Magna Carta Libertatum
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Magna Carta Libertatum

26.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

1957 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nde okudum. Kimliğimin ve kişiliğimin oluşmasına büyük katkısı olan bir yıldır. O yıldan iki hoca ve iki başlık: Prof. Dr. Bülent Nuri Esen (Anayasa Hukuku) ve Magna Carta Libertatum; Prof. Dr. Kudret Ayiter (Roma Hukuku) ve Corpus Iuris (Juris) Civilis. Türkçe yazılışıyla: Korpus Yuris Kivilis. Kudret Ayiter’in sesini ve söyleyişini anımsıyorum. Paul Koschaker’den söz etti. Büyülendim. Hukukta şiir vardı.

***

Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Sözleşmesi):

İngiltere kralı Yurtsuz John (1166 - 1216) Fransızlara kaybedilen toprakları geri alabilmek için bir kez daha savaşmaya karar verdi ve ağır vergiler, angaryalar getirdi. Ama savaşta gene yenildi (1214). Bunun üzerine İngiltere’ye dönüşünde beylerin ve diğer soyluların başkaldırısıyla karşılaştı. Başkaldırının nedeni kralın getirdiği ağır vergiler ve diğer yükümlülüklerdi. 1215 yılında İngiliz soyluları, kral Yurtsuz John’a Magna Carta Libertatum’u (Büyük Özgürlük Belgesi) imzalattılar. Bu belgeyle kralın sonsuz yetkileri sınırlandı. Bu anlaşma kralla soylular arasında yapılmış olsa da imzalanan metin demokrasinin ilk adımı olarak kabul edilir.

Magna Carta’nın 39. maddesi en evrensel ve çağdaş ilkesidir. “Özgür kişiler ülke kanunlarına göre yasal bir biçimde yargılanıp hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden mahrum bırakılmayacak, kanundışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi biçimde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.”

***

Bu 39. madde neredeyse bütün anayasa metinlerine girmiştir: Evrensel özgürlük ve adaleti temsil eder. Yıl 1215. Aynı yüzyılda Osman Gazi, Bizans’a karşı genişleme politikasını uygulayarak İnegöl, Karacahisar ve Yarhisar’ı ele geçirdi ve bölgenin önemli merkezlerinden olan Bilecik’i alarak burayı 1299 yılında beyliğin merkezi yaptı. Bu tarih, devletin kuruluş tarihi olarak kabul edilir. Demek ki Osmanlı Devleti’nin beylik olarak kuruluşundan 84 yıl önce Adalet, Özgürlük ve Yasa kavramları bir belgeye yazılmış. Konu açılınca herkes onu referans alıyor. Adalet, devletin temelidir; Özgürlük insanın insan olma mertebesidir; Yasa, herkesi eşitleyen, herkesi eşit tartan kantardır. Boşuna “hak, hukuk, adalet” dememişler. Bunlar bir monarkın iki dudağı arasında olmamalı, taraflar tarafından imzalanan bir sözleşmeye yazılı olmalı. Yöneten de bu sözleşme metnine bağlı ve yürütmekle yükümlü olmalı ve yönetim buna uymalı. Hoşgörü iyidir ama adalet varsa hoşgörü gereksizdir. Hoşgörü iyi bir haslettir, erdemdir ama “hak” kutsaldır.

***

Bu nedenle ben anayasaları, yasaları, yönetmelikleri, tüzükleri kutsal metinler olarak görürüm. Kimliğimi, kişiliğimi, onur ve özgürlüğümü korumak için dayanaklarımdır bunlar. Bunları bildiğim zaman kendimi güvende hissederim. Bu türden metinlerde bir tür şiir vardır. Adalet, varlığı ve eylemiyle şiirdir. Dilin en yüksek aşaması şiir; insanlığın en yüksek aşaması ise adalettir. Adaletin olduğu yerde şiir vardır. Anayasaları şiir okur gibi okurum. Adalet şiirsel bir izlektir (temadır). Eylem kör olduğu zaman şiir ve adalet görür.

