BACH, Diyarbakır'da...

BACH, Diyarbakır'da...

16.11.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler. Nicedir aklına koymuştu, bu konserleri Diyarbakır’da da düzenleyecekti. Diyarbakır konseri gerçekleşti. Bu konseri izleme şansını buldum. Hayatımın en güzel deneyimlerinden biriydi.

Önceleri kuşkuluydum. Memleketin bunca derdi varken, ülkenin birçok yöresi bu dertleri daha da yoğun yaşarken kim giderdi ki! Konser afişi çok cazip olsa da (elinde koca bir dilim karpuz tutan Bach’ın resmi) BİN KİŞİLİK Sezai Karakoç Kültür Merkezi’ni doldurmak kolay olmayacaktı.

Yanılmışım. Salonun girişinde uzayıp giden kuyruk vardı. Bir başka şaşkınlığım, çocuk ve genç dinleyicilerin çokluğuydu. Konseri çocuklar çıt çıkarmadan izleyeceklerdi. Öncesinde ve sonrasında onlarla konuştuğumda, heyecanlarını hiç gizlemediler. İlk kez klasik müzik konseri dinleyeceklerdi. Birçoğu saz, piyano, keman, gitar çalıyordu. Konser biletliydi. Öğrencilere biletler sadece 100 liraydı. Salon doluydu.

BARIŞA ADANAN KONSER

“Demek Diyarbakır’da da Bach olurmuş... Diyarbakır’a Bach ağır gelebilir diyenler oldu. Ama ben Diyarbakır’a hiçbir şey ağır gelmez diye inat ettim.”

Açılış konuşmasına böyle başladı Hakan Erdoğan. Sonra Moskova’dan gelen “Pelle d’Oca” Oda Orkestrası’nı ve konserin biri Rus, biri Türk iki solistini tanıttı. Programı özetledi. Bu konseri mümkün kılan tüm Türklere ve Kürtlere teşekkür etti. Bu konserin Sırrı Süreyya Önder’e adandığını açıkladı.

“Hem sanatçı kimliğiyle yüreklerimize dokunan hem de siyaset adamı olarak barış mücadelesine emek veren çok değerli bir ismi, Sırrı Süreyya Önder’i anmanın hüznü de var. Bu konser barışa ve onun anısına adanmıştır.”

“Konserimiz, müziğin birleştirici gücüne inanarak bu sürece bir nota, bir nefes olma niyeti taşıyor” diye bitirdiğinde salon alkıştan inliyordu.

MÜZİK ZİYAFETİ 

Moskova “Pelle d’Oca” Oda Orkestrası (yaş ortalaması 30) ülkesinde en prestijli salonlarda ve dünyanın her kıtasında konser veren bir topluluk. Orkestra şefi ve çellist Nikolay Şugayev topluluğun sanat yönetmeni. Sayısız plak kaydı bulunuyor.

Önce Bach’ın Re Minör İki Keman için Konçerto’sunu dinledik. İki keman, iki renk, harika bir diyalog ve bütünleşme... Gecenin anlamına çok uygun bir başlangıçtı. Ardından Bach’ın 3 No’lu Brandenburg Konçertosu geldi. Farklı çalgıların kucaklaşması, bir arada yaşamanın, uyumunun metaforu gibiydi.

Konserin iki solistinin biri Rus, biri Türktü. Rus kemancı Arseniya Sibilyova (24 yaşında) sayısız ulusal ve uluslararası ödül kazanmış. 2024/2025 sezonunda, Rusya’nın en iyi üç kemancısı arasında gösterilen kuğu gibi bir sanatçı. Orkestra eşliğinde ondan Vivaldi’nin “Mevsimler”inden “Yaz” ve “Kış”ı dinledik. Genç kemancı dinamizmiyle, hüznüyle, duyarlılığıyla, orkestrayla bütünlenişiyle ve beden diliyle hepimizi büyüledi.

Hakan Erdoğan’ın deyişiyle “Bu müzik, en zorlu ve kasvetli mevsimlerin dahi geçici olduğunu, zorlukların ardından yeniden doğuşun ve umudun mümkün olduğunu hatırlatır bize”. İnanın bu konserde de aynen böyle oldu!

NAZ ERDOĞAN FAKTÖRÜ

Bu konserin benim için kazançlarından biri Naz Erdoğan’ı tanımak oldu (Hakan Erdoğan’ın kızı). Viyola ve şan sanatçısı.

On iki yaşında, Yehudi Menuhin School’a kabul edilen ilk Türk öğrenci olarak İngiltere’ye gitmiş, okulu bitirdikten sonra tam burs alarak İngiliz Kraliyet Müzik Koleji’nde okumuş; mezuniyet sonrası klasikten çağdaş müziğe, caza uzanan bir çizgide viyola sanatçısı, şarkıcı, aranjör ve eğitmen olarak uluslararası çok yönlü bir müzik mesleğini sürdürüyor.

Ondan Paul Hindemith’in “Trauermusik”; (Yas Müziği) dinledik. Besteci bu eserini İngiltere Kralı V. George’un ani ölümü üzerine, viyola ve yaylı orkestra için bestelemiş. Güç bir eserdi. Bireysel ve toplumsal hüznü yansıtıyordu. Naz’ın ve orkestranın yorumu çok etkileyiciydi. Sırrı Süreyya’yı içimiz titreyerek andık.

