Aşı bir ‘politik güç aracı’ değil

13 Ağustos 2020 Perşembe

Aşı konusunda “politik güç yarışı” gidiyor dünyada. İş geldi “sen yaptın ben yaptım önce”ye dayandı. Daha doğrusu bilim gücünü öne çıkaran siyasi bir mücadele var. Çin, ABD, Rusya... ve Putin hepsinden önce “tescilledik” “Ağustosta üretime geçiyoruz” açıklamasıyla öne çıktı. Dünyada klinik aşamaya gelmiş 200 aşı çalışması var. Türkiye’de bazı çalışmalar klinik izin için başvurmuş. Yani bir aşı yarışı var! Hem iyi, ama hem de önce ben yaptım demek çok kötü...

Acaba Putin, Gamaley Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü’nün aşı geliştirme takvimine uyarak mı konuşuyor, yoksa enstitü Putin’in siyasi takvimine uyarak mı ilerliyor, bilmiyoruz.

Ama Putin, kızının da aşı deneği olduğunu açıkladı. Denenen ilk 38 kişide virüse karşı güçlü antikorlar üremiş.

1 milyarlık sipariş

Fakat anladığımız kadar III. faz denilen, geniş bir insan kitlesi üzerinde denetimli sonuçlarının izlenmesi, çeşitli yaş grupları üzerindeki etkilerinin veya etkisizliklerinin görülmesi, hangi gruplar üzerinde ne kadar doz uygulanması gerektiği, bedendeki serüveninin raporlanması gibi, aşı protokollerinin gerektirdiği kuralların gerekleri henüz yerine getirilmemiş. Bir de tabii plasebo denilen, bazı deneklerde kontrol grubu olarak boş aşılar yapılır.

III. faz denemeleri, BAE, Suudi ve bazı ülkelerde yapılacak. Latin Amerika ülkelerinden 1 milyar dozluk siparişler alınmış. 500 milyon dozluk aşı üretilmiş.

Enstitü üzerinde politik baskı

Şüphesiz ki insanda denenmiştir. Küçük gruplarda plasebo da denendiği umut edilir. Klinik deneylerde bazı sonuçlar alınmıştır. Elde, izleyebileceğimiz bir bilimsel rapor olmadığı için net bir şey diyemiyor kimse. Anlaşılan III. fazın sonuçları geniş aşı uygulamalarında gözlemlenecek.

Burada enstitüsü üzerinde bir politik baskı olduğu görülüyor.

Çünkü Putin iktidarı üzerinde de bir korona baskısı var, her ülke yönetimi üzerinde olduğu gibi. 910 bine yakın vaka ve 15 bin 300’e yakın ölüm var Rusya’da. Günlük vaka sayısı 5 bine yakın ve ölüm sayısı da günlük 130 civarında.

Böyle olunca, Putin gibi otoriter liderlerin de gözü kulağı aşı geliştirmeye çalışan kurumların üzerinde oluyor: Hadi hadi hadi...

Ve enstitü de hızlı bir aşı takvimi içinde çalışmaya yöneliyor.

Peki, halkın sağlığı?

Eğer etkisi görülmezse, bir sakıncası olmayacak, yaygın etkiler ise sahada toplanacak, kimlere yapılmaması, ne doz yapılması gerektiği anlaşılacak.

Biliyorsunuz, bildiğimiz ilaçların insanlar üzerindeki etki derecesi yüzde 60 gibidir. Bazen ölümcül sonuçları da olur, anaflaktik şoktan tutun mide kanamaları / delinmeleri ve yüzlerce yan önemli yan etkiye kadar. Reçeteyi okursanız kullanmak içinizden gelmez hiçbir ilacı.

Diyeceksiniz ki bu ilaç, kullanmak zorundasınız.

Aşı öyle değil, yaygın denenmemiş, sonuçları alınmamış, “reçetesi” henüz ciddi olarak yazılmamış bir aşıyı kullanma zorunluluğunuz yok, bunun yerine “ciddi önlemler”le hayatınızı sürdürürsünüz.

Güvenirlik reçetesi iyice yazılıncaya kadar. Veya kusura bakmayın, tutmadı aşı denerek çöpe atılıncaya kadar.

Siyasi yarış

Ruslar ve Putin, önce biz yaptık diye öne fırladılar. Fakat bu iktidar sahipleri için itibar meselesi değil, öncelikle halk sağlığı sorunudur. Aşı konusunda bilim güçlerini siyasi yarışa sokmak doğru değil.

Batı’da bazı bilimciler büyük kitleler üzerinde denetimli testler yapılmadığı için aşının tehlikeli olabileceğini belirtiyor ve acele ettiği için Putin’i kınıyor. En önemli itirazlardan biri, insanlarda aşıya karşı büyük güvensizliklerin ortaya çıkması. Astıma benzer bağışıklık tepkisi ve antikorların ağır bir hastalığa neden olabileceğine değiniliyor. Rusya’da da bazı bilimciler tepkili.

Kervan yolda düzülecek.


Yazarın Son Yazıları