Adalet üç ayak üzerine oturur: Yargı, iddia ve savunma ama savunma olmadan adalet olmaz. Savunma (avukatlık) olmadan, yargılama zorbalık ve cellatlıkla eşdeğerdedir. Bu nedenle, savunma eylemini şiirsel ve romantik bulurum. İyi bir savunmacı (avukat) iyi bir şairdir.

***

İktidarın polisi, hukukun şairi olan avukatları Ankara sınırlarında durdurdu, içeri almadı. Zorbalığın emrinde anayasa ve hukuku ayaklarının altına aldı. Benim ilk basımı 1987 yılında yapılan Zorba ve Ozan adlı elli şiirlik bir kitabım var. Kitabın son şiirini zorbalığa boyun eğmeyerek adalet ve özgürlüğü, dolayısıyla has şiiri savunan avukat kardeşlerime armağan ediyorum:

***

“Düşlerim hiç gerçekleşmeyecek sanıyorsun - / dedi ozan, yargı gecesi, son söz olarak - / ayırabilir misin sen düşü gerçekten? //

Düşlerimle demir attım dünyaya, / gördükten sonra ışıkla gölgenin kavgasını / ne yapayım ben artık düşsüz hayatı? //

Geçen zaman kazandığım topraktır benim, / yıktığın kent bir gün benim kalem olacak, / ölümümü gördün ve dirilişimi göreceksin. //

O gün, İsrafil’in Sûr’u üç kez çalınca / geri döneceğim kanatlı atımla birlikte; / diyeceksin, şaşkın gözlerle bakarak bana: //

Hep buradaymış bu, hiçbir yere gitmemiş.” (Paris, 12.6.1986)

Yazarın Son Yazıları

Kakomira

Şimdi derler mi bilemem ama 1950’lerin Mersinlileri sevmedikleri, zıt gittikleri insanlara “kokomira” derlerdi.

Devamını Oku
29.05.2026
Ben Mersin’e gittiğim zaman

Dönersem Mersin’e kışın giderim/ yanımda kitaplar sevdiğim ozanlardan.

Devamını Oku
26.05.2026
Kılıçdaroğlu AKP yolunda

Terziliğin meslek sözlüğünde “haute couture” diye bir deyim vardır.

Devamını Oku
24.05.2026
Olmak zorunda olmak

Yani bir şey olmak zorunda olmak.

Devamını Oku
22.05.2026
Bodrum Vergi Dairesi’ne dilekçe

Yazıya başlamadan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve ayrım yapmadan bütün vatandaşlarının 19 Mayıs Bayramı’nı kutlarım.

Devamını Oku
19.05.2026
Eğitim ve öğretimde laiklik

Değerli okur!

Devamını Oku
17.05.2026
Birinin hezeyanlarına dair

Bugün Hürriyet gazetesi yazarı Fuat Bol’un 5 Şubat 2026 tarihli ve “Laiklik Hezeyanları” adlı yazısını otopsi masasına yatıracağız.

Devamını Oku
15.05.2026
Mutlak butlan davası¹

Butlan, en genel tanımıyla hukukta bir işlemin (sözleşme, evlilik vb.) kuruluşundaki temel eksiklikler nedeniyle baştan itibaren geçersiz ve hükümsüz sayılması demektir.

Devamını Oku
12.05.2026
Zibidi tayfası

Özdemir İnce meftunu Yeni Akit gazetesi 20 Nisan 2026 tarihli sayısında, 19 Nisan 2026 günü yayımlanan “Müslümanlar neden çağa uyumsuz?” başlıklı yazımı hükümsüz kılmak amacıyla yayımladıkları “Laikperest İnce yine Müslümanları hedef aldı” başlıklı yazısıyla gene bana aşk ilan ediyor.

Devamını Oku
10.05.2026
Onur sorunu olan bir maç

Gazetelerin spor yazarları lütfen beni bağışlasınlar.

Devamını Oku
08.05.2026
Erdoğan’ın Çiftçi’yi görevden alması gerekir amma...

1970 yılında Konya’nın Çumra ilçesinde doğdu.

Devamını Oku
05.05.2026
1 Mayıs korkusu

1 Mayıs, 1886 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Chicago eyaletindeki işçilerin günde 12 saat, haftada altı gün olan iş programının günde sekiz saate indirilmesi için greve gitmesiyle ortaya çıktı.

