Erdoğan, Erdoğan anayasasına karşı!

07 Ekim 2021 Perşembe

TBMM’nin yeni yasama yılı, Erdoğan’ın düşük profilli konuşması, sistem tartışması ve anayasa değişikliği karmaşası ile başladı.

Önce şunun altını çizelim: İktidar ve medyası sürekli Millet İttifakı’nın güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisini hedef tahtasına koyuyor. Bunda amaç, toplumun bu tür istemlerden bıkmasını ve Millet İttifakı’nın erozyona uğramasını sağlamak. Ne var ki bu tartışmalar bir gerçeği ortaya koyuyor:

Sistem yürümüyor!

Bunu iktidar da görüyor. Örneğin Millet İttifakı, üçlü, dörtlü, altılı bir araya gelip parlamenter sistemi gündeme getirdiğinde şu karşılığı veremiyor:

Ne parlamenter sistemi! Bakın işte cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi tıkır tıkır işliyor... Ekonomi rayında... Söz verdiğimiz gibi dünyanın ilk 10 ekonomisi içindeyiz...”

Bunun yerine şunu söylüyorlar:

Milletimiz sistem kararını vermiştir...”

Hani utanmasalar, “Bu sistemi millet getirdi, biz de uyguluyoruz” deyip topu üstlerinden atacaklar...

***

Altını çizmek istediğimiz ikinci gerçek şu:

Anayasa değişikliği gündeme gelince iktidar çevreleri, “12 Eylül 1980 Anayasası’ndan kurtulmalıyız” diyor. Bu, gerçek değil. Yürürlükteki anayasa, Erdoğan anayasasıdır!

AKP iktidarından önce de anayasada değişiklikler yapıldı. Bunlar makyaj denebilecek, özünde yasakları bir nebze azaltan değişikliklerdi. 12 Eylül anayasanın başı Evren’in görev süresinin dolmasından hemen sonra usul usul değişiklikler başladı. Hakkını teslim edelim, en köklüsü Hüsamettin Cindoruk’un Meclis Başkanlığı döneminde oldu. Çalışmalar, küçük-büyük bütün partilerin eşit katılımı ile olmuştu.

Özetle, AKP’den önceki anayasa değişiklikleri gıdım gıdım yasakların gevşemesi şeklinde oldu. AKP döneminde ise 12 Eylül 1980 ruhunun perçinlenmesi ile sonuçlanan değişiklikler yapıldı.

Türkiye’nin ikinci 12 Eylül’ü, 2010 referandumunda yargı darmadağın edildi. Bu, darbe anayasasından başka bir şey değildi. Zaten öyle sonuçlandı.

Nasıl kanı kanla yıkamak mümkün değilse, darbeyi de darbe ile ortadan kaldırmak mümkün değildir. 2017 referandumu da fiilen yeni bir darbe anayasasını getirdi. Üstelik bunu halkı aldatarak, yargıyı yok sayarak yaptılar. 

Erdoğan’ın şahsım devletine geçişiyle birlikte her alanda geriledik. En somut örneğini ise ekonomide görüyoruz. Vergi uzmanı Ozan Bingöl’ün resmi verileri titizlikle inceleyerek yaptığı araştırmalara göre, İkinci Dünya Savaşı süreci dahil, Cumhuriyet döneminde hiç bu kadar art arda küçülmemiştik!

Ekonomik küçülmeyle devletin küçük düşürülmesini tartıya koysak?

Koymayalım...

Ortada “şahsım” ve “şahsımdaşları” dışında tartıya konacak bir şey kalmadı!

***

Altını çizdiğimiz iki saptamayı ayrıntılarıyla sütuna yatırmamızın nedeni şu:

Yeni bir “turp” geliyor!

Erdoğan, Meclis konuşmasında bütün partileri içine alacak bir anayasa önerdi.

Muhalefet buna gerekli yanıtı verdi.

Ancak iş bu noktada kalmayacak gibi görünüyor.

Tanıdığımız Erdoğan, eğer millet katında başbakanlık sistemine dönüş eğiliminin güçlü olduğunu görürse, o değişimin de başına geçmek isteyebilir!

Olmaz olmaz demeyin, Türkiye’de olmaz olmaz diye bir şey yok!

Bu nedenle tartışmanın zeminini iyi saptamak gerekir.

O da şudur:

AKP dönemi değişiklikleriyle 12 Eylül Anayasası’nın ruhu perçinlenmiş ve bu zeminde başkalaşım olmuştur. Erdoğan, yeni bir anayasa yapalım derken Erdoğan anayasasını hedef almaktadır!

Kenan Evren, ete kemiğe bürünüp yeni bir anayasa yapalım dediğinde ortaya ne koyabilecekse Erdoğan da onu koyabilir!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

5+40+Bütçe=1 30 Kasım 2021