Büyülü aydınlık bir gece

Büyülü aydınlık bir gece

04.09.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor. Hamburg’un orta yerindeki bir adada kurulu eski bir depo üzerinde, dalgalı paneller ve cam bir cepheyle yükselen bu yapı, nehrin dalgalarını, kentin görünümünü, günün farklı saatlerinde farklı ışıkları yansıtıyor. Adeta aldığı ışığa göre değişen bir kristal. Mucize gibi yükseliyor dedim ya, mucizeler kendiliğinden olmuyor. Bu “mucize”yi tasarlayan, gerçekleştiren (2017) Herzog&Meuron mimarlık firması.

“Elbphilharmonie”, yani Elbe Filarmoni binası sadece bir kültür merkezi değil, ikonik mimarisiyle kentin odağına yerleşmiş, oteli, restoranları, farklı salonlarıyla dev bir kamusal alan. Fazlasıyla ünlenmesi sadece mimarisinden değil, aynı zamanda “Dünyanın en büyük ve en iyi akustiğine sahip konser salonu” diye bilinmesinden.

İşte bu anlı şanlı konser salonunda ilk kez Türk orkestraları yer aldı. Bu orkestraların ilki Carlo Tenan yönetiminde Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’ydı. O konseri izleme şansım oldu. İkinci konser ise Cem Mansur yönetiminde Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nınkiydi.

FESTİVAL VE PORTRE SANATÇISI

Bu yıl Almanya’da SchleswigHolstein Müzik Festivali 40. yıldönümünü kutluyordu. Festivalin ana teması İstanbul, “portre sanatçısı” ise Fazıl Say seçilmişti. Bu festivalin özelliği iki ay boyunca farklı yörelerde, farklı mekânlarda çok geniş halk kitlelerine seslenmesi.

Borusan Kocabıyık Vakfı Başkanı Zeynep Hamedi, “Artık biz bir festivale katılalım diye başvurmuyoruz, prestijli salonlardan ve festivallerden davet alıyoruz” derken haklı bir gurur duyuyordu. Gerçekten Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın 25 yılda, Borusan Quartet’in 20 yılda geldikleri yeri ve başarılarını görünce insan hayranlık duyuyor.

Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay, bu festivale dört konserle katıldıklarını ve 2028 yılının sonuna dek dış turnelere bağlandıklarını söylüyor. Nisan ayındaki İngiltere turnelerinin başarısı ve tadı herkesin damağında.

Festivalin “portre sanatçısı” olmak demek, iki ay boyunca odak noktası olup sayısız konser vermek demek. Bu festivalde 17 konser verdi Fazıl Say. Bütün senfonik eserleri dünyaca ünlü muhteşem orkestralar tarafından çalındı. Ayrıca ilk seslendirilişlerin de olduğu, pek çok oda müziği projesi, solo piyano resitalleri ve vokal eseri Avrupa’da alkışlandı. Farklı orkestralarla, farklı müzisyenlerle, farklı mekânlarda (bunların dördü, sözünü ettiğim Elbe Filarmoni’de) konserler, resitaller... Bence insan üstü bir güç, bir azim, bir çalışma ve yaratma temposu...

O AKŞAM KONSERDE

1 Eylül akşamı -Dünya Barış Günü- biz konseri dinleyen ölümlüler için adeta bir aydınlanma akşamı oldu. Dünkü minicik konser haberimin başlığında da dediğim gibi, “Türkiye’nin aydınlık yüzü sahnedeydi”. 100 müzisyenden oluşan orkestranın, ışıltısı, aydınlığı sahneyi çepeçevre saran koltuklarına gömülmüş bizlere de yansıyordu. Orkestra muhteşem, dünya güzel, ülkem harikaydı!

Salonun içi de alışılmış konser salonlarına meydan okuyordu. Sahne ortada, çepeçevre 6 kat dalgalar halinde yükselen dinleyici grupları... Bu dalgalanma en uzaktan bile sahneyle ilişkiyi yakın kılıyordu.

Biletler çoktan tükenmişti. Program Doğu ile Batı, dünle bugünü buluşturuyordu. İlk yarıda İngiltere turnesinde çok sevilen Ferit Tüzün’ün “Nasreddin Hoca”, Gershwin’in cazdan klasiğe uzanan “Rhapsody in Blue” ve Ravel’in “Sol Majör Piyano Konçertosu” vardı. Sadece piyano konçertosunda değil, öteki eserlerde de her solo bölümde müthiş bir sessizlik salona egemen oluyor, millet sanki nefesini tutuyordu. Ravel piyano konçertosundan sonra alkışlar dinmeyince Fazıl Say tekrar sahneye gelip “Kara Toprak”la alkışları karşılayacaktı.

YÜZ YAŞINDA BİR ÇOCUK

İkinci bölümde ise Fazıl Say’ın 6. Senfonisi, “Yüz Yaşında Bir Çocuk” adlı eseri vardı. Fazıl Say’ın senfonileri kendi içlerinde de her daim bir sentez arayışı içindedir. Bu da öyle.

Bu eseri Cumhuriyetin 100. yıldönümü icin Borusan Sanat Fazıl Say’a ısmarlamıştı ve ilk kez yine BİFO tarafından Ekim 2023’te seslendirilmişti. Eser dört bölümden oluşuyor:

1. Üzgün İnsanlar (Çok kısa, bir giriş) 2. Anadolu Ütopyası (Çok renkli Anadolu coşkusu, tatları, renkleri, esintileri) 3. Cehalete İsyan (Her tür çağrışıma açık, öfkemizi, isyanımızı da körükleyen muhteşem bir bölüm) ve 4. Yılmayan Ruhlar. (Mücadeleden asla vazgeçmek yok diyen, usulca insanın içine işleyen bir final)

Sonra... Sonra alkışlar dinmek bilmedi. Sanki büyülü bir geceydi. Sanki tüm dinleyici transa girmişti. Bravo sesleri havada uçuşurken Fazıl Say’ın ve tüm orkestranın mutluluğu, bizi yeryüzünün muhteşemliğine inandırıyor; Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımızı tazeliyordu. Emeği geçen herkesi kutlarım. 

Yazarın Son Yazıları

Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025