Devamını Oku
03.05.2026
Vicdan

“Vicdan” sadece bir zamanlar Ankara’daki Tabarin Bar’da konsomatrist olarak çalışan mesleksiz kızımızın adı değildir...

Devamını Oku
01.05.2026
Anadilde öğretim maval

Maval, Türkçede yalan, uydurma, asılsız ve inandırıcı olmayan söz anlamlarına gelen argo bir kelimedir.

Devamını Oku
28.04.2026
Popülizm nedir? (3)

Daha önce bu konuda iki yazı okudunuz.

Devamını Oku
26.04.2026
Popülizm nedir? (2)

Temsili sistem içindeki huzursuzluk: Sağ ve sol kanat popülizminin farklı biçimleri olsa da ortak noktaları “gerçek” halkı temsil etme fikridir.

Devamını Oku
24.04.2026
Popülizm nedir?

Popülizm öylesine bir kavramdır ki bir Katolik rahibe ile bir sokak yosmasını aynı anda temsil eder.

Devamını Oku
21.04.2026
Müslümanlar neden çağa uyumsuz? (1)

2000 yılı öncesinde Telos Yayıncılık’ı yönetirken “Müslümanlar neden çağa uyumsuz” sorusuna bir yanıt arayanlara yardımcı olmak için Amin Maalouf’un “Arapların Gözünden Haçlı Seferleri” adlı tarih incelemesini Mehmet Ali Kılıçbay’a çevirtip 1997 yılında yayımlamıştım.

Devamını Oku
19.04.2026
Çeviri ve öksüz çevirmen

Çeviri yaptım ama “çevirmen” sıfatını kesinlikle kabul edemem.

Devamını Oku
17.04.2026
Geçmiş, şimdi, gelecek

Heidegger için başlangıç noktası (Ursprung), geçmişte kalmış bir şey veya kronolojik bir başlangıç değil, sürekli olarak gelişen ve bize gerçekleştirilecek bir olasılık olarak kendini sunan yaratıcı bir güçtür.

Devamını Oku
14.04.2026
Laikçi

Kimileri “kayıkçı” der gibi, “laikçi” diye tanımlayarak aklı sıra beni sarakaya almakta.

Devamını Oku
12.04.2026
Ne mutlu Türküm diyene!

Vikipedi’de okudum: “Rum asıllı Türk şarkıcı Fedon, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nde şehit düşen dedesi Kleanti Kalyoncu’yu anarken ‘Vatan sağ olsun, ne mutlu Türküm diyene’ ifadelerini kullanmıştır.

Devamını Oku
10.04.2026
Özrü kabahatinden büyük

Saygı Öztürk’ün 3 Nisan 2026 tarihli ve “Sandığa Gitmeyenler ve Barajı Aşamayanlar Partisi” başlıklı yazısından aktarıyorum...

Devamını Oku
07.04.2026
‘Kavun Acısı’, ‘Elmanın Tarihi’

Değerli okur! Ben önce şair, sonra yazar, daha sonra da gazete yazarıyım.

Devamını Oku
05.04.2026
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
03.04.2026
Devri sabık yaratmak (1)

Önce yazının adındaki üç sözcüğün anlamını yazalım, sonra 1946- 1950 dönemindeki anlamını açalım, daha sonra da günümüze getirip orada irdeleyelim.

Devamını Oku
31.03.2026
Müslümanların büyük sorunu

Müslümanların en büyük sorunu İslamın son din, Hz. Muhammed’in son peygamber, Kuran’ın son kutsal kitap olması inanç ve iddiasından kaynaklanır.

Devamını Oku
29.03.2026
Falakalık herifler!

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü, Ziya Paşa’nın meşhur bir beyitidir ki buna edebiyat sanatında metafor denir.

Devamını Oku
27.03.2026
Laiklik nedir?

Laiklik kavramını, konusunu, evrensel ve yerel uygulamasını tekrar ele almak istiyorum.

Devamını Oku
24.03.2026
Ahmet Hakan'ın zırvaları

Ahmet Hakan'ın zırvaları

Devamını Oku
22.03.2026
Ebedi Kemalizm

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi?

Devamını Oku
20.03.2026
Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026