, DEMOKRATİK, LAİK VE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİ OLAN ATATÜRK CUMHURİYETİ’NE LAYIKTIR!


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020