Çaykovski’nin “Yaylılar için Serenad”ıyla hüznün ardından kutlama geldi. Hayata, sanata, barışa dönük inanç, umut, yaşama sevinciyle konser sona erdi.

FİNAL SÜRPRİZİ 

Bitti sanıyorduk ki... Final sürprizi geldi. Bütün orkestra, solistler hiç ama hiç alışık olmadıkları bir müziği icra ediyorlardı. Hem de nasıl büyük bir şevkle.

Naz Erdoğan kısacık sürede tüm sözleri ezberlemiş, elinde mikrofon, Kürtçe “Keçe Kurdan” - “Kürt Kızı” türküsünü söylüyordu. (Sahne karizması müthiş.) Tüm dinleyiciler ona katılırken Rus orkestra kanatlanmış uçuyor, onlara Diyarbakırlı bir davul ve zurnacı eşlik ediyor, salonu dolduran gençler ayağa fırlamış halay çekiyordu.

Türküyü birkaç kez tekrarlattıktan sonra kimse ayrılmak istemedi. Kulaklarımda asıl kalan tümce “Yine gelin, yine gelin, yine gelin” oldu. Emeği geçen herkesi kutlarım. 

Yazarın Son Yazıları

Uygarlık düşleri

Önceki akşam AKM’de İstanbul Müzik Festivali’nde (İKSV) kendimi iki ayrı Türkiye arasında gidip gelirken buldum.

Devamını Oku
25.06.2026
Cazın direnci

Bir ülkede umudun tamamen kaybolup kaybolmadığını anlamak için gazetelerin manşetlerine değil, gençlerin gözlerine bakmak gerekir.

Devamını Oku
21.06.2026
Sanatın Belleği-Toplumun belleği

Hukukun bir gecede değiştiği, insanların sabaha karşı evlerinden alındığı, gençlerin umutlarının, emeklilerin yaşamlarının, kadınların güvenliğinin her gün biraz daha aşındığı bir ülkede yaşıyoruz. İyi sanat bize gerçeklikten kaçmayı değil, gerçekle yüzleşecek cesareti verir.

Devamını Oku
18.06.2026
Festivalde büyülü gece: Bedenimiz bir evrendir

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...

Devamını Oku
14.06.2026
Darbeler arası festival

Oysa hepimizin nefes alma hakkı var. Nefes almak, gülümsemek, korkmamak, acı çekmemek, isyan etmemek, ülkemdeki ve dünyadaki rezillikleri kısacık bir süre için de olsa düşünmemek hakkı var.

Devamını Oku
11.06.2026
Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı.

Devamını Oku
07.06.2026
Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi’nin yıldönümünde yazıyorum.

Devamını Oku
04.06.2026
Baldwin hâlâ yaşıyor

James Baldwin’in “Kimseler Bilmez Adımı” kitabı, uzun yıllar sonra Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle ilk kez Türkçe yayımlandı.

Devamını Oku
31.05.2026
Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi.

Devamını Oku
28.05.2026
Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026
Yumruklar havada yürüdük tek polis görmedik!

Yedi gün önceydi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih...

Devamını Oku
30.04.2026
Savrulurken oradan oraya...

Bir ülke düşünün.

Devamını Oku
26.04.2026
Bayram mı, yoksa vicdan sınavı mı?

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Devamını Oku
23.04.2026
Merhaba Günü

İktidara geldiklerinde dindar ve kindar bir kuşak yetiştireceklerini açıkladılar.

Devamını Oku
19.04.2026
Hrant Dink Hafıza Mekânı

Zaman uçuyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Operasyon arası sanat

27 Mart 2026-Uşak Belediyesi’ne operasyon.

Devamını Oku
12.04.2026
Teşekkürler Zülfü Livaneli

Hem Zülfü Livaneli’nin kendisi hem sayısız araştırmacı, o baskı altında zoraki kabullenilmiş adaylığın, SHP’nin yerlerde sürünen oylarını yükseltmek için kabul ettiğini açıkladı. Yükseltti de. Uğradığı saldırılar, manipülasyonlar, kimi medya ve aydınların ihaneti hepsi yazıldı. Oyların nasıl çalındığı da... Daha sonra Baykal’ın dokunulmazlığı nasıl savunup Erdoğan’a başbakanlığı sunduğu, tüm partilerin tavırları... Ama okuyan kim!

Devamını Oku
09.04.2026
Tiyatro ve eleştiri

Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden bir çağrı alınca “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımı sunmak üzere kendimizi o muhteşem kentte bulduk.

Devamını Oku
05.04.2026
Demokrasiye bak!

Ama gerçekten olacak şey mi?

Devamını Oku
02.04.2026
Semiha Berksoy: Kendi mitolojisini yaratan sanatçı

Minicik bir kız çocuğu.

Devamını Oku
29.03.2026
Hakikat yargılanamaz

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Devamını Oku
26.03.2026
Bayram bitti

Bayram bitti

Devamını Oku
22.03.2026
Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026