Yükselirken her şey yarar, düşerken her şey zarar!

09 Nisan 2021 Cuma

Bir zamanlar, Erdoğan/AKP iktidarı ne kadar yanlış yaparsa yapsın, her şey onun lehine sonuç veriyor, iktidarını pekiştirmesine ve yaygınlaştırmasına yardımcı oluyordu.

Sürekli olarak, mağduriyet edebiyatı yapıyor, darbe iddiaları ve terör tehdidi ile kitleleri seferber ediyor…

Çadır mahkemelerinde ve Silivri’de yasalara aykırı yargılamalar yapılmasını olanaklı kılıyor…

Üniversiteleri, silahlı kuvvetleri, medyayı tarumar ediyor…

Seçimlerde ve seçim sonralarında yasalara ve Anayasaya bile uymuyor…

Ekonomik bakımdan verimli olmayan, ülkenin tümünü ve geleceğini de ipotek eden, milli serveti boşa harcayan köprü, otoyol anlaşmaları yapıyor…

Kent, tarih ve tabiat yağmaları ve özelleştirme uygulamaları ile yandaşlarını zengin ediyor…

Milli Eğitimi, vakıflar biçiminde örgütlenmiş olan tarikatlara emanet ediyor…

Harcanan milli servet ve para miktarlarını gizliyor…

Ekonomiyi çıkmaza sürüklüyor ve Türk parasının değerini düşürüyor…

Haberlere erişim yasağı getiriyor…

CB’ye hakaret suçlamasıyla kendine yönelik eleştirileri korkutarak engelliyor…

Ege’de adaların Yunanistan tarafından silahlandırılmasına ses çıkarmıyor…

Komşularımızla ilişkileri bozuyor...

Başarısız politikalar sonunda beş milyon dolayında ilticacıyı ülkeye getiriyor…

AB ile müzakereleri geriletiyor…

Ülkeyi 15 Temmuz 2016’da bir askeri darbe girişiminin tehdidine muhatap edecek ölçüde TSK’nin yapısını bozuyor…

Ve bütün bunların sonunda, 20 Temmuz 2016 sivil darbesini gerçekleştiriyor…

Onun gölgesinde yaptırdığı 16 Nisan 2017 halkoylamasını, yasalara aykırı sayım yöntemleriyle, resmi sonuçlar alınmadan kazandığını ilan ederek “Şahsım Devletini” kuruyordu.

***

İşte o oylamayla, toplum, yapılan haksızlıklar ve hukuksuzluklar konusunda, eskilerin deyimiyle “İşba noktasına” veya bugünkü dille “Doyum noktasına” erişti.

Çünkü:

1) O oylamanın gerekçesi olarak Erdoğan, artık her şeyin tek sorumlusu olacağını, bütün ülkenin toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlarının mesuliyetini kendisinin yükleneceğini açıkça ilan etmişti…

2) Ama bu oylama zaten bir bölümü anayasaya ve yasalara aykırı olarak fiilen kullanılan yetkilere ilave edilecek pek de yeni bir hüküm getirmiyordu:

Sadece fiili durumu yamalı bohçaya dönüştürülen Anayasa metni içinde güya yasallaştırıyor ve “Tek Sorumlu Olarak” da Erdoğan’ı ilan ediyordu.

***

Sonuç, eski hataların daha şiddetli bir biçimde uygulandığı bir “Şahsım Devleti” olunca ve bu devlet yapısı Türkiye’yi her alanda iflasa sürükleyince, 15 yıldır yapılan hataların da birikimli etkisiyle, Erdoğan/AKP iktidarının düşüşü bu oylamadan sonra görünür hale geldi.

Çünkü yeni Anayasa ile hatalarını daha pervasız bir biçimde sürdüren iktidar, iyice aşırı kararlar almaya başlamıştı:

Merkez Bankası başkanları ile çok sık oynayarak hem enflasyonu hem faizleri hem dövizi aynı anda artırmak başarısını(!) göstermek, hem de İstanbul Sözleşmesi gibi kadın haklarını güvenceye alan uluslararası bir anlaşmadan, gece yarısı atılan tek imza ile Türkiye’yi çıkarmak gibi uygulamalara imza atmıştı.

Üstelik, “Kanal İstanbul” gibi kamuoyunun karşı olduğu girişmeler de (onların deyimiyle) “inadına” devam ettiriliyordu.

Toplum, “Darbe suçlamalarının” olmayan darbeler üzerinden kullanılmasından ve TSK’nin, Üniversitelerin, Medyanın bu bahane ile tarumar edilmesinden bıkmış usanmıştı.

Ayrıca, terör örgütüne üye olmadan yardımcı olmak gibi muğlak ceza maddeleriyle yapılan haksızlık ve hukuksuzluklardan dolayı, terör tehdidi de artık etkisini yitirmiş ve toplum bu konudaki suçlamalara da tepki göstermeye başlamıştı.

Hele toprak yağmasının devamı herkesin sabrını taşırmıştı.

Bütün bunların üzerine gelen “Geçim Sıkıntısı” ve “İşsizlik” bu konulardaki birikimlerin üzerinde “çarpan” etkisi yapmış ve toplumdaki memnuniyetsizlik gizlenemez boyutlara ulaşmıştı.

***

Sonuç olarak, yükseliş döneminde görmezden gelinen ve hatta işe yarayan hatalar, gerileme başlayınca düşüşü hızlandırmaya başladı.

Bu nedenle İzmir’de minareden gelen şarkı sesi konusuyla başlayan ve çeşitli vesilelerle devam eden CHP’lilerin suçlanması olayları ve son amiraller açıklamasının, gerçeklere tamamen aykırı bir biçimde CHP’ye mal edilmesi çabaları ters tepti ve iktidarın güvenilirliğini iyice yok etti.

UNUTMAYIN, OTORİTER EĞİLİMLİ İKTİDARLAR SERTLEŞTİKÇE TABAN KAYBEDER, TABAN KAYBETTİKÇE SERTLEŞİR VE BU SÜREÇ ONLARIN, DEMOKRATİK YOLLA İKTİDARDAN DÜŞÜŞLERİNİ HIZLANDIRIR.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları