Aynı ülke, aynı gün, bambaşka adalet
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Aynı ülke, aynı gün, bambaşka adalet

06.05.2025 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Bugün içim tarifsiz bir çelişkiyle dolu. Anlamıyorum, anlamlandıramıyorum. Hafta sonu Türkiye siyasetinin tartışmalı ama bir yönüyle renkli isimlerinden Sırrı Süreyya Önder’in cenazesi vardı. Vardı ama yaşananlar, bir cenaze töreninden çok daha fazlasını ortaya koydu: Türkiye’nin içinde bulunduğu derin çelişkileri... 

Törenin yapıldığı Atatürk Kültür Merkezi’nin önünde, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’e yumruklu saldırı gerçekleşti. Saldırganın kimliği daha sonra açıklandı: Selçuk Tengioğlu. Bu kişi, 2004 yılında iki evladını öldürmüş, bir diğerini de yaralamış. Bir evlat katili. Üstelik hırsızlık ve tehdit gibi suçlardan sabıkalı. 2020’de şartlı tahliye ile serbest bırakılmış. 

Ve bu kişi elini kolunu sallayarak protokol kapısından geçip bir siyasi partinin genel başkanına saldırabiliyor. Devletin gözü önünde. “CHP’den yardım kartı istedim, alamayınca sinirlendim” gibi akıl dışı bir gerekçeyle. Ama hepimiz biliyoruz ki bu saldırının arkasında başka bir şey var. 

Cenazedeki sahnede başka bir şok daha yaşandı (en azından bizler için) Sırrı Süreyya Önder’in Türk bayrağına sarılı naaşı önünde Abdullah Öcalan’ın mektubu okundu. Evet, yanlış okumadınız; 40 bin kişinin katili, terör örgütü PKK’nin başı Öcalan’ın mektubu. Üstelik “PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mesajı” şeklinde takdim edilerek. 

Sanki bir sivil toplum örgütünün başkanıymış gibi. 

Ve bu yetmedi. Cenazeden sonra yürüyen kalabalık, sokaklarda “Abdullah Öcalan’a özgürlük” sloganları attı. Ne müdahale edildi ne soruşturma açıldı ne bir tepki... 

İşte bu noktada bir başka büyük çelişki daha karşımıza çıkıyor. 

Geçmişte Abdullah Öcalan’a en sert ifadeleri kullanan, onunla görüşenleri “teröristlerle pazarlık yapanlar” diye suçlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, daha önce yaptığı açıklamada Öcalan’dan “örgüt lideri” diye söz ediyordu. Sessizlik bir yana, adeta zemin hazırlanmıştı. 

Aynı Devlet Bahçeli, geçmişte Öcalan’la görüşen akademisyenleri, gazetecileri, siyasetçileri hain ilan etmişti. 

Bugün ise Öcalan’ın mektubu devletin kültür merkezinde, Türk bayrağına sarılı bir tabut önünde yankılanıyor. Ve yine sessizlik. 

Bir zamanlar “Kim Öcalan’la masaya oturuyorsa vatan hainidir” diyenler, hatta bırakın Öcalan’ı eski adı HDP bugünkü adı ile DEM Parti ile Meclis’te dahi selamlaştığında terör örgütleri ile iltisaklı diye ilan edenler bugün en büyük çelişkinin tam ortasında duruyorlar. 

Bu çelişkiler arasında artık bazı kelimeler de içini kaybetti. 

En çok da “barış” kelimesi. 

Barış için... Barış elçisi... Barış uğruna çarpıştı. Barış için şöyle yaptı... 

Evet, artık “barış” denince akla gelen ilk şey, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesi oluyor. 

Barış denince bebek katili bir terörist için af isteniyor. Barış denince bu milletin binlerce evladının katledilmesi bir “süreç hatası” gibi yumuşatılıyor. 

Barış denince sınırların tartışıldığı, üniter yapının sorgulandığı, milli kimliğin kriminalize edildiği bir propaganda başlıyor. 

Barış adı altında Türkiye Cumhuriyeti kurucu kadrosu aşağılanabilir, Barış adı altında Cumhuriyet Devrimleri yok sayılabilir, barış adı altında Türk bayrağını, Türk milletini dile getirenler ırkçı diye yaftalanabilir ama Barış adı altında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne istediğiniz kadar düşmanlık yapabilirsiniz hatta bırakın cezayı ödüllendirilirsiniz! 

Barış kelimesini kullanarak bu pislikler örtülemez. 

Barış dediğiniz şey; adalettir, eşitliktir, hukukla yaşamaktır. 

Barış, bir milletin vatanına, birliğine kastedenlerle kol kola yürümek değildir. 

Barış, 40 bin kişiyi öldüren bir terörist için af istemek değildir. 

Barış, bu ülkenin temelini dinamitlemek hiç değildir. 

