‘Önemsiz (!)’ bir yargı olayı

04 Nisan 2021 Pazar

Sevgili okurlarım, her Pazar günü bu sütunda genel hukuk ihlallerine, haksızlık ve hukuksuzluklara değinmeye çalışıyorum.

Biliyorum, öyle büyük bir baskı ve hukuksuzluk altındayız ki, benim bu eleştirilerim “okyanusta bir damla” ve iktidarın da umurunda bile değil.

Bugün “çok sıradan” bir vatandaşın “çok sıradan” bir şikâyetine ve mektubuna yer vermek istiyorum.

Çünkü Gergerlioğlu gibi, Türkân Saylan’a yapılan haksızlık ve hukuksuzluk sırasında onun için aşağıdakileri yazabilmiş bir insanı dahi, yapılan haksızlık ve hukuksuzluk göz önünde olduğu için, herkesin savunduğu bir ortamda, “sıradan vatandaşların” çektikleri artık kimsenin derdi değil gibi!

O sırada şöyle yazıyordu Gergerlioğlu:

“Ergenekon soruşturması kapsamında evi aranan Türkân Saylan hakkında medyada epeyi bir kıyamet koparıldı. ÇYDD Genel Başkanı Türkân Saylan dine karşı alerjik aydın zihniyetinin bir prototipidir.”

İşte o zaman “Yapmayın, desteklemeyin bu haksızlık ve hukuksuzlukları ve bunları yapanları; bunları yapanlar, aynı şeyleri size de yapacaklar ve o zaman sizi de yine ben savunacağım” demiştim.

Gergerlioğlu’na yapılan haksızlık ve hukuksuzluğa da “Hukuk Devleti” adına karşı çıkıyorum; 18 Dakika programında söylediklerime ek olarak bu sütunda da geçen hafta iki eleştiri yazısı yazdım.

Ne yazık ki konunun önemini belirtmek için eleştirilerimiz -benimkiler de dahil- hep bilinen, ünlü isimler üzerinden oluyor.

Oysa bir yanda kızlarına tecavüz eden baba beraat ediyor, öte yanda oğlunu boğarak öldüren baba 1.5 yıl sonra serbest bırakılıyor. “Sıradan insanların” sorunları ele alınmıyor.

O nedenle bugün “sıradan” bir vatandaşın mektubuna yer vermek istiyorum.

***

“Ben 70 yaşındayım. Ülkemizdeki adalet denilen guguk sisteminin mağdurlarındanım.

Babam, tüm iş (ve işçi) dünyasının doğruluğu, dürüstlüğü, hak yemezliği ile tanıdığı A.Y., 9 Şubat 2003 Kurban Bayramı arife günü gece saat 10’da televizyon izlerken evine giren uyuşturucu bağımlısı biri tarafından bıçaklanarak öldürüldü...

...İkisi de annemin polise ihbarda bulunması sonucu anında daha sokakta iken yakalandılar.

Ve guguk bundan sonra başladı...

…Sonuçta hüküm giydiler ancak meşhur hafifletici sebepler de göze alındığı için biz karşı çıktık ve karar Yargıtay’a taşındı.

Ve işte Yargıtay kararı beklenirken 2010 yılında çıkan ve Hizbullah çetesi liderlerinin ve diğer azılı katillerin de yararlandığı ‘5 yıldan fazla tutuklu kalınamaz’ kararının sabahında salıverildiler ve ikisi de gaiplere karıştı.

O gün bugündür duruşmalar trajikomik bir şekilde devam ediyor ve her bir duruşma ‘yakalanmaları bekleniyor’ denerek sonlanıyor...”

***

Sevgili okurum, bu özel durumunu anlattıktan sonra, ülkenin genel sorunlarına değiniyor, hem halkın hem muhalefet partilerinin eylemsizliğinden yakınıyor ve bazı eylem önerilerinde bulunduktan sonra mektubunu şu feryatlarla bitiriyor:

İstanbul Kanalına Hayır!!

İstanbul Sözleşmesi’nin Bir Kişinin İmzası İle Feshedilmeye Kalkışılmasına Hayır!!

Uluslararası Sözleşmelerden Bir Kişinin İmzası İle Çıkılmaya Kalkışılmasına Hayır!!

Hukuk Katliamlarına Hayır!!

Cezayı Hafifletici Denen Sudan Sebeplere Hayır!!

Güzelim Tarım Arazilerimizi Maden Alanları İle Katleden, Su Kaynaklarını Kirleten Uygulamalara Hayır!!

Laik Demokrasimize Ve Atatürk’e Karşı Yapılan İmalara Ve Söylemlere Hayır!!!

“Dahili Ve Harici Bedhahlara” Hayır!!

***

Sevgili okurlarım, yolsuzluk, haksızlık, hukuksuzluk, ekonomik iflas, geçim derdi, yağma, COVID-19’la mücadelede yetersizlik ve kendilerine ayrı, halka ayrı uygulamalardaki çifte standart, halkı bıktırdı usandırdı...

Herkes seçimi bekliyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları