Çocuklar için...

Çocuklar için...

23.11.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki... Kimi nutuk atar, bebeklerden katil yaratır, kimi döver söver, kendi çocuklarını değil, başkalarının çocuklarını hedef alan kararlar verir, kimi okşar şımartır yoldan çıksa da benimdir der. Sadece kendi çocuğu için yaşayanlar elbet başkalarının çocuklarını dert edinmez. (Bu kadar girizgâh yeter. Sadede gel Zeynep!)

BİR NOTA, BİN UMUT 

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü. O akşam İş Sanat’ta muhteşem bir konser dinledim. Konserin başlığı “Bir Nota, Bin Umut”tu. Haftanın armağanıydı! Fazıl Say’ın AÇEV’e desteğiydi.

Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) 30. yıldönümüydü. Bir sivil toplum kuruluşu olan, bağışlarla ayakta duran, çocuklara fırsat eşitliği yaratmak için yola çıkıp bugün Türkiye’nin birçok köşesine uzanan bu kuruluşu yıllardır saygıyla izlerim. Toplumu nasıl dönüştürdüklerine tanıklık etmişliğim var.

Ancak o akşam edindiğim ve konser biter bitmez okumaya başlayıp ertesi gün bitirdiğim “AÇEV’in Öyküsü-Kökler ve Kanatlar”ı (Doğan Kitap) okuyunca, yaptıkları işe, adanmışlıklarına saygım, sevgim, hayranlığım bin kat arttı. Kitabı yayına hazırlayan Bahar Çuhadar, ihtiyaç sahibi çocuklara uzanan elleri, tanıklıkları, anıları, ustalıkla derlemiş.

Kuruluşundan bu yana atılan adımlar, izlenen yol, çocuk eğitiminin anahtarı/kilidi, 0-6 yaşın önemi, anne ve babaların eğitimi, gidilmeyene gitmek, Güneydoğu açılımı, afet bölgelerine ulaşmak, radyo ve TV programlarıyla yaygınlaşmak, yurtdışına açılma, gönüllülük... Hepsinde tek pusulaları var: Bilim, bilim, bilim.

Bu yolculukta sayısız isim geçiyor. Başlangıç dinamosu Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı; akümülatör ve çalışkan karınca Prof. Sevda Bekman ve vakfın kurucusu, onursal başkanı Ayşen Özyeğin’in adlarını anmadan edemem. Bugün vakıf başkanlığını annesinden ve babasından aldığı güçle Ayşecan Özyeğin Oktay sürdürüyor.

Image

VE KONSER

Fazıl Say, sayısız STK’nin destekçisi. Bunlardan biri de AÇEV’di. Çocukların fırsat eşitliğine yönelik bir konser elbet “Kumru Balad”sız olamazdı. Zaten olmadı da.

Konseri, Fazıl Say üç bölümde düşünmüştü. İlk bölümde o ve piyanosu baş başaydı: “Kehanetler Tapınağı Klaros”. Yeni bir beste (2024). İlk kez dinledim. Sanki bin yıl önceden, Kaz Dağlarından, Ege’den dolanıp ileriye yönelik kehanetleri, umutları derliyordu. Bu parçayı “Kumru Balad” ve Anadolu’dan bir “Ses” izledi. İkinci bölümde “Bosphorus Romance” dinledik. Piyanoda Fazıl Say, flütte Aslıhan And. Önce güzelim genç sanatçının meziyetlerini tanıttı Fazıl Say; “Ayrıca eşim olur” deyip Say soyadını eklemesi, büyük alkışa neden oldu.

İşte bu eser, beni benden aldı götürdü. Fazıl Say, 2024’te bestelemiş ve karısına ithaf etmişti. Klasik formu Türk renkleriyle, esintileriyle harmanlayarak İstanbul’un şiirsel ruhunu yansıtıyordu. Aydınlık bir ana tema, parkta âşıklar, gecenin dinginliği, köçekçe dansına uzanan bir Boğaz yolculuğu... Bu eserin oda orkestrası versiyonunun dünya prömiyeri Mart 2026’da Münih’te gerçekleşecek. Bestenin romantizmi kadar, ikilinin olağanüstü yorumunda birbirleriyle diyalog, uyum, ilişki de çarpıcıydı.

Son bölümde ise önceden bildiğimiz Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Metin Altıok şiirlerinden bestelediği şarkılara yeniler de eklenmişti: “Yorgun Çocuklardık” (Ahmet Telli) “Gel Yürüyelim” (Ahmet Erhan), “Kırılgan” (Murathan Mungan), “Bir Erkeği Sevmek Zor” (Özen Yula). Birbirinden zor bu şarkıları mezzosoprano Seda Kırankaya duru sesiyle hepimizin kılarken ben bir kez daha baba Ahmet Say’ı, oğlunu edebiyatla yoğurduğu için minnetle, sevgiyle anıyordum.

“Bir Nota, Bin Umut” konseri, her çocuğun hayata eşit fırsatla başlama hakkını bir kez daha hatırlattı. Her nota, bin çocuğa umut oldu; her melodi, fırsat eşitliği için bir çağrıya dönüştü.

ÇOCUKLARA KIYMAYIN

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü. Ve benim muhteşem ülkem, korkunç ülkem, acınası ülkem çocuk işçi ölümleriyle sarsılıyordu.

Son bir yıl içinde iş kazalarında ölen 83 çocuk vardı. Bizim çocuklarımız. Bunların 16’sı devlet denetiminde olması gereken, (dört gün fabrika, şantiye vb. bir gün okulda çalışma) çocuk işçileri sömüren, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı MESEM’de (meslek eğitim merkezleri) korkunç koşullarda çalışırken hayattan koparılmıştı.

Bugün Türkiye’de 3.5 milyon çocuk işçi bulunuyor. Her gün okuldan uzaklaşıp çalışma hayatına atılan çocuk sayısı yükseliyor. Bu ülkede yaşayan her insan Sera Kadıgil ve Sevda Karaca gibi milletvekillerinin; CHP Kadıköy Gençlik Kolları Başkanı Erdener Işık’ın bu konudaki haykırışlarına kulak vermeli. Arayın, bulun, dinleyin. Ve bu işçi çocuk ölümlerinin hesabını sorun! 

Yazarın Son Yazıları

24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025