Barış dediğiniz şey sınıfsaldır. 

Dünyanın gelişmiş, bilimi ilerlemiş, zengin ülkelerinin barışa ihtiyacı mı var? Tersten sorayım, çalışmaktan canı çıkmış mevsimlik Kürt işçinin PKK diye bir derdi mi var? Fabrikada asgari ücrete çalışan Tekirdağlı vatandaşın barışa ihtiyacı mı var? 

Haktan, hukuktan ve adaletten başka barış yoktur. Tabii kendinize göre eğip bükmediğiniz sürece. 

Bugün “barış” diye ağzınıza sakız yaptığınız şey ayrıcalıklı bir siyasi sınıfın oyun hamurundan başka bir şey değil. Anayasayı değiştireceksiniz diye ahlakımızla, aklımızla alay etmeyin. 

Ve şimdi size cenaze günü yaşanan başka bir olayı anlatayım: 

Irak’ın kuzeyinde Pençe Operasyonu sırasında kahraman bir askerimiz, Uzman Çavuş Önder Özen şehit oldu. 

Kimse konuşmadı. Bunu yazarken utanıyorum ama haber bile olmadı. 

Henüz 4 yaşındaki kızı, babasıyla şehit olmadan önce yaptığı o son videolu konuşmasında, “Baba ben büyüyünce senin gibi asker olacağım” diyordu. 

O şehidin adı ne törenlerde ne yürüyüşlerde geçmedi. 

Ama o sessizlikte bir vatan vardı. O sessizlikte bir fedakârlık, bir can, bir aile vardı. 

Ve o sessizlikte gerçek “barış” vardı. 

Bugün Türkiye’de iki gerçek var: 

Birincisi; yıllardır terörü aklamaya çalışanlar, iktidara yanlayarak zengin olanlar, baronlar, kara para aklayanlar, bu halkı sömürenler, kadın ve çocuk katilleri... 

İkincisi; yüksek faiz ve enflasyon altında ezilenler, çocuğuna et, peynir alamayanlar, buna rağmen silaha sarılmayıp anayasa, hak, hukuk diyenler... 

En kötüsü de tüm bu yaşananlar artık “alışılmış” bir hal aldı. 

Belki en tehlikeli olanı da bu: Alışmamız. 

Alışmayın, korkmayın, susmayın.

Yazarın Son Yazıları

Doruk Madencilik işçileri ve Latin Amerika benzerliği

Birazdan anlatacaklarım tekil bir “işçi emekçi mağduriyeti” değil; Türkiye’de özelleştirme politikalarının, denetim mekanizmalarının ve siyasal himaye ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğinin çarpıcı bir özeti.

Devamını Oku
28.04.2026
Gaziantep’teki ihaleye şaşırdık mı?

Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımı, özellikle de ihale süreçleri, uzun süredir hem hukuki hem de siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Devamını Oku
25.04.2026
Adalet bir gün herkese lazım olacak

Ankara’da Mansur Yavaş’a yönelik İçişleri Bakanlığı’nca soruşturma izni verilmesi siyaset koridorlarını hareketlendirdi.

Devamını Oku
21.04.2026
Maraş saldırısı ve Horváth’ın kitabı

Neyi nasıl koruyacağımızı artık bilmiyoruz.

Devamını Oku
18.04.2026
Anemurium antik kentinde beton tehdidi

Anemurium antik kentini bilir misiniz?

Devamını Oku
14.04.2026
Belediyelere operasyonlar ve kumpas kültürü

Çok enteresan bir dönemden geçiyoruz.

Devamını Oku
11.04.2026
Akbelen, Tisan, Belgrad Ormanı: Tarafınızı seçin

Ülkedeki gündem her dakika değişiyor.

Devamını Oku
07.04.2026
İBB davasında dekont olayı

Bazen trajikomik olayların memleketin durumunu daha güzel anlattığını düşünüyorum.

Devamını Oku
04.04.2026
Sahte diplomada kritik isim

Sahte diploma operasyonlarını hatırlıyorsunuz değil mi?

Devamını Oku
31.03.2026
Beykoz’daki milyon metrekarelik orman arazisi

Siyasilerin “yeşil”e olan duyarlılığı, sanmayın ki doğanın yeşiline karşı.

Devamını Oku
28.03.2026
Yeter artık!

Gazeteciliğin ne kadar önemli bir meslek olduğunu bir türlü anlayamıyoruz.

Devamını Oku
24.03.2026
'Nerede o eski bayramlar' dememek için...

'Nerede o eski bayramlar' dememek için...

Devamını Oku
21.03.2026
Bu yargılama böyle bitmez

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 107’si tutuklu, beşi müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda görüldü.

Devamını Oku
17.03.2026
Yargılanan değil yargılayan İmamoğlu

Silivri’nin soğuk rüzgârları yine bir siyasi davaya tanık oluyor.

