Sorgulanan mimarlık

Sorgulanan mimarlık

26.05.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

15. Venedik Mimarlık Bienali

Venedik’te bienal vakti! 15. Venedik Uluslararası Mimarlık Bienali iki gün sonra başlıyor. 28 Mayıs-27 Kasım tarihleri arasında dünya mimarisinin hatta uzay mimarisinin kalbi burada atacak... Açılış öncesi iki gün boyunca bienali izlemek üzere davetli gazeteciler arasındayım.
Bienal, sadece Giardini’den Arsenale’ye yani bahçelerden tersaneye uzanmıyor, kentin her yanına yayılıyor. Ana bölümde bu yılki bienalin teması “Cepheden Bildiriyor” (Repoorting From the Front) diye belirlenmiş. Tam bir gazetecilik terimi... Bu bölümde 37 ülkeden 88 katılımcı var. İçlerinden 50’si ilk kez katılıyor, 33’ü ise 40 yaşından genç...
Türkiye anımsayacaksınız, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın girişimi ve 21 destekçinin katkılarıyla, 2014 yılından başlayarak bir mekân sahibi oldu. Yirmi yıl boyunca Arsenale’de artık pavyonumuz var. Burada “Darzana- İki Tersane, Bir Vasıta” adlı proje sergilenecek.
Türkiye’den şimdilik bilebildiğim kadar bir katılım daha var. Emre Arolat’ın “archstrataantioch” Antakya Müze Otel projesi bienale kabul edildi. Palazzo Bembo’da düzenlenen “Time Space Existence” (Zaman-Uzam- Varoluş) sergisinde yer alıyor..
Türkiye pavyonunun açılışı ve Zaman Uzam Varoluş sergisinin önizlemesi yarın. Şimdilik Venedik’te genel havayı kokluyorum...

Merak ve farklı bakış
Havada ve ortalıkta en çok görülen o afiş: Merdivene tırmanmış bir kadın fotoğrafı. Kadının yüzünü görmüyoruz. Merdivenin tepesinden, önünde uzanan uçsuz bucaksız çorak alana, taşa toprağa ve ufka bakıyor...
Merdivene tırmanan o kadın bir arkeolog. Yerden baktığı vakit hiçbir anlam taşımayan taşlar, merdivenin tepesinden baktığında sıradanlıktan sıyrılıp, kuş, jaguar, ağaç, çiçek figürüne dönüşüyor.
Bienalin Başkanı Paolo Baratta olsun, bienalin kuratörü Şilili mimar Alejandro Aravena olsun bu fotoğrafı görür görmez, afiş olarak benimsemişler. Arkeolog Maria Reiche’ın yerden görünenle yetinmeyip merdivenin tepesine tırmanmasını, yokluktan, hiçlikten bile yaratıcılığa geçişin simgesi; merakın ve farklı bakış açılarının getirileri üzerine bir çaba, bir azim diye değerlendirmişler.
“Mimarlık, sanatlar içinde en politik olandır” değerlendirmesini sık sık yapan başkan Baratta, “Biz bu bienalde mimarinin göstermelik biçemleriyle değil, mimarinin insan yaşamını nasıl değiştireceğiyle ilgileniyoruz yani özyönetim aracı olarak mimarlık... Daha insancıl bir uygarlık ve insanların kendi geleceklerine sahip çıkabilmeleri açısından mimarlıkla ilgili bir bienal bu!” diyor.

Cepheden bildirmek
Tıpkı o merdivenin tepesine tırmanan yaşlı arkeolog kadın gibi mimarların da ufku inceleyerek yaşamı ve yapısal çevreyi daha yaşanılır kılmaları bekleniyor bu bienalde.
Zaten küratör Alejandro Aravena’nın bugüne dek bunca ünlenmesinin ve ödül üzerine ödül kazanmasının nedeni, mimariyi toplumun hizmetine vermiş olması.
Temayı “Cepheden Bildirmek” diye belirlerken farklı perspektiften bakanların ve görenlerin, bilgi ve deneyimlerini, biz ayakları yere basanlarla paylaşmasını öngörüyor.
Ufku tarayan gözler yeni yollar bulmak zorunda. Çünkü açlık, ayrımcılık, sömürü, eşitsizlik, gelir uçurumu, sağlık hizmetine ulaşamama, zorunlu göçler, doğal afetler, suç, atıklar, çevre ve hava kirliliği, evsizlik, nüfus artışı, yolsuzluk, şiddet... (Bunları sıralayan ben değilim, Aravena.) Bunlar karşısında “yaratıcılıkla, mantıkla ve sağduyuyla çatışmak zorundayız” diyor.
Aravena’ya göre mimari bunlara karşı halk yararına bir sentez sunmak zorunda.
“Sermayenin arsızlığı ve sabırsızlığı, bürokrasinin tutuculuğu ve geri zekâlılığı, çoğu kez sıkıcı, sıradan vasat bir çevreye, ortama ve yapılara bizi mahkûm eder. Mimarinin yaşamımızı nasıl değiştirdiğini, değiştirebileceğini ve fark yaratacağının örneklerini görmek istiyoruz.”

Mimarlık deyince
“İnanıyorum ki mimarlığın gelişmesi kendi başına amaç değil, insanın mutluluğunu ve yaşam kalitesini geliştirmek için bir araçtır” diyor. (Ben de, ben de, ben de!!!) Tahminlerin aksine bu Venedik Bienali “artist” mimarlardan pek hoşlanmıyor. Toplum yararına, toplum hizmetinde mimarlardan yana. Venedik Bienali’nin küratöründen bir alıntı daha: (Tırnak içindekileri basın toplantılarında söylediklerinden derledim.)
“Yaşam, temel fiziksel gereksinimlerden tutun, son derecede gelişmiş insanlık durumuna uzanır... Dolayısıyla, yapısal çevrenin kalitesini geliştirmek, şu gerçekler için de çaba göstermeyi gerektirir: Gereksinimleri karşılarken insani arzuları yerine getirmek... Bireyi mutlu ederken toplumun ortak iyiliğini kollamak... Güncel olanı barındırırken uygarlığın sınırlarını genişletmek...”  

Yazarın Son Yazıları

Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025