Paramparça ve umut

Paramparça ve umut

28.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

En başarılı işlere imza atmış belediye başkanları ve yol arkadaşlarına; Osman Kavala’dan, Selahattin Demirtaş’tan tüm o Gezi esirlerine, 19 Mart sonrasında tutuklanan öğrencilere uzanan, uygulanan zulme bakıyorsunuz; hele hele ölüm riski taşıyan hasta tutsaklara yapılan işkenceleri görüyorsunuz ve kahroluyorsunuz.

Diyanet’in işlediği anayasal suçlara, laik eğitimdeki suçlara bakıyorsunuz, onlara ve “Taşıma aracının ön koltuğu boş olsa bile kadın/kız önde oturamaz” diyen cahile kin kusuyorsunuz.

“Bütün bu rezillikler gündemi değiştirmek için, ciddiye alma” diye size öğüt verenlere, “Türkiye’yi bırak Gazze’ye bak” diye teselli etmeye çalışanlara, “Yalnız biz değil, bu kapitalist düzende dünya da b.k çukurunda” diyenlere öfkeleniyorsunuz.

Ve bu bunalma, kahrolma, öfkelenme, kinlenme, kötüleşme, karamsarlıkla boğuşma, umutsuzluğu yenme uğraşında yorgun düşüp ÖLMEK İSTİYORSUNUZ! Sizi bilmem ama benim ruh halim böyle. Ama olmuyor işte. Yaşamaya devam ediyorsunuz.

‘SUSMA BİTSİN’

Sonra... Sonra... Okuduğunuz bir kitap, bir şiir, dinlediğiniz bir müzik, bir diyalog, rastladığınız bir gülümseme, sizi yeniden hayata bağlıyor.

Nicedir etkinliğini sürdüren “Susma Bitsin” adlı platformun açıklamalarıyla, ifşaat daha çok ortaya dökülür oldu. Bu iyi. Fotoğraf, sinema, TV, tiyatro, dizi sektöründe kadınlara yapılan şiddet, taciz ve cinsel saldırılar üzerine bu platformun yaptığı açıklama şöyleydi:

“Son günlerde birkaç fotoğrafçının ifşasıyla başlayan ve hayatta kalanların cesaretiyle büyüyen ifşaları takip ediyoruz. Failleriyle yüzleşme cesaretini bulan bütün kadınlara ve LGBTİ+’lara dayanışma ile sarılıyoruz. Henüz konuşmaya hazır hissetmeyen başka pek çok hayatta kalan olduğunu da biliyor, onlara inanıyor ve hepsi için burada olduğumuzu hatırlatıyoruz... Susmayalım, bitsin.”

İfşaatlar sonucunda, şu son dönemde Arter, Akbank Sanat, MUBI gibi kimi kurumlar, taciz ve cinsel saldırıda bulundukları iddia edilen sanatçılarla ilişkiyi kesti. Darısı diğer kurumların başına diyelim.

KADINLAR, GÖLGELER VE DUVARLAR

Birkaç gün önce beni heyecanlandıran ve umutlandıran bir projeyle karşılaştım. Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Türkiye Mozaik Kültür Sanat Fonu’nu almaya hak kazanan “Kadınlar, Gölgeler ve Duvarlar”, Sadece bir tiyatro olayı değil. Tiyatroyu bir araç olarak kullanarak toplumu bilinçlendirmek, kadınların farklı deneyimlerine dair önyargıları görünür kılmak ve sorgulatmak amacı güden bir sosyal etkinlik.

İris Bilen anlatıyor: “Oyuncular Sendikası adına bu projenin gönüllü yürütücüsüyüm. Kadınların sahnede nasıl temsil edilmek istediklerini doğrudan kendilerinden öğrenmek için 7 ay boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalıştık ve oyuncu kadınlar, HIV ile yaşayan kadınlar, DEHB teşhisi olan kadınlar ve göçmen kadınlarla odak grup görüşmeleri gerçekleştirdik.”

Bu görüşmelerde üç soru sormuşlar: “Sahnede nasıl temsil edilmek istersiniz?”, “Bu oyun nasıl bir oyun olmalı?”, “Nasıl bir karakter görmek istersiniz?”

Bu soruların yanıtlarıyla çeşitli oyunlar oluşturmuşlar. Yani kadınların kendi sözlerinden doğan bir yolculuk.

Bu oyunları sahnede değil, marketlerde, fabrikalarda, alanlarda, sokaklarda oynamayı düşünüyorlar. Ayrıntıları Oyuncular Sendikası sitesinde bulabilir, Oyuncular Sendikası başkanı Zuhal Olcay’ın röportajını dinleyebilirsiniz.

MÜZEDE SAHNE

Bir tiyatro haberi daha: “Karşılaşmalar ve Ötesi” temasıyla Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenen “Müzede Sahne”yi Ayşe Draz yönetiyor. Çok katmanlı programıyla, farklı disiplinleri bir araya getiriyor. (4-7 Eylül)

Ana sahne programında; sezonun öne çıkan yapımlarından olan “Yarın Belki de”, Afife Tiyatro Ödülleri’nde “yılın en başarılı kadın oyuncusu” ödülünü alan ve aile içi şiddeti bir kadının hayat hikâyesi üzerinden ele alan “Kızlar ve Oğlanlar” ve uluslararası prestijiyle öne çıkan “L’Addition” yer alıyor. İlk kez Avignon Tiyatro Festivali’nde sahnelenen ve festivalin en çok konuşulan yapımları arasında gösterilen L’Addition, komik ve kışkırtıcı diliyle seyircisini güldürürken rahatsız edici sorularla da yüzleştiriyor. Bu dikkat çekici yapım, Müzede Sahne kapsamında Türkiye’de ilk kez sahnelenecek. 

Yazarın Son Yazıları

Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025