Küllerden doğan ışık

Küllerden doğan ışık

30.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık. Ulu önder Atatürk’ün bize bıraktığı mirasın yıldönümü.

Dün aldığım her mesajla, söylenen her marşla, Anıtkabir’e akan o coşkulu insanlarla, Atatürk’e yönelen her şükran duygusuyla ben yine gözyaşlarına boğuldum.

Elbet buruk ve kırgın bir kutlamaydı benimki. Neden mi? İşte satır başlarıyla nedenler:

BURUK VE KIRGIN

Cumhuriyet, saltanatın devrilip halk iradesinin egemenliği demektir. Şu son 20 yıldır saltanat, sadece kendi koltuğu için çalıştı. Halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanları ve çalışma arkadaşları hapistedir. Yerlerine kayyum atamışlar, tutuklayamadıklarını tehditle, baskıyla, şantajla parti değiştirmeye zorlanmışlardır. Ve halkın çoğunun cumhurbaşkanı adayı zindandadır.

Cumhuriyet, laiklik demektir: Demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Son 20 yılda laiklik ilkesi kemirilmektedir. Ülkemizde Menzil tarikatının kavgaları bile şeriat mahkemelerine teslim edilmiştir. Eğitim dahil, her alan dincilere verilmiştir.

Cumhuriyet, bağımsızlık demektir. Demokrasilerin bir başka olmazsa olmazıdır. Bugün fabrikalarımız, sanayimiz, topraklarımız, madenlerimiz limanlarımız, ormanlarımız, hatta nadir toprak elementlerimiz yabancılara peşkeş çekilmektedir.

ADALET VE KALKINMA

AKP deyip geçer olduk. O harfler, sözüm ona “adalet ve kalkınma” demek. Yani, anketlere göre AKP’nin en ama en zayıf olduğu, en hatalı kararlar aldığı iki alan. Ben en iyisi Cumhuriyetin olmazsa olmazlarına devam edeyim:

Cumhuriyet, yargı bağımsızlığıdır. Yasama, yürütme, yargı, yani güçler ayrılığı. Güldürmeyin beni. Hukuk olmuş guguk. Saymaya başlarsam sayfalar yetmez. İçeri atmak istediğine at bir iftara, en hafifinden “casus”. AİHM’nin; Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını yok say ama Trump istedi diye “casus” dediğin papazı bırak, Öcalan’a selam, Selahattin Demirtaş’ı zindanda tutmaya devam vb.

Cumhuriyet eşitlik, ekonomik ve toplumsal adalettir “Kadının fıtratında yok eşitlik” deyip işin içinden çıktılar. Buna karşın kadınların mücadelesi güçlendi. Ekonomik uçurum büyüdükçe büyüdü. Açlık sınırı 30 bin lira. Oysa en düşük ücret 22 bin lira. Ekonomik kriz gelip geçicidir, bizdeki her daim.

DEVRİM İLKELERİ

Cumhuriyet devrim ilkeleri demek. Yazılı ve yazılı olmaya ilkeler. Cumhuriyet aydınlıktır. Aydınlanmadır.

Cumhuriyet kadın devrimidir.

Cumhuriyet kültür devrimidir.

Cumhuriyet, önce vicdandır. İnsana saygıdır. İnsan haklarına, insan yaşamına, insan emeğine, insan onuruna saygıdır. Altına imza attığın ulusal ve uluslararası antlaşmalara saygı...

20 küsur yıldır bu ilkeler yok yerine konmaya çalışıldı. Geriye, karanlığa dönmeye çalışıldı. 20 yıl! Bir toplumun belleğini silmeye, kitaplarını yakmaya, kız çocuklarını eve kapatmaya yeter mi?

Atatürk ve silah arkadaşlarını, başarılarını, küllerden yarattıkları mucizeyi karalamaya; milletin her zerresine işlemiş sevgiyi, saygıyı, minneti silmeye yeter mi?

Yetiyor da yetmiyor! Çünkü bir yerlerde hâlâ o “özgürlük, bağımsızlık mikrobu” dolaşıyor. Bir ilkokulda küçük bir kız, defterinin kenarına “Ne mutlu Türküm diyene” yazıyor. Bir tiyatro sahnesinde genç bir oyuncu, Atatürk’ün Nutuk’unu yorumluyor. Bir köy öğretmeni hâlâ Cumhuriyetin ışığını taşımaya çalışıyor, cep telefonu ışığıyla bile olsa, karanlığı delmeye çalışıyor. Kars’ta bir öğretmen, tüm öğrencilerine yapay zekâ aracılığıyla Atatürk’le çekilmiş resimlerini armağan ediyor. Atatürk sevgisi saygısı yok edilemiyor!

YAŞAMA SEVİNCİM

Karanlık dedim ya... Karanlık bir fırsattır kimi zaman. Işığın nereden sızdığını görürsün. Ve biz biliyoruz ki o ışık hâlâ var: Biz kadınların direncinde. Gençlerin kahkahasında. Sanatçıların direnişinde. Annelerin dualarında. Ve vatanını sevenlerin vicdanlarında.

20 yılda bir ülke nasıl ters döner, gördük. Bilim “şüpheli”, sanat “sakıncalı”, akıl yolu “tehdit” sayıldı. Kadın sadece “itaatkâr anamız, bacımız” ya da biat edecek kullar doğuran bir araca dönüştürülmek istendi. Ama tutmadı.

Cumhuriyet inadına ayakta. Mücadelesi her geçen gün büyümekte, çoğalmakta. Hapiste tutulanlarla büyümekte. Haksız her uygulamayla mücadele güçlenmekte.

Karanlık mı çöktü? Varsın çöksün. Biz o karanlıkta bile gülmeyi biliriz. Çünkü Cumhuriyet, bize gülme cesaretini, korkmama cesaretini verdi. Cumhuriyet 102 yaşında! Kimi gerzekler “Cumhuriyet artık yaşlandı” diyor. Oysa bence henüz ergenlikten çıkmadı bile. Hâlâ büyüyor, hâlâ öğreniyor, hâlâ hayal kuruyor. Ve en güzeli:

Hâlâ bize “Haydi mücadeleye devam!” diyor.

İleride 102. yıldönümünü hatırlayanlar, “Pastada mum yoktu belki ama külleri üfleyip yeniden doğmuştuk!” diyecekler. 

Yazarın Son Yazıları

Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025