Devamını Oku
14.03.2026
POS cihazlarında vurgun

Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.

Devamını Oku
10.03.2026
Kral Kiros’u ararken Nebukadnezar’ı bulacaklar

Önceki gün Oval Ofis’ten bir görüntü paylaşıldı.

Devamını Oku
07.03.2026
ABD-İsrail kontrolü kaybetti

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim.

Devamını Oku
03.03.2026
Daha kaç cenaze gerekiyor?

Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte iki madenci yaşamını yitirdi.

Devamını Oku
28.02.2026
Yasadışı bahsin kara tablosu

Adı: Derkan Başer...

Devamını Oku
24.02.2026
Bu bataklık kurumak zorunda

Yasadışı bahis soruşturması ve futbolda bahis-şike soruşturmaları hız kesmeden devam ediyor.

Devamını Oku
21.02.2026
Dijital çağın vebası: Yasadışı bahis

Biliyorum... Az sonra okuyacağınız satırlardaki konularla ilgili defalarca yazdım.

Devamını Oku
17.02.2026
Gayrimüslimlerin evlerine çöküyorlar

Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip.

Devamını Oku
14.02.2026
Kitabı alamayan elensin mi?

Bir üniversite öğrencisi...

Devamını Oku
10.02.2026
Taş taş üstünde kalmadı ama vicdanlar hâlâ ayakta mı?

Gece saat beşti...

Devamını Oku
07.02.2026
Efes’i nefessiz bırakmayın

Ülkelerin zenginliğini sadece topraktan çıkan değerli madenleri satması ya da yüksek teknoloji ürünleri üretmesi belirlemez.

Devamını Oku
03.02.2026
‘Vergi’ operasyonunda tuz koktu

Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır: Tuz koktu.

Devamını Oku
31.01.2026
Umut satmak serbest, hesap vermek zor

Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum.

Devamını Oku
27.01.2026
Devlet hastanesinde sahte doktor

Bazen bir haber dosyası gelir; tek bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama satır aralarına bakıldığında koca bir sistemin nasıl aksadığını anlatır.

Devamını Oku
24.01.2026
İkinci el araçta bu dolandırıcılığa dikkat

Son dönemde ikinci el araba satış pazarında yaşanan dolandırıcılıkların haddi hesabı yok.

Devamını Oku
20.01.2026
Sahte e-imza ile Hazine arazisi satışı

Sahte belgeler ile kurum bürokratları adına çıkarılan e-imzalar ile yapılanları daha önce yazmıştım.

Devamını Oku
17.01.2026
Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Devamını Oku
13.01.2026
PayCO operasyonundan neler çıktı

Yasadışı bahis ile ilgili çok yazı yazdığımı biliyorum.

Devamını Oku
10.01.2026
Sahte diploma skandalında yeni iddianame

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 123 sanık hakkında 4 yıldan 136 yıla kadar hapis isteniyor. İddianameye ulaştım.

Devamını Oku
06.01.2026
Gazeteci korktuğu gün ölür

Yıllardır gazetecilik yapıyorum.

Devamını Oku
03.01.2026
Yedigöller’in ‘altında’ ölüm var

“Bolununsesi” gazetesinde yer alan haberde, Yedigöller Milli Parkı’na yalnızca 7-8 kilometre mesafede bulunan Değirmenbeli, Merkeşler ve Afşar köyleri mevkisinde, 880 hektarlık bir alanda altın ve değerli metal arama faaliyeti için başvuru yapıldığı ve bu başvurunun kabul edildiği belirtiliyordu.

Devamını Oku
30.12.2025
'Soruşturma daha yeni başlıyor'

Yasadışı bahis soruşturmasını kamuoyu gibi ben de yakından takip ediyorum.

Devamını Oku
28.12.2025
Kızılay’ın çadır satışı belgelendi!

Türk toplumunun hafızasında ve tarihinde Kızılay, kişilerden bağımsız olarak çok önemli bir yer tutar.

Devamını Oku
23.12.2025
GAIN Medya soruşturmasında kritik soru: Para nereden geldi

Türkiye’de bazı başarı hikâyeleri vardır.

Devamını Oku
20.12.2025
Tutuklama: Tedbir mi, susturma aracı mı?

Ceza, yargılama sonunda verilir; tutuklama ise istisnai bir koruma tedbiri olarak tanımlanır. Ancak son dönemde Türkiye’de yaşananlar, bu teorik ayrımın pratikte hızla eridiğini gösteriyor. Tutuklama artık “yargılamayı güvenceye alan bir önlem” olmaktan çok, yargılamanın kendisi haline gelmiş durumda.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu ülkede binalar değil, adalet çöktü

Türkiye büyük depremler yaşadı.

Devamını Oku
13.12.2025