İstanbul’dan yükselen çığlık: ‘Sesimizi duyun, öleceğiz!’

05 Kasım 2020 Perşembe

İzmir’deki depremde 17 bina enkazı ve bu enkazlarda 114 kurban var:

İstanbul depremi için hazırlanan uzman raporunda ise 2 bin 500 ile 10 bin arasında çok ağır hasarlı, 13 bin ile 34 bin arasında ağır hasarlı bina olacağı...

Ve vefatların da 10 bin ile 30 bin arasına yükselebileceği hesaplanıyor.

1999 Yalova depremindeki ölü sayısının 20 bin dolayında olduğu anımsanırsa, İstanbul’daki vefatların 30 bini bile aşacağı düşünülebilir.

Dolayısıyla hemen önlem alınmaya başlanmalıdır.

Elbette önlemlerin başında, çürük binaların depreme dayanıklı biçimde yenilenmesi geliyor.

Ama bu iş, muazzam bir kaynak ve organizasyon gerektiriyor. Üstelik de iktidarın bu tür işlerde yandaş kayırmacılığı yaptığı ve zaten kıt olan kaynakları optimum biçimde kullanmadığı da bilinen bir gerçek.

O nedenle yerel yönetimlerin de devreye girerek, vatandaşların depreme karşı can ve mal güvenliğinin sağlanması için neler yapılabileceğini düşünmeye başlamaları gerekiyor.

Bina yenilenmeleri dışında, elbette en önemli önlem, yeni inşaatların depreme uygun yapılması:

1) Deprem toplanma alanlarını, parkları, yeşil alanları korumak, dere yataklarına ve benzeri riskli yerlere inşaat yapmamak...

2) Zemin etütlerini doğru yapmak ve bilimsel verilere uygun davranmak, çürük zeminlere inşaat yapmamak...

3) Bina inşaatlarını ve inşaat denetimlerini yasalara ve kurallara uygun gerçekleştirmek...

4) İmar planlarını kamu yararını düşünerek yapmak ve zemin etüdünden başlayarak proje tasdiki ve iskân ruhsatı aşamasına kadar her türlü yağmacılığı, siyasal baskıyı, yandaş kayırmacılığını, rüşveti engellemek.

Ne yazık ki iktidarın kent yağması ve rant hırsı dur durak dinlemiyor.

Şu anda Nişantaşı’ndaki bir toplanma alanı yine ranta kurban ediliyor.

Mahalle sakinlerinin “SESİMİZİ DUYUN, ÖLECEĞİZ!” başlıklı çığlığı, aşağıdaki mektupla bana da iletildi.

***

Yetti gayri:

Rantınız batsın, AVM’niz batsın!

İnsan gibi yaşamak istiyoruz...

Üç karışlık yeşil alanımıza da göz diktiler...

Depremde toplanma alanımızı DAP Yapı-TOKİ’ye peşkeş çektiler!

Teşvikiye Nişantaşı’ndaki Marmara Üniversitesi’nin eski kampus arazisine DAP Yapı-TOKİ tarafından AVM ve yüksek katlı konutlar yapılması için Şişli Belediyesi tarafından Nisan 2020’de inşaat ruhsatı verilmiştir.

6 aydır gece gündüz çalışan iş makineleri, kampus arazisindeki tüm canlı yuvalarını ve bitki örtüsünü tıraşlayarak hafriyata devam etmektedir...

...Birkaç gün önce yaşadığımız İzmir felaketi bile, inşaat merakını ve rant iştahını durdurmaya yetmemiştir.

Bu arazi gerek İBB, gerekse Şişli Belediyesi planlarında hâlâ “deprem toplanma alanı” olarak görünmektedir.

1999 depreminde Teşvikiye Mahallesi sakinleri bu araziye sığınmışlardır. Ağaçlık yeşil alanıyla bu arazi, Teşvikiye Mahallesi’nin akciğeridir.

Deprem toplanma alanımıza, toplu konut ve AVM istemiyoruz.

Bize nefes aldıran yeşilliğin yerine, beton bloklar istemiyoruz.

Mahallemizin son yeşil alanı ve deprem toplanma alanı da elden çıktıktan sonra çok geç olacaktır!

***

Atalarımız “Bir musibet bin nasihatten iyidir” demişler ama insan yaşamını bile umursamayan yağmacı rant hırsı, hiçbir felaketi bile dinlemeyecek mi...

İstanbul’un ve İstanbul halkının mezarları kazılırken kimse buna ses çıkarmayacak mı?


Yazarın Son Yazıları

Kitaplar, kitaplar... 15 Ocak 2021
AYM, yargı ve medya 3 Ocak 2021
İktidar ne işe yarar? 22 Aralık 2020