Lokomotif Moskova maçına 4-2-3-1 taktik diziliş ve beklenmedik bir kadro ile başlıyor Fatih Terim. İleri 3’lüdeki Babel ve Barış tercihinin muhtelif açıklamaları olabilir. Mesela Pazartesi günü oynanacak derbi maçı nedeniyle kadrosunu ekonomik kullanmak ya da önce daha defansif bir anlayış sergileyip sonra gol kovalamak… Ancak sahaya yansıması ‘sıkıntı’ oluyor. Yanlış anlaşılmasın. Sıkıntılı pozisyonların yaşanması değil kasıt. Bu tercihler ilk yarıda hiç pozisyon yaratmıyor. Hiç… Buna karşılık ev sahibi Lokomotif Moskova’nın da bu suya sabuna dokunmadan kendi halinde bir oyun sergileyen Galatasaray’a cevabı, ‘ellemeyelim uyusunlar’ olunca, son derece durağan bir ilk yarı tamamlanıyor. İkinci yarıya pozisyonlarla başlıyor Galatasaray. 54’te Nelsson ile (ki kaleci izin vermiyor) ve 55’ye Babel ile (ki kalenin yanından dışarı gidiyor) oyun hareketleniyor. Buna Fatih Terim’in müdahaleleri geliyor. Önce Kerem ardından Diagne ve Morutan ile oyun ilk defa tempo kazanıyor. Lokomotif Moskova da bu yarıda biraz daha hareketli. Ancak Galatasaray savunması bugün hatasız olmasa da hatalarını hızlı telafi edebildiğinden tehlikelere izin vermiyor. Galatasaray’ın ilk yarıda değil ama ikinci yarıda beklediği gol 82’de bir Morutan asisti ve Kerem vuruşu ile geliyor. Her ikisi de akıl dolu. İlk yarının insanın içine fenalık veren futbolu, ikinci yarıda Galatasaray’ın oyuna hakim olduğu bir fırtınaya dönüşüyor. Terim’in önce uyutan sonra son vitese takan U dönüş taktiği, Galatasaray’ı E grubu liderlik koltuğuna iyice yerleştiriyor.
Yazarın Son Yazıları
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?
Langırt
Yokluğu yara
Mesele
Nasıl olacak?
Tutuk ama istikrarlı
Uyanış